ANTİDEPRESANKonuğum Antidepresan T.A.Ş. Üyesi Sayın yazarım Cemal Hüseyin Çağlar. Eğitimci ve eski dostlardan. Yazılarını okumak büyük keyif…

* Cemal Hüseyin Çağlar kimdir?

Çok garip ve çok sıradan biri… Zor bir karakter… Çalışmaya odaklı bir kişilik… Son altı yıldan beri bir yoksul gibi yaşamaya karar vermiş biri… Okumayı,yazmayı,sevmeyi,sabırlı olmayı ve mücadele etmeyi benimsemiş biri… Mecbur kalmadıkça tekerlekli ve hareket halindeki tenekelere binmez;bazen saatlerce yürür… Bazen içinden geleni yazar: Bir gün sevda sardığında seni/Yüreğini yakar aşk ateşi/Mutlu olamazsın hiçbir yerde/Bahane bulursun/Sana söylenecek her söze/Ve yalnızca uçasın gelir sevdiğine/Kuşlar gibi… 

* Maksatlı olup maksatlı maksatlı ne yapmak lazım?

Çok okumak, çok çalışmak ve çok sevmek lazım. “Normal zamanlarda bizim tedavi ettiğimiz adamlar, anormal zamanlarda bizi yönetirler.” diyen Alman Prof.Dr.Ernst Kretschmer’in bu sözünü daha iyi anlamak için Çetin Yetkin’in yazılarını okumak lazım mesela… “Kendi içindeki ateşi milletine maleden adam. Kendi meşalesini vatandaşının eline veren kahraman adam…” Bu söz Şili’deki bir parkta Atatürk heykelinin kaidesinde yazılı. Bunu anlamak için de Muhiddin Nalbantoğlu ve Yavuz Donat okumak lazım… Türk Milleti’nin her ferdi çok uyanık olmalı; hem milletini hem de vatanını çok sevmeli… Bu maksat içimizdeki sönmeyen ateş olmalı… 

* Dilekçenin okunacağını bilsen ne yazarsın?

 Türkiye’deki tüm okullarda derslerin müzikle başlayıp, müzikle bitmesini talep eden bir dilekçe yazarım. İlköğretim ikinci sınıftan itibaren öğrencilerimizin günlük gazete okumalarının sağlanmasını dilerim. Mustafa Tınaz Titiz’in yayın ve görüşlerinin eğitimcilerce izlenmesini isterim. Her okulda en az üç müzik öğretmeni kadrosunun tahsis edilmesini isterim. 

* Neden affetmez ki oğullar babalarını?

Anneler, dünyadaki bütün kadınlar birer melektir. Bu yerkürede “kötü” kadın yoktur; talihsiz kadın vardır. Bu talihsizliğe de kadının dışındaki ikinci,üçüncü… şahıslar yolaçar. Fatura kadına kesilir. Özellikle eşlerinden ayrılan babalar, çok kısa bir zamanda evleniyorlar. Çocukları varsa, bunları unutuyorlar. Bu durum affedilemez bir durumdur. Bu yaşımda böylelerini dövmek için karete kursuna gitmeyi bile düşünüyorum. Bir de işin tabiat yanı var: Anneler daha kolay affediliyor. Zor bir konu, bunun için kitap yazmak gerek… 

* Ev sahibinin Almanya’dan kızı geldi mi?

Ev sahibim asker emekisi idi, Hakk’ın rahmetine erdi. Kendisine baba, eşine anne diye hitabederim. Acılarından sonra birkaç kez aradım, çok üzgünler; ben de üzgünüm. Epeydir aramadım. Kendilerine hergün dua ediyorum; beni üzmediler ve ben de kendilerini üzmedim. Kendime ait bir kütüphane evim olmasını isterim. Ya nasip diyelim!… 

* Bilgisayarla küslük kaç gün sürmeli?

Eğer internetliyse bilgisayara küsülmemeli. Bütün gazeteler okunmalı, notlar alınmalı. Kayıtlar yapılıp, çıktılar alınmalı… Yalnızca okunmakla da yetinilmeyip, mutlaka yazma işi de başarılmalı… Ben bilgisayarı içinde bulunduğum bir insan topluluğu olarak görüyorum, tabi düşünceler itibariyle… Günümüzde bilgisayara küsmek, insana küsmek gibi bir şey… Bu nedenle olağanüstü durumlarımız dışında mutlaka bakmak lazım, bu makinede (yerkürede) ne var, ne yok diye… 

* Canı çay isteyenler a y s t i’mi içmeli?

Canı çay isteyenler mutlaka çay içmeli. Çayın dışında “zıkkımın kökünü”(!) içmeli. Eğer “zıkkımın kökü” yok ise, çayın yerine Türk kahvesi içmeli. Başka da ne içsinler?!.. Aktarlarda bizim olan; envayi çeşit, binbir derde deva otlardan alıp içsinler… 

 * Yolun neresine kadar gidilir?

