Olkan SEZDİN (3)

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Pazar Ağu 22, 2010 Kategori Röportaj, motosiklet, İş Yaşamı - Kariyer

Olkan Sezdin; BMW Motosiklet Özel Servisi ve Kawasaki Motosiklet Yetkili Servisi olarak hayatına mutlu bir şekilde devam ediyor. Tanıtım gezilerinde sonra şimdi de motosikleti anlatıyor… 

Dünyada yaygın olarak kullanılmasına rağmen (savaşlar dahil) yurdumuzda 50-70’li yıllarda Avrupa’dan gelen göçmenlerle,bisiklet vasıtasıyla hayatımıza girdi. :) Bence tabi…
Ancak, 90’lardan sonra yaygın olarak kullanılmaya başladı. (Daha çok hobi olarak)
Televizyon ve sinema ile birlikte ‘kötü çocuk’ olarak lanse edildi. Serseri aracıydı. Ve motosiklete binenlere serseri gözüyle bakılıyordu.
Oysa günümüzde işi yoğun ve yaygın olan doktorlar, avukatlar ve çeşitli şirket yöneticileri hobi’den çok ihtiyaç olarak kullanıyorlar. Cerrah ameliyatına,avukat duruşmasına, şirket sahibi toplantısına bu araç vasıtası ile yetişebiliyor. malum İstanbul trafiğii:)) park sorunundan bahsetmiyorum bilee:)
Günümüzde İstanbul trafiğinde motosikletin avantajları tartışılmaz. Hem trafik, hem park, hem de kullanım maliyetleri otomobilden çok düşük. Yakıt sarfiyatı ve tabii ki zehirli atık gaz oranını da gözden kaçırmamalıyız. Alet aynı zamanda çevreci yanii..:))

Servislerden bahseder misin?
Motosikletlerin satılmasında en büyük etkenlerden biri. Kullanım maliyetleri ve aracın devamlılığı için önemli. Bakımı yapılmayan motosiklet arızaya mahkum. Tıpkı diğer araçlar gibi.

Bakımın önemi biliniyor mu ve bu iş eğitimli kişiler tarafından mı yapılıyor?
Maalesef hayır.:( Birkaç servis dışında bakım uzman kişiler tarafından yapılmıyor. Oysa oldukça önemli bir konu. motosiklet kullanıcısı servis elemanına canını emanet ediyor aslında. Ama ne kullanıcı ne de servis elemanı bunun farkında. Burada dünya kadar para verilip alınan motosikletlerin bakımının düzgün yapılmasından bahsetmiyoruz sadece.O motosiklete dünyanın parasını verdikten sonra servis giderlerinden kaçan kullanıcılar, farkında olmadan canlarını tehlikeye atıyorlar. Bahsi geçen rakkamlar ise atla deve değil.. komik farklar.. İnsan hayatından bahsediyoruz yanii! Servisten çıktıktan birkaç km sonra motosikletinin yağ tapası düşüp,boşalan yağdan dolayı kaza geçiren çok binici var.
Bir ustanın (usta denilenin) yanında kısa süre çalışan biri kontrolsüzlükten dolayı ‘bende yapabiliyorum nasıl olsa’ diyerek dükkan açıyor. Teknolojiyle beraber motosiklet de hassaslaşıyor. Teknolojik oluyor.
Bunun anlamı da; motosikletin çalışma düzeni ve olan arızaların tespiti için o modele ait  pc destekli yazılımlara ihtiyaç olması. Bu yazılımlar her bakım periyodunda muhakkak kullanılmalı

Bunların takibini yapıp bilgi edinmek 1 marka için olası. Her markayı yaparım, onarırım demek gerçek dışı. Tabii ki ithalatçı firmalar ürünleriyle ilgili eğitimler veriyorlar. Ustalar bu eğitimlere katılıp,bilgilerini yeniliyorlar ancak;eğitimli usta sayısının azlığından dolayı bu sektörde transfer çok yaygın. Bir firmada 2-3 yıl çalışmış eleman o yılların modellerini biliyor,beski modelleri bilmiyor. Başka firmaya transfer olduğunda ise o firmanın yeni modellerini öğreniyor. Dolayısı ile marka devamlılığı olmadığı için bilgi hep eksik kalıyor.

Kullanıcı şöyle düşünebilir. Ne olacak yanii? o da motor, bu da motor.mantık olarak doğru görünebilir ama hiç de öyle değil. O kadar hassas ayarlar ve ekipmanlar var ki.. ben özel takımım olmadığı için kuzenimin küçücük bir scooter ini söküp aktarma kayışını değiştiremedim. Eski düzen tornavida çekiç mantığı çook eskilerde kaldı artık. Söktüğüm yerleri geri takıp..yetkili servise yolladım kuzenimi..:)

Kullanıcı bunu nasıl anlayacak?
Araştıracak! Nasıl ki her türlü faydalı ve faydasız bilginin kaynağı olan internette bayan-erkek arkadaş bulabilmek için zaman geçiriyorsa.. Motosikletinin servisi için de araştırma yapacak! Bakacak.. Servis elemanının geçmişi nedir? Aldığı eğitimler nedir? Bu eğitimleri belgeleyebiliyor mu? Aynı markada kaç yıldır çalışıyor? Öğrenecek ve motosikletini ona göre teslim edecek servise..

Ve çok önemli bi konu daha.. Bilinmelidir ki bi servis görevlisi her ne kadar işini iyi biliyor ve yapıyorsa dahi sihirbaz değildir! Olmayan bir parçayı yaratamaz.. Sipariş verir ve gelene kadar beklemek zorundadır. Ustanın kötü günü yoktur! o günü kapıdan giren müşterisinin tavrı belirler.:)

Bu açıklamaları yapma gereği duyuyorum çünkü; dediğim gibi internette bilgi alışverişi yapan pek çok motosiklet kullanıcı gurubu var. Elbette çok faydalı bilgiler paylaşılıyor ama.. Her bilginin de doğru olduğunu varsaymak gerçek dışı olur bence.

www.kaosmoto.com

(Devam edecek)

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Olkan SEZDİN (2)

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Cuma Ağu 6, 2010 Kategori Röportaj, motosiklet, İş Yaşamı - Kariyer

Geziden bahseder misin?

Bu yıl Güneydoğu bölgesine yaptığımız motosikletli geziyi, 10 Haziran 1990 tarihinde pkk tarafından 27 kişinin ölümüyle sonuçlanan Çevrimli Köyü Katliamının anma törenine katılmak, törenden sonra da bölgeyi gezip dostlarla biraraya gelmek için planladık.

Gezimize Mardin’den başladık. Midyat, Cizre, Kasrik, Güçlükonak, Gümüşyazı, Fındık, Koçyurdu, Koçtepe, Çevrimli, Yatağankaya’ya kadar gittik.

Belkısana Kaplıcaları’nda 1 gece konakladık. Bu aynı zamanda Ilısu Barajı’nın inşaat sahasıydı.

