Sonra Ne Mi Oldu (2)
Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Şub 25, 2010 Kategori : Gezi - Tatil, Gündelik Yaşam, İstanbul
http://www.esmakahraman.com/sonra-ne-mi-oldu/
Zahmetli bir yolculuk sonunda artık KemalCan’ın yanındaydım. Bu arada; Kemal Göksu Alternatif Süreç Gazetesi Yayın Yönetmenim ve sevdiÄŸim bir dost. Aynı zamanda dişçi.
Yayınlanan son sayı hakkında konuştuk. Uzun süredir görüşmemiştik. Sohbet muhabbet derken misafirleri geldi.
Misafirlerinin içinde Özel Lider ÅžiÅŸli İlköğretim Okulu 3. Sınıf öğrencileri Deniz Özdemirler, Onur TutuÅŸ ve Begüm Can’da vardı.
Proje Ödevi için orada bulunuyorlardı. Konuları ‘Gazetecilerle Röportaj’ dı.
Çocuklar soruları önceden hazırlamış gelmiÅŸlerdi. Keyifli bir röportaj oldu. Kemalcan’ı bayağı bir terlettiler. ‘Küçükken yaptığınız bir yaramazlık’ sorusuna Kemalcan cevap vermek istemezken ben hemen devreye girip ‘KomÅŸunun bahçesinden erik çalardı’ dedim ve KemalCan’ın hırsızlığı da böylece kayıtlara geçmiÅŸ oldu.
Soru-Cevap bir tarafa çocukların halleri görülmeye değerdi. Hep söylerim onlar dünyanın en güzel varlıkları.
Deniz Özdemirli; Orada bulunduğu süre içinde birlikte geldiği büyüklerinden ikaz alsa da keyifle sakızını çiğnedi. Koltuğa yanıma uzanıp cevapları yazdı. Soru sormak cevap yazmak pek ona göre birşey değildi sanki. O daha çok etrafla ilgiliydi. Güler yüzlüydü. Şirine bir ifadesi vardı. Onun ilgisini daha çok dişçi koltuğu çekmişti. Belki büyüyünce o da dişçi olur.
Onur TutuÅŸ; Orada bulunmaktan hoÅŸnutsuz görünüyordu. Dişçi korkusu olabilir. Cevapları o da yazdı. ‘Bitse de gitsek’ bir ifadesi vardı. Neyse ki KemalCan’ın kedisi Hasan oradaydı da biraz onunla ilgilendi ve rahatladı.
Begüm Can; Büyüyünce ne olur bilemem ama ne olursa olsun iÅŸinde çok baÅŸarılı olacağı kesin. Konuya ilgili, pratik, öğrenme isteÄŸi olan, gözlerinin içi parlayan ÅŸeker mi ÅŸeker bir prenses. FotoÄŸraf çekiminde verdiÄŸi pozlarsa ‘aman aman’ diyeyim ben size.
Meşakkatli bir süreçten sonra röportaj bitti ve Asistan Songül ablaları çocuklara hikaye kitapları, boyama kitapları verdi. Çok mutlu oldular.
Çocuklarla fotoğraf çektirdik. Giderken öpüştük el salladık ve gittiler. Sıradışı ve keyifli bir gündü.
Bir süre daha oturdum. KemalCan için yoÄŸun bir gündü. Misafirler gelmeye devam ediyordu. ‘Haydi Esma vakit tamam, akÅŸam diyordun, ÅŸimdi oldu akÅŸam’ diyerek gazetelerimi alıp vedalaÅŸarak oradan ayrıldım.
Deniz, martılar beni bekliyordu. Pastaneden simit aldım. Otobüse binerek Karaköy’e geldim
Mis gibi bir hava, deniz, martılar. Simitim de var. Hemen davranıp vapurda yerimi aldım. Vapur hareket ettikten sonra çantamdan simiti çıkarıp martılarlı besledim. Birlikte Kadıköye kadar geldik. ‘Özletme yine gel’ dediler ve geldikleri yöne geri gittiler.
Yeni bir otobüs macerasına atılmak üzere 16B kuyruğunda yerimi aldım.
Macera oracıkta başladı hemen. 1,5-2 yaşında bir minik bir adam, yanındaki anneanne-babaanne olduğunu düşündüğüm kadını soru yağmuruna tuttu;
- O kocaman vapurdan neden indik?
- Çünkü başkaları binecek.
- Neden başkaları bincek?
- Çünkü eve gidecekler.
- Neden eve gitcekler?
- Çünkü akşam oldu.
- Neden akÅŸam oldu?
- Çünkü hava karardı.
- Neden hava karardı?
- Çünkü gündüz aydınlık olur akşam karanlık olur.
- Havayı kim kararttıııı?
… sessizlik…
Devam edecek…
İyi bayramlar.