Bu yol meselesinde biraz durmak lazım, birkaç laf söylemek şart. “Ömür biter, yol bitmez.” misali; ömrümüz bizi yolun neresine kadar götürürse, yolun orasına kadar gidilir. Yol düşünen insan için kimi zaman umuttur, kimi zaman hayaldir; kimi zaman idealdir, kimi zaman hayatın kendisidir… Edebiyatta, sanatta, kültürde, siyasette, sevgide sıkça işlenen bir gerçekliktir yol;mecaz anlamıyla tabi… Gerçek anlamda atların, eşeklerin, hareketli tenekelerin, daha birçok canlının hareket alanı, yer değiştirme güzergahıdır yol… Yol çoğu zaman yürüme tutkusudur;ideale varma uzamıdır… “Alman kültüründe yürüme tutkusu; ideal bir ülkeye duyulan macera dolu bir özlemden doğar.”(xıx.yy.da yaşamış Alman romancı Gustav Freytag) Herkesin yolu açık olsun; yolları kapalı olanlar da açsın, ne diyeyim?!.. “Yürümekle yollar aşınmaz!..” bu da Baba sözü ya… 

* Eskiden mektup taşıyanlar şimdi dert mi taşıyor?

Taşıyor ki hem de ne çok dert taşıyor; bunu yazmaya ne kağıt yeter ne de mürekkep; anlatmaya da nefes yetmez!.. Artık postacıların çantalarında mektup yok, boşanma ilamları, nafaka davaları, icra dava ve takipleri, vergi bildirimleri, kart, telefon, internet gibi süreli faturalar var. Bugün; Arslan Bulut “Bir kredi kartı ile bir ülkeyi teslim almak!” başlıklı bir yazı yazdı. Yazısını da şu cümleyle bitirdi: “Kredi kartı deyip geçmeyin, bir kartla koca ülkeyi teslim alabiliyorsunuz!” (Türkiye’de Yeniçağ;09.02.2009) Bir yoksul gibi yaşayalım ve akıllıca zenginleşelim; postacıyı yorup, kendimizi de malımızdan etmeyelim; vazgeçelim şu kartlı-dertli hayattan!.. 

* Antidepresan T.A.Ş. hakkındaki görüşlerin nelerdir?

Ben ilk gördüğümde gerçek bir şirket sandım. Bu gerçek bir şirket de olabilir. Depresyon milli hastalığımız olma yolunda. Bir kere delirmiştim de, kendi kendimi iyileştirdim; ama her deli kendi kendini iyileştiremez. Bunun için bu şirket; şirketler topluluğundaki yerini almalı… Sizin şirkette görev almak isterim… Kapıdan içeri giren deliyi iyileşmeden/iyileştirmeden bırakmam… Bu konudaki düşüncenizi bana lütfen yazınız… 

* Bilge adam ne der?

Ben çocuklarıma hergün şunu söylüyorum: “Ben sizin iyilik eden insanlar olmanızı istiyorum. Bunun için de çok okuyun; çok çalışın; çok sevin; toprağa tane tane yağan yağmur; ateşe su; insana umut; Allah’a dost olun!..” 

* Zenginler mi fakirler mi daha mutludur?

Fakirler daha mutludur; bir de eğer bir zengin, merhametli ise o da pekala mutlu olabilir. Fakirlerin de umutlu olanı daha mutludur… Birini merhamet, birini de umut mutlu eder… 

* Son olarak ne söylemek istersin?

Zorluklarla dolu bir hayatım var. Herşeye karşın ülkemin en mutlu; en umutlu ve en huzurlu yurttaşlarından biriyim. Bunu da sabrıma ve bitmez tükenmez mücadele azmime borçluyum. Yurdumu ve milletimi çok seviyorum. Şiarım: Çalış vatan için; çalış millet için; çalış insanlık içindir… Türk Milleti dünyanın en çok okuyan; en çok çalışan; en çok seven ve en uyanık milleti olmayı başaracaktır. Türk Milleti; bu coğrafyada sonsuza kadar barış içinde yaşayacaktır. Dünyaya da barış getirecektir. SON SÖZ: Esma Kahraman çok mutlu olsun. Sağlık,varlık,huzur içinde yaşasın… SON SÖZÜN SON SÖZÜ: Yunusça olsun Hakk’a ve insana sevgimiz…

*****

🙂 Antidepresan T.A.Ş. Üyesi Sayın yazarım Cemal Hüseyin Çağla;, şirketimiz hakkındaki görüşlerin çok şirindi. Aramızda kalsın ama bende şirketin gerçek olduğunu düşünmeye başladım. Dile kolay. Bir seneyi geçmesine rağmen… krize rağmen hâlâ ayakta. Bu söyleşinin olabilmesi için zarafet gösterip büyük özveride bulundun. Katılımına ve güzel dileklerine teşekkür ediyorum. Güzel dilekler hepimizin olsun…

Ne iyi ettin de geldin. Sefalar getirdin.

🙂 İyi bayramlar…

Bir cevap yazın