Tören sonrası; Dargeçit- Batman üzerinden Hasankeyf’e ulaştık. Orada Hasankeyf’i Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı’yla da tanıştık. 2 gece Hasankey’te keyf yaptık.:)

Sonrasında Diyarbakır’a gittik. 1 gece Öğretmenevi’nde kaldık. Şanlıurfa üzerinden Kilis e indik. Buradan Suriye’ye geçmeyi planlamıştık.Ancak yine o makus talih ile karşılaştım:( Suriye sınırında, sınır muhafız sorumlusu kolumdaki dövme ile alakalı bana Müslümanlık dersi vermeye kalktı. Tartıştık. Sorun yoktu. Ama canım sıkılmıştı. Orada harcayacağımız parayı kendi ülkemizde harcarız diyerek sınırı geçmeden geri döndük. Kahramanmaraş üzerinden Adıyaman Kahta’ya geldik ve Nemrut Dağını ziyaret ettik.

Neden bu seyahat?

Orada kötü bir düzen olabilir, kötü olaylar olabilir. Ama, oranın halkı zannedildiği gibi kötü değil. Hepsi dost canlısı, misafirperver ve varını yoğunu (sınırlı olmasına rağmen) ikram edebiliyor.

Biz bunu insanlara gösterip, ‘Kendi ülkenizi gezip dolaşmadan, başka ülkeleri dolaşıyorsunuz.Elbette bu güzel ama önce gidin oraları da görün, onlar da bizim insanımız, tanıyın, yanlış düşünmeyin, önyargılı olmayın’ mesajı vermek istedik.

Bölgenin doğası nasıl?

Mezarlıklar ve su kenarları haricinde yeşillik yok denecek kadar az.

Ancak; taşı bile o kadar güzel ki. Dağlar, vadiler,tarihi güzellikler ve hikayeleri. Meyva, sebze, yaşadığım bölgede yemediğim kadar lezzetli. Az ama lezzetli.

Belki de gönülden ikram edildiği için bu kadar lezzetli.:)

Bu dostluğu, keyfi, lezzeti bırakmak hiç kolay olmadı. Ancak, hayatımızı devam ettirmek için yaşadığımız yere geri dönmemiz gerekiyordu.

Orta Anadolu’yu takip ederek Adana, Konya, Balıkesir, Sakarya üzerinden İstanbul’a döndük.

Tüm memnuniyetimiz ve şimdiden oluşan özlemimizle birlikte…

(Devam edecek…)

www.kaosmoto.com

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Olkan Sezdin (1)

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Cuma Tem 30, 2010 Kategori Röportaj, motosiklet, İş Yaşamı - Kariyer

Konuğum; Türkiye’de sayılı motosiklerden birinin sahibi olan, 3-5 kafadar yan yana geldiğinde motosikletle en tehlikeli yerlere gidip kültür gezileri yapan, bazı konularda hayli talihsiz, bazen asi, sıradışı ama kesinlikle yüreği güzel bir dost.

Olkan SEZDİN  kimdir?

1969 İstanbul/Kartal doğumluyum. 6 aylıktan itibaren Trakya’da yaşadım. İyi, hatta muhteşem bir çocukluk dönemi geçirdim. İlkokuldan sonra devlet yatılı okuluna gittim. 1981 yılı ve ihtilal sonrası idi. Çok sıkı disiplin ve çok sıkı siyaset vardı. Okul değil, adeta yetiştirme kampıydı. İşin kötüsü, tek siyasi görüş yoktu ve çatışmalar oluyordu.

Barınamadım… Okuldan kendi isteğimle ayrılmam istendi. Ders notlarım çok iyi olduğu için de kendileri atmadılar kibarca kovdular. Sonrasında yatay geçişle Kartal Endüstri Meslek Lisesine kaydımı yaptırdım.

Resim dersinde öğretmen tahtaya konu mankeni çıkardı ve ‘gördüğünüzü çizin’ dedi. Ne konuşma ne birşey. Sessizce çiziyorduk. Ben bir taraftan da wolkman dinliyordum. O dönemde wolkman yeni çıkmıştı. Kurallara uymayarak ders saatinde müzik dinlediğim gerekçesiyle teknik resim dersinden kaldım.  Wolkman hayatımıza girmişti ama dersten kalmama neden olmuştu.

Orada da bazı nedenlerden dolayı barınamadım.

Sormaya korkuyorum… Hangi nedenler?

Sınav günü yanlış zamanda yanlış yerdeydim ve gözlerim bir hırsıza benzetildiği için minibüsten nazikçe indirilerek misafir edilmek üzere karakola götürüldüm. Konu açığa kavuşana kadar tekrarı olmayan o sınavı kaçırmış oldum. Türk polisi görevini yapmıştı, ben de vatandaşlık görevimi. Mutluydum, adalete yardımcı olduğum için. Ancak sırf bu yüzden diplomamı alamadım…

İş hayatına nasıl atıldın?

 Ulusoy’da çalıştım sonra turizm işiyle devam ettim. Türkiye’nin bütün tarihi yerlerini gezdim, gezdirdim. Sonra askere gittim. Askerliğe Manisa’da başladım. Siir’te Fınfık Güçlükonak’ta devam edip bitirdim.

Askerlikten sonra neler yaptın?

2-3 sene İstanbul’daydım. Borusan’da, ‘Teknik eleman’ olarak başladım.

Motosikletle tanışıklığın nasıl oldu?

Dedem ve 2 dayım bisiklet ve motosiklet tamircisi idi. Ailemden dolayı hayatımın her döneminde motosiklet vardı.

Sonra neler yaptın?

BMW’de, ‘Motosiklet Temel Eğitim, Marka Eğitimi, Model Eğitimi, Yağ Eğitimi, Toplam Kalite Eğitimi aldım.gerçekten teknik olarak tamirciliğim Borusan’da başladı. 4 yıl kadar çalıştım, ayrıldım.

Kawasaki’de, ‘Teknik Eleman’ olarak başladım.Eğitimleri organize ettim. 1 yıl kadar çalıştım.

Amerikan Titan Custon Zone firmasında ‘Teknik Eleman’ olarak çalıştım.

BMW ve Kawasaki bayisi olan, ‘Berkemoto’ firmasının Servis sorumlusu Sami usta’nın (Sami Paker) vefatından sonra BMW ve Kawasaki kökenli olduğum için servis benim işletmeme verildi. Yaklaşık 6 yıl Kawasaki ve BMW’nin yetkili servisliğini yaptım. Bu süre içinde mesleki eğitimlerim devam etti.

Bayilik sisteminin iptal edilmesinden dolayı Berkemoto ticari hayatına son verdi. 

Bende bunca emek ve bilgiyi heba etmemek için Kaosmoto’yu kurdum.:)) BMW özel servisi, Kawasaki yetkili servis olarak çalışma hayatıma mutlu bir şekilde devam ediyorum.

Çok kaliteli, hem dost hem de müşteri kitlesi ile. Keyifle.:)

Sadece teknik çalışma da değil üstelik. Zaman zaman eğitim ve bu eğitimleri pekiştirmek için yapılan 3-4 günlük geziler de var programda.:)

www.kaosmoto.com

(Devam edecek.)

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Jeyan Gedik

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Salı Oca 19, 2010 Kategori Alışveriş - Moda, Röportaj

Konuğum Jeyan Gedik; İzmir’li ve Modacı…

* Jeyan Gedik kimdir?

Hatay doğumluyum, 2 yaşından itibaren İzmir’ e yerleştik, İzmir’liyim diyebilirim. Hatay’da doğmamın sebebi de babamın deniz assubayı olması. Ege Üniversitesi Klasik Arkeoloji Bölüm mezunuyum. Liseden sonra Olgunlaşma Enstitüsünün sınavını kazanıp Moda Tasarım Bölümünü okudum. Öncelikle tasarımcıyım. Liseden hemen sonra tasarım okudum. Sadece üniversitenin tasarım bölümünü okusaydım bu kadar dolu olmayabilirdim. Arkeolojiyi iyi ki okumuşum. Sadece okumakla da kalmadım, yaz sezonunda kazılara da gittim. Efes gibi …

Arkeolog deyince hep taşı toprağı eşeleyenler gelir aklıma

Ben o eşeleyip çıkarılanları çiziyordum o zamanlar. Sonra arkeolojiyi bıraktım çünkü içimde önüne geçilemez bir tasarımcı olma isteği vardı. Teknik çizim yaparken bile modeller çiziyordum. Bu böyle olmayacak dedim ve hocamla konuştum. Çok sevdiğim arkeolojiyi başka bir yönde kullanmak üzere bıraktım ve dünyaca ünlü modacımız olan, hocam Zuhal Yorgancıoğlu’ nun yanında staja başladım. Daha sonra birkaç firmada calıştım. 1.5 yıl önce de kendi adımı taşıyan modaevimi açtım. Artık özgürce kendi tasarımlarımı sergileyebiliyorum.

* Tasarımlarından bahseder misin?

Daha önce bahsettiğim gibi arkeolojiyi içimden atmam mümkün degil. Tarzım, Grek çizgilerini taşıyor. Antik Yunan, Roma. Mısır gibi diğer uygarlıklardan da etkilendiğim oluyor ama genelde Grek. Doğu’yu ve Batı’yı sentezleyip kendi tarzımı da içine katıyorum. Böylelikle zamansız kıyafetler ortaya çıkıyor. Yani şu anki modayla pek ilgisi olmayan. Gerçi çok fazla da ilgilenmiyorum son trendlerle.

* Amacın Jeyan Gedik Collection’ı yaratmak mı?

Evet Jeyan Gedik’i bir marka yapmak için ilk adımlarımı attım. Daha yolun başındayım.

* Yolun başındasın ama temellerini sağlam atmışsın. Zuhal Yorgancığlu’nun yanında çalışmış olmak hazırlık okumak gibi birşey olmalı…

Evet arkamda dolu dolu 13 yıl var. Ne yapacağımı biliyordum başlarken.

* Jeyan’ın anlamı ne?

İlgi çekiyor adım. Babam denizci olduğu için, okyanustaki en koyu mavi anlamına gelen Jeyan ismini koymuş. Küçükken pek sevmiyordum ismimi çünkü kimse söyleyemiyordu. Ben de defalarca tekrar etmek zorunda kalıyordum. Gerçi şimdi de pek birşey değişmedi ama şimdi ismimi seviyorum.

* Tasarımların ödül aldı mı?

Evet, 2005 yılında Moda Türkiye sitesi tarafından en iyi tasarımcı seçildim.

* Tasarımlarını hazırlarken nelere dikkat ediyorsun?

Ne yapacağını bilmek çok önemli. Tasarımı yaptıktan sonra, giysiyi ben dikmediğim için terziye ne istediğimi anlatıyorum tüm detaylarıyla. Eline teknik çizimi ve detaylı olarak ne yapılacağını anlatan bir föy veriyorum. Tasarım olduğu kadar dikişin kalitesi de önemli. İyi bir tasarım kötü bir dikiş hiç birşey ifade etmez. İkisi de mükemmel olmalı. Kalite çok önemli çünkü günümüzde müşteriler çok bilinçli. Benim müşterilerim kaliteye ve tasarıma çok önem veren kişiler. Onlara istediklerini fazlasıyla vermek zorunda hissediyorum kendimi. O yüzden çok çalışıyorum. Kumaşlar tabi ki çok önemli. İpek kumaşlar kullanıyorum uçuşan, hafif, akıcı. İçinde polyester olan kumaşlardan hoşlanmıyorum. Doğal içerikli kumaşlar tercihim.

* Gelinlikte de iddialısın bildiğim kadarıyla. Düğünlerin de çok olduğu bir mevsimdeyiz. Bir gelini nasıl yılın gelini yapabiliriz?

Evet gelinlik yapmak bana ayrı bir zevk veriyor. Çok özel bir kıyafet çünkü. Bir bayanın hayatı boyunca giydiği en önemli giysi. En başta bu çok önemli. Gelinliği süslemeyi çok seviyorum. İşlemelerde swarovsky taşlar kullanıyorum. Kullandığım malzemenin orijinal olmasına dikkat ediyorum. Bunun için özellikle yurtdışına gidip kendim seçip alıyorum. Sadece taşlar için. Pırıltıyı seviyorum.

Yılın gelini yapabilmem için önce gelini görmem gerekiyor. Onunla konuşmam, biraz tanımam lazım. Model böyle şekilleniyor benim tasarımımda. Çünkü giyecek kişinin görüntüsü kadar kişilik yapısı da önemli. Yani bir anlamda modele ruh veriyorum denilebilir.O kişi için özel bir tasarım. Sadece onun için, onu yansıtan bir tasarım.

* Stil danışmanlığı yaptığını biliyorum, nedir stil?

Kişinin kendisini ifade edecek şekilde giyinmesi. Bu işi yapan stil danışmanları var. Benim gibi müşteriyi yönlendiren. Kişi tarzını belirlemeli çünkü artık moda bu.

* Sence insanlar kendilerini giysileriyle ifade edebiliyolar mı yoksa akıntıya mı kapılmışlar?

Herşey çok karıştı, herkes herşeyi yapıyor. Bol paça dar paça, uzun etek kısa etek. Çiçekli kumaş, çizgili, puantiyeli. Herşey birbirine girmiş durumda. Bu ne anlama geliyor? Kişi artık kendi tarzını belirlemeli. Giydiğiniz kıyafet sizi yansıtmalı, Kişiliği olmalı. Bir başkasını taşımayın üzerinizde. Çoğu insan akıntıya kapılmış gidiyor. Medyadan kataloglardan takip ettikleri ölçüde. Onları da kınamıyorum, işin kolayı bu. İnsanların artık zamanı yok.

* Stil belirlerken bunun moda olmasına dikkat edilmeli mi?

Ben kendim için konuşayım, beni ilgilendirmiyor. Bana gelen müşteriyi de ona göre yönlendiririm mesela. Bunu söylerken trendlerin tamamen dışına çıkmaktan bahsetmiyorum. Genel çizgileri tabi ki takip ediyorum ama sadece konturlar. Benim tasarımlarımda içeriği şu anki trendler belirlemiyor.

* Koleksiyon için renk seçimlerini nasıl yapıyorsun?

Canlı renkleri seviyorum. Favori rengim mor. Şizofren rengi derler mora ama ben değilim. Kırmızının sadece bir tonunu seviyorum o da narçiçeği, mercan kırmızısı.

* Artık kendim için bir şeyler yapmanın zamanı geldi. Sevgili Jeyan, beni tanıdığına göre hadi bana bir stil yapalım…

Etnik bir tarz deneyebilirsin. Doğal kumaşlar seç. Ketenler sana yakışır. Spor ve sade kesimleri tercih et. Aksesuarlarını iddialı tercih edebilirsin bu durumda. Gideceğin ortama göre sade bir kıyafetle iddialı etnik bir takı mesela şık durur sende. Ben seni dar bir etekle düşünemiyorum. Pantolon yakışır sana.

* Stilde kıyafet haricinde neler önemli?

Saç çok önemli. Tamamlayıcı bir unsur. Makyajda öyle. Çok güzel bir elbise giymişsin ama saç kesimi kötüyse yada rengi, giydiğin kıyafet tamamlanmamıştır. Yüz şekline en iyi gidecek saç kesimini ve rengini profesyonel yardım alarak çözebilirsin. Ben müşterilerime bu hizmeti ücretsiz veriyorum. Çantalara gelecek olursak bu sene çantalar çok büyük ve leopar desenler moda. Eğer trendi soracak olursan gold ve lame ayakkabı. Çantalar kıyafetleri tamamlıyor. Üzerlerinde taşlar, işlemeler pırıltılar var. Görmek istediğim gibi. Çantada dore veya lame tercih ediyorum. Ya da elbisenin kendi renginden ama taşlar kesin olmalı. Gece giyiyorsunuz çünkü. Eğer çanta iddialıysa elbise sade olmalı, elbise iddialıysa çanta sade olmalı. Dengeli olmalı. Bir bütün olarak görüyorum ben. Çanta ve ayakkabı kesinlikle birbiriyle uyumlu olması gerekiyor. Bazen bayanlar buna dikkat etmiyor. Mesela siyah bir ayakkabı giymiş eline dore bir çanta almış. Olmamalı. Çok rahatsız edici. Ayakkabı sihaysa çanta da siyah, doreyse çanta da dore. Esnek değilim bu konuda. Aksesuar çok önemli.

* Katolog çekimlerinden bahseder misin?

Koleksiyonu hazırladıktan sonraki aşama çekimler. Çok heyecanlı bir o kadarda yorucu ve zevkli. Manken seçimi önemli. Kuaför, makyöz ve tabi en önemlisi fotoğrafçı. Ben İzmir’ in en iyi moda fotoğrafçılarından Yüksel Agus ile çalışıyorum. Biz bir ekibiz. Başından beri hiç ayrılmadık. Çekimlerimiz çok zevkli geçiyor. En az 2-3 gün sürüyor. Ben doğal ortamları seviyorum yani dış çekimleri tercih ediyorum. Stüdyo çekimleri çok yapay. Stüdyo çekimi olacaksa plato kurulmalı ve kusursuz olmalı. Yada hiç olmamalı. Deniz, güneş, tarih. Herşey var İzmir’ de. Açık hava müzesi gibi. Çekim yapılacak sayısız yer var. Tarihi yerler tercihim. İzmir bu bakımdan şanslı. Biz daha şanslıyız. Herşey yanı başımızda.

* Ve üstüne bedavadan kavurucu sıcaklar?

Yani evet. Geçen sene bu tarihlerde çekimimiz olmuştu. Çeşme’de yaptık çekimi. Mankeni suyun içine soktum elbise ile. Giydiği elbise antik döneme ait çizgileri taşıyan Aphrodite adını verdiğim bir tasarımdı ve ortamla bütünleşti. Biliyorsunuz Aphrodite’te denizin köpüklerinden doğmuş.

* Yeni projeler var mı?

Evet, Paris’ de bir moda eviyle ortak bir marka çıkarıyoruz. Koleksiyonu hazırlıyorum, yaz sonunda bitecek ve Eylül başında da çekimleri yapacağız. Yine mekanımız Çeşme. Türk – Fransız markası olacak. Ortak bir çalışma.

* Hedefin ne?

Jeyan Gedik’i marka yapmak. Türkiye’de birçok firma fason imalatçısı gibi kullanılıyor. Çünkü bir tarzları yok. Bilinçlenmek gerekiyor artık. Kendimizi fason atölye olarak kullandırmamalıyız. Yine aynı sebepten dolayı bu böyle. İşin kolayı bu. Onlar versin siz dikin düşünmeden, tasarım yapmadan. Böyle hiçbir yere varamayız. Artık marka bilincinin yerleşmesi gerekiyor. Ben kendime çok zor bir pazar seçtim. Avrupa özellikle de Fransa. Bu pazara girmek çok zor. Çünkü yabancı marka satmıyor.

Adım adım olacak, zamanla Jeyan Gedik ismi Paris’te de olacak. Gerçi şu anda bir butikte kendi ismimde koleksiyonum satılıyor ama ürünlerimi Avrupa’ da mağazalara Jeyan Gedik markası adı altında Corner’lara vereceğim. Zor iş aslında ve ben zoru severim. Bilinçli olarak adım atarsam sabırla tabi ki olmayacak birşey değil. Zaten bu işi şu an yapıyorum. Daha da genişleyecek.

* Moda konusunda kalemin de oldukça iyi. Biraz bahseder misin?

İlk İstanbul dergilerine yazmaya başladım. Önce röportajla başladık daha sonra aynı dergiler benden köşe yazmamı istediler. Daha sonra İzmir’de bir dergiyle röportaj yaptık, ardından köşe yazılarım geldi. İstanbul’daki 2 dergiyi bırakmak zorunda kaldım. Çünkü bu işi de oldukça ciddiye alıyorum ve zaman alıyor. Gazeteci olmak istemiştim liseden sonra ama olmadı. Arkeolojiyi kazanmıştım, şimdi en azından ucundan da olsa o işi de yapıyorum. Aynı zamanda derginin moda editörüyüm.

* Son olarak ne söylemek istersin?

Yaptığım işi çok seviyorum. İdeallerim var, kendim ve ülkem adına da bu idealleri gerçekleştireceğime inanıyorum.

:) Sevgili Jeyan Gedik. Çok keyifli bir sohbet oldu. İlk fırsatta yeni stilimle karşında olacağım. Misafirim olman beni mutlu etti. Sefalar getirdin ve umarım hedeflerine ulaşırsın.

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Sinan Tuna

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Salı Oca 19, 2010 Kategori Eğlence-Hobi, Röportaj

Konuğum Sinan Tuna, 1979 İstanbul doğumlu. Mesleği, birçok insanın tutkunu olduğu arabalar. Oto Modifiye ve Organizasyon işleri…

* Sinan Tuna kimdir?

1979 İstanbul doğumluyum. Küçüklüğümden beri turizme karşı ilgim vardı. İstanbul Üniversitesi Tur Operatörlüğü ve Seyahat İşletmeciliği’ni bitirdim sonra Oto Modifiye ve Organizasyon işine devam ettim. Araba sevdası bende yuva zamanlarımda başladı. Babamın da arabaya meraklı olması sayesinde ufak yaşlarda arabalarla haşır neşir oldum. Yaşıtlarım top oynerken ben babamla sanayiye giderdim. Daha sonra araba kullanmaya karar verdim. O zamanlar daha ilkokuldaydım ve araba kiralamaya başladım. 13 yaşında artık yetişkin insanlar gibi araba kullanıyordum. Modifiye işlerine o tarihlerde başladım. İlk başlarda kendi arabamı sonra annemin arabasını daha sonra da arkadaşlarım arabalarını modifiye ettim ve böylece modifiye dünyasında yerimi aldım. Zaman geçtikçe bu işi meslek haline getirdim, yarışmalara ve dergilere arabalar hazırlamaya başladım. Bunun en yakın örneği, hazırladığım araba 2006 da Türkiye Oto Modifiye ve Güzellik Yarışması ikincisi, 2007 de de birinci oldu. Araba artık bende bir tutku haline geldi ve sıralamada her zaman için ilk tercihim olarak yerini aldı. Modifiye işinde annemin rolünü de küçümsememek lazım. Bu işte onun rolü büyük. İlk başlarda hep annemin arabalarını modifiye ettim ve hiç sesini çıkartmadı sağolsun. Ailemin desteği büyüktür. Her yarışmaya benimle beraber geldiler, beni hiç yalnız bırakmadılar. Canlarım benim…

* Yarışmalardan bahseder misin?

Türkiye genelinde hazırlanan arabaların katıldığı modifiye yarşmalarına araba hazırlamak çok güzel ve yorucu bir süreçtir. Hemen hemen her gece sabahlarsınız. Arabayı modifiye etmek dışarıdan göründüğü gibi kolay iş değildir. Böyle doludizgin çalışmazsak araba yetişmez. Yarışmaları araba ile ilgili kurumlar düzenler ve jüri halktır. Gelen insanlar beğendikleri arabaya oy verir ve birinci, ikinci, üçüncü seçilir.

* Yarışmalarda belli kurallar var mı?

Aslında kuralların olması lazım fakat yok. Bu yüzden çok sıkıntılar yaşanıyor. Bazı kurallar olsa haksız galibiyet olmayacak. Mesela benim ikinci olduğum yarışmada aslında birinciydim ama yarışmanın yapıldığı yerin sahibini birinci yaptılar.

* Kazananları ne gibi ödüller bekliyor?

Çoğu zaman ödül yok sadece kupa veriliyor. Yaptığınız o kadar emek sadece sizi tatmin etme amaçlı.

* Yarışmalar dışında arabalara neler yapıyorsun?

Müzik sistemleri, body kitler, motor modifiyesi, görüntü sistemleri, konfora yönelik şeyler. Yol tutuşunu güçlendirmek, güvenli sürüş vs.

* Bunların inceliklerinden bahseder misin?

Bana, yapılacak araba gelir ve müşterinin ne istediğini öğrenirim. Onun üstünde çalışmaya başlarım ve arabanın dışına yapılacak body kiti çizmeye başlarım. Beğenildiği zaman yapım sürecine gireriz. Bu iş biraz uzundur, araba tamamen değişir, çok farklı bir araba haline gelir.

* Müşterilerin genelde senden beklentileri nelerdir?

Genelde müşteriler arabalarının kendilerini yansıtmasını isterler. Biz de çok abartı olmamak şartı ile modifiye ederiz. Bazen o kadar uğraşıyoruz ki üstünde, arabanın kendi servisi bile arabanın ne marka olduğunu bulamıyor.

* Hep sormak istemişimdir ve ilk kurban sensin. Seni seçtim Pikaçu. Söyler misin Orjinal arabalara bunu neden yapıyorsunuz?

En zor soru da bu sanırım. İnsanın içinden gelen birşey bu. Diğer arabalardan farklı olmak. Bayanlar neden makyaj yapıyorsa biz de o yüzden modifiye yapıyoruz. Modifiye olayını kötü anlamda kullananlar da var tabi. Bunlar trafikte yaptıkları tehlikeli hareketlerle çevresini de tehlikeye sokuyorlar. Biz onlardan değiliz.

* Ne tarz insanlar arabasını sana getirip ‘Hadi şunu öyle bir değiştir ki ben bile tanıyamayayım’ diyor?

Valla o kadar çok ki müşteri yelpazesi, avukattan ev hanımına kadar her tür insan var. Kuyumcudan tutun da ünlü insanlara kadar birçok kişi geliyor.

* Kafam karıştı, şimdi ev hanımı aracını modifiye ettirip içinde soğan mı doğruyor?

Neredeyse öyle müşterilerimiz bile var. Evli çoluklu çocuklu, aklınıza gelecek her kesimden insan var. Bunun dışında gazeteciler, dizilerde oynayan insanlar, özellikle futbolcular. Aslında modifiye deyince insanların aklına hemen o bağıra bağıra giden, yere yakın arabalar geliyor ama, ‘Modifiye’ güçlendirme anlamında. Mesela frenleri güçlendirmek, arabanın yol tutuşunu güçlendirmek de bir modifiyedir. Bu da can kurtarır. Müzik olarak da modifiye yapılıyor, arabanın içinde sanki bir konserde müzik dinlermiş gibi hissedebilirsiniz.

* Modifiye yaptıranların arasında en popüler isim kim?

Cem Yılmaz diyebilirim. Çok ama çok meraklı modifiye işlerine. Arabasını ben yapmadım ama yaptırdığını biliyorum.

* Gece yapılan illegal yarışları biliyoruz. Bunlar hakkında ne söylemek istersin?

Bu işin meraklılarına yer tahsis etmedikleri için gece izinsiz yarışlar düzenleniyor. Arabalar gece yollarda deneniyor. Bunun yanlış olduğunu yarışlara katılanlar da biliyor ama en büyük eksik yer sorunu. Bu sorun giderildiğinde eminim izinsiz yarışlara son verilir. Ve böylece kimsenin hayatı tehlikeye girmemiş olur.

* Modifiye işinde uzman olduğuna göre eminim kendi arabana da modifiye yaptın, ne gibi değişiklikler yaptın?

Standartı 110 HP olan motorunu 180 HP ye çıkarttım, orjinali 15 olan jantları 17 ölçülerindekilerle değiştirdim, görüntü ve müzik sistemi yaptım, yol tutuşunu güçlendirmek için amortisörleri değiştirdim ve kule gerisi takarak arabanın yolda iyi tutunmasını sağladım.

* Bu konuda idolün var mı?

Fuzz isminde bir Amerika’lı. İşte benim idolüm.

* Hedefin ne?

En iyi arabaları yapmak.

* Bu işin meraklılarına ne önerirsin?

Caddelerde değil pistlerde yarışın…

:) Sevgili Sinan; farklı ve keyifli bir sohbet oldu. Nezaket gösterip katıldığın için teşekkürler. Sefalar getirdin.

frenzy206.sitemynet.com

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Yavuz Nufel (2)

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Salı Oca 19, 2010 Kategori Kültür - Sanat, Röportaj

‘SENİ KALEM GİBİ SEVDİM DEMEDİM Kİ’

Şair yazar ve radyocu Yavuz Nufel’le söyleşimiz kaldığımız yerden devam ediyor…

17 Ağustos 1999 depremini anlatan, ‘Enkaz Altında’ isimli şiir oldukça çarpıcı. Deprem şiirini görsel olarak izleyebilirsiniz.

http://www.youtube.com/watch?v=IRuIddJBiqM

* Avrupa’da piyasaya çıkan ve birçok ülkede adından söz ettiren, ‘HİÇ’ adlı Şiir Albümünden bahseder misin?

Albümde sevgiye aşka ve barışa yer verdim. 23 dile çevrilen, bizimkilerin (Türklerin) duymadığı bir delilik işte.

* Albüm henüz Türkiye’de çıkmadı ama Avrupa’da yok sattığını biliyorum. Albümde, ‘Borcu Var’ adlı bir şiir var. En iddialı şiirlerden bir tanesi…

http://www.ya-nu.com

* Albümün adı neden, ‘HİÇ’ ?

15 yıldır Mevlana’dan, Ömer Hayyam’dan ve Neyzen Tevfik’den miras bir tasma taşıyorum. O yüzden albümün adı ‘HİÇ’ … Sözden Öte Şiirden İleri, ‘HİÇ’

* Bu albüme kimler eşlik etti?

Erdinç Şenyaylar, Özcan Büyük, Ahu Zeynep, Eyüp Hamiş, Ali Yılmaz, İsmail Can, Şener Yolal ve Yusuf Meral gibi Türkiye’nin tanınmış müzisyenleri eşlik ettiler.

* Şiirde yozlaşma var mıdır?

Birçok şeyde olduğu gibi şiirde de yozlaşma var. Türkiye, Avrupalı Türklerin edebiyat ve sanat konusunda iddialı olduklarını görmeli artık.

* Medya fenomen olduğundan bahsediyor. Fenomen misin?

Geçen sene Galatasaray. Üniversitesi İletişimden geldiler. Dekan Canay hanım ve iki araştırma görevlisi beni konferansa davet ettiler. Sonra Marmara İletişimde de konferans vermiştim. Melda Cinman da oranın dekanı. Hıfzı Topuz hocaların hocası da geldi dinlemeye sağolsun. Derken medyada Yavuz Nufel, ‘Nufel fenomen’ diye yazmışlar..

Delilik = Fenomen mi oluyor?

:) Biraz öyle sanırım… Şairlerden kimleri seversin mesela Attila İlhan sever misin?

Seviyordum… Artık değil. Necip Fazıl Kısakürek’de, Attila İlhan’da kısaca Nazım Hikmet hariç, Cumhuriyet şairleri hepsi hırsız. En bilinen şiirleri 16. yüzyıl Fransız Şiirlerinde birebir tercüme. Kim merak edip de 16. yüzyıl Fransız Şiirlerini araştıracak. Bu deli, bir de Erdogan Alkan…

Alın okuyun…Erdoğan Alkan şiir sanatı. Ama tek Nazım Hikmet der ki, ‘Ben Mayakovski’ den etkilendim ‘ (Rus şairi) …

* Ülkemizde olmasa da ( … ) Avrupa’da Lalezar’ın Delisini insanlar tanıyor ve onu görmek için kilometrelerce yoldan geliyorlar. Radyo programında canlı yayında bunu görmek mümkün…

Evet, yoksa tasını tarağını toplayıp hele de bu hükümetten harcırah koparıp koskoca 63 yaşında bir bayan dekan, taa Felemenk Ülkesine gelir mi hiç…

Neder; Alçak demek

Land Ülke.

Bu alçak ülkeye gelir mi hiç…Lalezarın Delisi kim diye merak edip…

* ‘Lalezarda Deli Var’ adlı kitabından bahseder misin?

Kitap, özgün şiirler ve anılardan oluşması yanında, Hollanda’daki Türklerin kırk yıllık geçmişinin sosyolojik bir analizi. Kitaptaki öyküler, ‘Hollanda’daki Türklerin sosyal hayata bakışlarının birebir yansıması diyebiliriz.

* Yazılarının neden keyifli olduğunu hiç düşündün mü?

Şair yaşadıklarını yaşatan, hissettiklerini hissettiren, yaşadığı dönemin ve olayların canlı tanığıdır. Varoşta oturup Babilin Asma Bahçelerinden bahsetmek ya da kıçı kırık Necla’ya mani düzmek şiir, şairlik değildir. Hoş 35 yıldır şiirin kabesine her sabah yola çıkan ve her akşam başladığı yere dönen biriyim…

* Bir kızgınlık bir öfke seziyorum. Yanılıyor muyum?

Kızgınlık ateşse 5 bin etna vezüv ama kişilere değil sisteme. Kırgınlık dersen, yerde olduğum zaman… Nesimi gibi göklerde olduğum zaman seyrediyorum alemi. Yeryüzünde olunca beni seyrediyorler…İşte sorun bu.

Derim yüzülmedi, oysa bin kez de, ‘Enel Hak’ dedim. Hani ben Tanrı’yım dedi diye derisi yüzülmüş ya Hallacı Mansur’un…

* En büyük kızgınlarından bir tanesi desem?

Bab-ı Ali Dinazorları Artık Ölsün ! Genç yazar ve şairlerin önü açılsın..!

* Hayatta en büyük yanlışın ne?

Mavi olmak !

* Nedir Mavi?

Su, hava, gözüm, nefes, şiir, inanmadığım aşk…

* Yaşamından bir anekdot istesem?

Uğur Dündar ben Fırt dergisinde 75 lira alırken haftada Tekin Aral’ dan, Uğur abi (Uğur Dündar) Müjdat Gezen’le 6 karelik fotoğraflarla komik fotoroman çekerdi Fırt dergisine ve 300 lira alırdı…1975 yılında işte Yavuz Nufel…Ve Gani Müjde ve Özden Öğrük amatördü. Çılgın Bediş

* İsminle ilgili çok özel bir durum var. Seni herkes Yavuz NUFEL olarak tanısa da aslında adın Nufel YAVUZ. Bunu bilen çok az kişiden biriyim. Yavuz NUFEL olarak anılmanın nedeni nedir?

Nedeni, ismimin çok özel olması ve bazıları tarafından yanlış telaffuz edilmesi.

* Nufel’in anlamı ne?

Arapça, kaybolmuş yeniden dirilmiş anlamında.

* Hollanda’da da yapılan etkinlikler var mı?

Desiderius Erasmus’un bizdeki Mevlana’nın, ‘Gel Kim Olursan Ol Yine Gel’ sözü gibi dünyaca ünlü bir sözü vardır. Desiderius Erasmus 1465 – 1536 yılları arasında yaşamış Hollanda’lı bir felsefe adamıdır.

En ünlü sözü; ‘Yeryüzü Vatandır’

Biz bu sene UNESCO nun Mevlana yılı kabul etmesi nedeni ile bir dizi etkinlik düzenledik. (Amsterdam Türk Evi olarak)…Konya’dan kalkan Barış Treni, Avrupa ülkelerini dolaşıp Rotterdam’a gelecek. Dolayısı ile Mevlana ile Erasmus buluşması olacak. Geçen gece de Mevlana Yılı dolayısı ile Mistik Vakfı tarafından düzenlenen konserde 2500 kişi Ferhat Göçer ve Hüsnü Şenlendirici’yi izledi…

* Nufel bir şiirinde ‘Bedenimde Hissettiğim / Uzanıp da Erişemediğim / Sebebini Bilmediğim / Bir Duygu Var İçimde / Tutarsam Son Bulacak / Sonu Hüsran Olacak / Yalnız Bende Kalacak / Bir Duygu Var İçimde.’ diyor…

Yine bir başka şiir; Kaç titanik battı gönül okyanusunda / Kaç metre dipte yatar? / Kaç Çin Seddi var yüreğinde / Kalınlığı ne kadar? / Mısır Piramitleri’nde / Kaç yevmiye çalıştın / Neresindesin zirvelerin / Terk etmeyen sevdanın / Kanat çırpınışları / Kaç güvercin kanadı? / Mürekkebin har’ından mı / Hiroşima’da mı yandı ellerin / Yoksa, Musa ile / Tur Dağı’nda mı dolandın / Boğuluyor insanlar nefes alırken / Sen ne zaman solungaçlandın?

* Son olarak hangi şiirle bitirmek istersin?

Siz ki, ‘ Evladım kurban olsun Vatana ‘ demez miydiniz…
Bu vatan da sizin, gencecik fidanlar da…
Düşmana inat, hem Ramazan hem de Kurban; çifte bayram..
Kutlamak hakkınız, göğsünüzü gere gere..
O ilahi dayanma gücü, sabır sizde var, bilirim…

:) Sevgili NUFEL; ne iyi ettin de geldin. Sefalar getirdin…

nyavuz@chello.nl

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Yavuz Nufel (1)

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Salı Oca 19, 2010 Kategori Kültür - Sanat, Röportaj

Lalezar’daki deliyi buldum… Konuğum Yavuz Nufel

2K: Kayıp Kuşak… Yavuz Nufel  960 Samsun doğumlu. 1976 Lise yıllarında, ‘Gırgır Dergisi’nde yayımlanan espri ve fıkraları ile yazım hayatına atıldı. 1985 te Hollanda’ya geldi.

1986 da kendisinin yazıp yönettiği, ‘Dayılar’ isimli güldürü filmini çekti. Beş yıl boyunca, radyolarda çeşitli programlar, reklam ve söz yazarlığı yaptı. 1993 te kurucularından olduğu ‘Ekin Dergisi’ nde, uzun yıllar Genel Yayın Yönetmenliği ve köşe yazarlığı yapmasının yanında, mizah ve magazin sayfalarını da hazırladı. 1999-2002 de Türkiye Gazetesi ve TGRT’ de, ‘ Hollanda Haber Sorumlusu ‘ olarak çalıştı. 2002-2004 te Avrupa’ da ve Türkiye’de yayımlanan, ‘Sesver Gazetesi’nde köşe yazarlığı yaptı.

2004 te Gala TV üzerinden yayın yapan TV Avrupa’da, ‘Mavinin Destanı’ adlı programıyla, Hollanda’ daki Türkleri 13 hafta boyunca sivri dilli bir mizahî bakış açısıyla ekranlara taşıdı. 2005 te, ‘40 Yıl, 40 İnsan, 40 Öykü’ adlı kitabından yola çıkarak, Avrupalı Türkler’in kırk yıllık macerasını 13 bölüm halinde Kanal Avrupa için çekti…

Hollanda’dan yayın yapan Demet TV’ de, 2001 yılından itibaren, ‘Haftanın Yorumu’ adlı programı hazırlayıp sunuyor.

Ayrıca, 200 yılından itibaren, ‘Yavuz Nufel ile Şiirmatik’ adlı şiir ve söyleşi programı, her pazartesi akşamı Radyo Deniz’de canlı olarak yayınlanmaya devam etmektedir.

www.radyodeniz.com

1999 da Yatsıda Sönmeyen Mum Işığında: şiir, 2000 de Şiirmatik:şiir, 2005 te 40 Yıl 40 İnsan 40 Öykü, belgesel araştırma (Kıbrıs Balkanlar Avrasya Edebiyatlar Kurumu (KIBATEK)’nun, ‘2005 Yılı Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü.)

2006 da Lalezarda Deli Var; şiir, makale, anı kitapları yayımladı. 2007 de, ‘HİÇ’ adlı bir şiir albümü çıktı. Dinlemek icin;

www.ya-nu.com

2007-2008 Kanal Avrupa’ da 4 Eğilim adlı bir proğrama başladığı için yeni yayın döneminde canlı yayın programı hazırlığı içinde… Söz yaşlarım (baskıya hazır şiir kitabı)

DER Kİ

Söylenmediyse bugüne dek// Artık söylemek gerek// İki nokta arasında// kalan çizgi değildir hayat// Çizginin kalınlığı kadardır ancak// mesele: enine yaşamak

YANU

Benim ülkemde / tükürülmesi gereken yüzlere / tükürülmediği sürece / sokaklara daha çok / tükürülecek elbette…

‘Merhaba, baklava tadında bayramlar, Yavuz Nufel ben’ diyerek söze başladı. Nerden bilirdim ki bu röportajın benim için sınav niteliği taşıyacağını.

* Nasılsın sevgili Nufel?

Teşekkürler, yoğundum. Canlı yayından çıktım ama şikayetçi değilim. Siz nasılsınız ?

* Ben de harikayım, severek yapılan işten şikayetçi olunmuyor değil mi?

Kesinlikle evet. Bir deli ile karşı karşıya olduğunuzu hatırlatmak isterim. Ve bende 6. his yokmuş ama anamdan aldığım 7. Sezen’ den aldığım 8. ve ulu evrenin yüce mimarından aldığım 9. his varmış.

Meslek erbabıyla sohbet etmek ne güzel.

* Güzel şeyler yaptığını duydum okuyucularla paylaşalım istiyorum.

‘Sağ olun derler, ben sol olun desen kızmazsınız değil mi? Bizim kayıp kuşağa biraz gönderme yapmak istedim.. Çünkü o zamanlar sağ ve solun kullandığı dil bile farklıydı. O dilde birlik olmayan bir ülkede hiçbir konuda birlik olmazmış… Anladık ama çok geç.

Hala anlamayanlar var… Kısaca dünlerden, bugünlerden paylaşacak çok şeyimiz var… Başlayalım isterseniz?

* Yazılarımı okuma imkanın oldu mu ?

Bir kısmını okudum. Kaleminizin gücünü biliyorum. Lalezarda bir delilik kontenjan vardı. Hoşgeldiniz

* Şehitlerle ilgili ve Anadolu kadınını anlatan bir yazın var. Birazını paylaşır mısın?

Siz ki, ‘Evladım kurban olsun vatana’ demez miydiniz…
Bu vatan da sizin, gencecik fidanlar da…
Düşmana inat, hem Ramazan hem de Kurban; çifte bayram..
Kutlamak hakkınız, göğsünüzü gere gere..
O ilahi dayanma gücü, sabır sizde var, bilirim…

Toprak için // Toprağa düşen // Kara yağız // Aslanların doğuranı // Tepeden tırnağa sevi // Ağıtların soylu ozanı // Ateş üstünde tandır // Altta yanan odun // Üstte pişen ekmek// Benim ülkemde // Kadın demek // Şehit anası demek…
Ateş nereye düşerse düşsün, hiçbir yeri sizin yüreğinizi yaktığı kadar yakmaz, bilirim…

* Bayram için yazdığın güzel bir yazından da haberdarım . İzninle ondan bazı pasajları da ben yazayım…

‘Başucumda sabahladığım ayakkabıların sırrını şimdi şimdi çözebiliyorum. O ayakkabılar nitelik olarak ayağa giyilen bir nesneydi belki ama ayakkabılarda ertesi gün toplayacağım ve tadı bile o günlere has şekerler vardı. Hatta, komşumuz Gönül yengenin verdiği mendilin yumuşaklığı, Yusuf abinin avucuma sıkıştırdığı kâğıt beş liranın rengi, babamın alın terinin kokusu ve o ayakkabıların bağcıkları da sanki ağabeyimin ilkokuldan sonra torna atölyelerinde alet tutan küçük parmakları gibiydi…

Ben o yüzden severmişim demek ki ayakkabılarımı. Hepsiyle birden yatarmışım bayram akşamından sabaha kadar, tüm sevdiklerimle koyun koyuna… O zamanlar bayramlar kış aylarına denk gelirdi. Sokaklar çamurlarla kaplıydı. Bastığımız yerlerde izleri kalırdı ayakkabıların. Bırakılan her iz bir arkadaşımın yüzüymüş meğer ve her birinde adları kalırmış. Çamurlu sokaklarda cıvıl cıvıl ve sımsıcak… Çocuktuk.

Ertesi gün bayramdı. Çok çok heyecanlı, tarifi mümkün olmayan ve tarifi sadece bayramlarla özdeş olan heyecanımız ölçüsünde mutluyduk! . Kuş oluyorduk hepimiz; evet, birer kuş! .. Kuşlarla birlikte hatta onlardan daha şen, daha şakrak uçuyorduk… Şimdi gözlerine bakıyorum çocukların… Işığı arıyorum çocukluğumdan kalan… Hayatımın 30 yıl öncesini aydınlatacak ışık, çocukların gözlerinde: biliyorum da acaba hangisinde? Yoksa hepsinde de gözlerim kamaşıyor, göremiyor muyum!

Ve ayakkabılarına bakıyorum çocukların her bayram sabahı…

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Atıf Ünaldı (3)

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Pazar Oca 17, 2010 Kategori Röportaj, Teknoloji

Teknoloji Danışmanı atifSayın Atıf Ünaldı’yla söyleşimize kaldığımız yerden devam ediyor.

* İnteraktif reklam hakkında bilgi alabilirmiyiz?

İnteraktif reklamcılık gelecek iki yılda Türkiye’nin de gündemine ciddi anlamda gireceğini düşündüğüm konulardan biri. Bu nedenle danışan firmalarıma özellikle bu yatırımı en kısa zamanda yapmaya başlamalarını ve bunun için her ay bir bütçe ayırmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü internet üzerinde reklamcılık her geçen gün büyüyen bir pazar. Gelecek iki yıl içinde de bu büyümeyi bir patlamanın takip edeceğini düşünüyoruz. Bu patlama gerçekleşip herkes interaktif reklam vermeye başlamadan önce, bu pazarda olmanın büyük avantajı olduğu görüşündeyim. Mesela son dönemde Chevrolet’ nin interaktif kampanyasının, markanın algısı ve daha önemlisi satışı açısından son derece yararlı olduğunu görüyorum.

* Yakın gelecekte bizi neler bekliyor?

Tabii bu soruya bilişim şirketleri açısından bakma imkanına sahibim. Ancak bilişim şirketleri birçok sektöre girmeye başlayınca işin şekli de değişiyor bence. Şu aralar bilişim sektörü otomotiv sektörüne el attı. Sizi tanıyan, söylediklerinizi anlayan otomobiller arzı endam etmeye başladı.

Bu noktada birkaç şirketin yakın zamanda sektörlerini değiştirecek veya kaydıracağını tahmin ediyorum.

Honda: Kişisel Jet sektörünün büyük oyuncusu olacak. Honda’nın ürünleri yavaş yavaş piyasaya çıkmaya başladı. Hoş bu konuda Microsoft’ un da beklentileri var ama ne çare atı alan Üsküdar’ı geçti.

Microsoft: Honda’ya kişisel jet üretimini kaçıran Microsoft Asimo’ya rağmen robot işine girecek. Honda’nın elemanlarını teker teker transfer edecek. Buradaki en büyük avantajları User Interface olacak. Yıllardır bu konuda çalışmalarının sonucunu alacaklar.

Google: İşte yazılım ve işletim sistemi sektörünün yeni ve güçlü yıldızı. Microsoft Vista ile iyice gücünü kaybetti. Bu sektörün yeni büyük oyuncusu Google olacak. Bunu da açık kaynak kodları ve alışageldikleri özgürlükçü internet anlayışı ile gerçekleştirecekler.

Apple: Hardware ve Consumer Electronics’in kralı bundan sonra Apple olacak.

Cisco: İletişim sektörünü Alcatel’in elinden alacaklar. VOIP, VOD, IPTV onlardan sorulur olacak. Bkz: Cinemanow, moviebeam, linksys ve yeni yakın alınan onlarca şirket.

Java: Logosunu değiştirecek. Hala kendini var etmeye çalışacak. Bence ellerinde bu kadar kahve logolu şey varken kahve işine girseler daha doğru bir karar olur.

Bunlar tabii benim kişisel görüşlerim ama sektörün yıllardır içinde biri olarak, doğruluk payımı en iyi zaman gösterecektir.

* Gelecekte nelere yatırım yapmalıyız?

Gelişen teknoloji herşeyi o kadar hızlı değiştiriyor ki iş hayatı bu devingenliğin içinde nelere yatırım yapması gerektiğini bulmakta ciddi anlamda zorluk çektiğini yakından görüyorum. Danışmanlığını yaptığım son derece dinamik şirketlerin bile gelecek 2 – 3 yıllık projeksiyonda ciddi anlamda zorlandıklarını izliyorum.

* Gelecek 25 yıllık gelişme haritasının ana başlıklarını belirleyebilirmiyiz?

* Hidrojen yakıtı ve bu yakıtla çalışan pillerin fiyatları ciddi anlamda ucuzlayacak. Yani bizim değişimizle artık bu piller kitlelerin kullanımına iletilecek.

* Elimizdeki robot teknolojisini bir kenara bırakıp, İsrail’li araştırmacıların şu an üzerinde çalıştığı insan beyni ile direkt entegre olabilen biyo-bilgisayarlarla ve siborg teknolojisi ile ilgilenmeye başlayacağız.

* Supersonik jet üretimi toplu taşımanın temelini oluşturacak. Bir yere ortalama 10000 km / saat hızla gitme imkanına sahip olacağız.

* Second life ile başlayan avatar dünyası eğitimi içine alacak. Sanal gerçekliğin yeni yıldızı eğitim olacak. Çocuklarımız eğitimlerini evlerinde aile ortamında istedikleri zaman alabilecekler.

* Borsada hidrojen yakıtına yatırım yapan şirketlerin hisseleri astronomik oranda artacak.

* Okyanus akıntılarından elektrik üretimi konusundaki yatırımlar hızlanacak. Rüzgar enerjisiyle elektrik üretmek bireysel kullanıma kadar inecek.

* Kitlesel imha silahlarına ulaşmak daha kolay hale gelecek.

* Genetik bilimi, nanoteknoloji ve robot biliminin kullanımı ile insanlar vücutlarını farklı şekillerde değiştirmeye başlayacaklar.

* Robot bilimi ve akıllı çevrebirimleri insanları toplu yaşamdan uzaklaştıracak ve daha özgür kılacak.

* Sülüklerden elde edilen kimyasallar acılarımızı morfinden bin kat daha hızlı yok edecek.

Bunlar tabii ki ana başlıklar. