o değil de;

Dört kardeşin evi birbirine çok yakındı. Hepsi de tarla zenginiydi. Kavga etmekten mal derdine düşmekten kardeş olduklarını bir türlü hatırlayamadan yaşlandılar. Adları ’düşman kardeşler’e çıktı.

Zaman geçtikçe hayat gerçek yüzünü ortaya koydu ve kardeşlerden bir tanesi hayata gözlerini yumdu. Hiç beklenmedik bir ölümdü. Aynaya bakmaya korkuyorlardı… Sessizliğe büründüler. Aile içinde birbirine sarıldılar.

Diğer bir kardeş yatağa mahkum oldu. Karı-koca, yaşlı güçsüz ve muhtaçtı. Ailenin beş çocuğu olmasına rağmen çocuklar da kendi aralarında mal yüzünden kıskançlığa düşüp anne babayı ihmal ettiler.

Hepsi; ’ona daha çok mal bağışladı o baksın’ diyerek ’insan yükü ağırdır’ı bir kez daha ispatladılar.

Hasta olan babanın tek ihtiyacı, hastanelerde bulunan hasta yatağı ve tuvalet ihtiyacını gidermek için donanımlı tekerlekli sandalyeydi.

O kadar para pul, o kadar zenginlik, o kadar çocuk babaya bu ihtiyaçlarını gidermede yardımcı olmadı.

Yaşlı annenin ihtiyacı olan şey ise, günaşırı gelip evin günlük ihtiyaçları giderecek bir yardımcı…

O bollukta kıtlığı yaşıyorlardı. Öyle düşkünlerdi ki kendi ihtiyaçlarını giderecek ortamı bile oluşturamıyorlardı.

Çocuklar çoktan arkalarını dönüp gitmişti…

Allah herşeyin hayırlısını versin…

O değil de;

İyi bayramlar.

Bir cevap yazın