AdsızGecenin bir yarısı oğlumun sevdiği programlardan birini izliyoruz, ben bir taraftan da boş durmuyorum bir şeyler karalıyorum. Arada başımı kaldırıp napıyor bu adamlar diye bakıyorum. Zaten bakmayınca bizimki, ‘anne annee şuna baakkk‘ diye naralar atıyor.

Adamlar hurdalıktan arabaları cüz-i bir paraya satın alıyorlar, sonra onları rüya haline getirip büyük paralar karşılığında koleksiyonerlere satıyorlar.

Adamların işi bu. Ama gerçekten de arabanın ilk haliyle son hali hayal bile edilemez derecede farklı. Güzel arabalardı ne yalan söyleyeyim. Hatta kendime araba bile seçtim. Bir de hurdalık bulursam bu iş tamamdır.

Belli ki bu işten çok iyi para kazanıyorlar. Adamların haline baktım da acıdım hallerine. Zavallılar yağ pas içindeler. 24 saat çalışıyorlar. Çok kazansalar ne olacak, kazandıklarını harcamaya zamanları bile yok.

Ben onların bu zavallı hallerine acırken o ara bir tanesi felsefi bir laf etti. Hemen Antidepresan T.A.Ş. Muhasebe Müdürümüz Murat Ertaş’ın gönderdiği ajandama not aldım. Sabah olunca ben bunu yazayım dedim.

Sabah da olduğuna göre yazma zamanı geldi. Aklıma da nerden geldiyse bir çocuk şarkısı geldi. Severdim bu şarkıyı. (şarkıyı uyduruyor olabilirim ama aklımda böyle kalmış)

Bak yine sabah oldu

Her taraf neşe doldu

Karanlıklar uzaklaştı

Okul vakti yaklaştı

Dün gece de bir rüzgar bir fırtına, şimdi de İzmir ağlıyor. Tıpkı ağlak kadınlar gibi. Kadınları hep erkekler ağlatıyor bunu biliyoruz da bu İzmir’i kim ağlatıyor anlamış değilim. Ama bunun için kafa yormam. Zaten çok iç karartıcı bir hava var dışarıda.

Perdeyi açarken de gözüm sokak lambasına takıldı. Şimdi dikkat ettim de o lamba gece gündüz yanıyor.

Bir keresinde kimin blogunda okumuştum hatırlamıyorum ama gece gündüz yanan sokak lambalarının günahını kime fatura ederler diye bir yazı yazmıştı da çok beğenmiştim. Hatta yorum yazmıştım, ‘en iyisi o lambaları kıralım da faturası bize çıkmasın‘ diye. O da cevaplamıştı, ‘aman ha elektrik faturasının üstüne şimdi bir de lamba parası ödemeyelim‘ diye.

Bunu düşünerek lambayı kırmaktan vazgeçtim. Sabahın kör karanlığında durup dururken devlete ödediğimiz hava parası, su parası, çöp parası, ayak bastı parası, öksürdü parası, tıksırdı parası verdiğimiz yetmiyormuş gibi üstüne bir de sokak lambası parası ödemeyelim.

Neyse ben yine dağıldım konuya geleyim çok uzattım farkındayım. Napim bu ağlak havalar beni böyle yapıyor.

Konumuz; Koleksiyonculukla, elde etmek arasındaki fark

Birşeye sahip olmak istediğin için sahip olmak

Bir şeye başkasının sahip olmasını istemediğin için sahip olmak

🙂 İyi bayramlar.

Bir cevap yazın