Hayali bir kahraman. Mor tokalı aşklara, iz bırakan gecelere ve İzmir’e sevdalı
… cebimde mor bir tokaydı aşk
saçlarının dağınıklığını arayan
İzmir ıslanırken Ege’nin kıyısında
dudaklarımdan öpüp, beni sevme derdin
dilimde tuz tadı gibi kalırdı sahil…
hayat: cebimdeki sahte kimlik
damgalı bir gülümsemeyle dudaklarımda
saçlarını toplamasını bekliyor aşkın
Bir sevgilisini bir de Ay Beyaz’ı unutamamış
… hatırlarım saçların ıslaktı senin
defne kokusuydu akşamlarım
pusulam doğruydu gözlerine baktığımda
aklım ayıktı sarhoşluğumda
hala hatırlarım, ay beyazdı
yağmurlarını ne çok severdim
güneşle geldim…
Ayraç’ı sorguluyor, beyin jimnastiği yapmaya zorluyor
… ay (ı) raç
ayrılığı mı çağrıştırır
yoksa kaldığın yeri mi gösterir
yeniden başlamak için…
Sözcük bilgilerinden yola çıkarak fikirleri sorguluyor
… bazı sözcükleri geç öğreniyor insan
“bitmek” mesela
bittikten sonra…
zamanında öğrenilmiş sözcük yok
gamze’de gülmeyi unutunca…
Kırık aynalarda sevdayı arıyor
… aynanın yüzüne bakan herkesle ilgili
bir sorunu vardır
sevdanın da öyle
bilinçsiz bir hafıza gibi durur yüzün
aynanın ketumluğunda
kendinindir tüm bu kırışıklıklar
hiç kimsenindir sevda da
Hayal kahvesi müdavimlerinin portresini çizmiş. Onları mahkumlara benzetmiş. İyi bir gözlemci olduğu kesin
… hayal kahvesi mahkumları başlar sonra
çaylarında azdır şekerin tadı
sigaraları hep soluk dumanlı
dirseklerindedir hayatlarının ağırlığı,
çürüten ömürlerini
kendi dilinde olmayan masallarını
aşkları hep başkalarının aşkları
çay bardağının garip şekli gibi öksürük sesi
hasta adamlardır hayal kahvesi mahkumları…
Bazen aklı karışmış. Aşka hayata dair kızgınlık ve sitem dolu sözler söylemiş
… anlamadım
aşklarıma neden piç yalnızlıkların tünediğini
tavanlarda yüksek odalarda alçaldığını adamların
geldiğinde biri, kalamayışlığımı
ve adım atarken içimde taşıdığım
toprağı incitme duygusunu…
Şiirlerini okuyunca insanın yüzünde güller açmıyor tam tersi hüzün kaplıyor. Gerçekler hoşumuza gitmiyor. Sebep bu galiba.
Ve bestim;
… düşün (de) ipsiz uçurtmaydın
elektrik tellerini pususunda
uyandığında diken diken saçların
eksik çocukluğun, özgürlük sancıların
uyandığında
yatağın düzenli
dünya darmadağan…
Yeni bir isim yeni bir dünya. Sayın yazarım Oktay NEM’i tanıdınız.
İyi bayramlar.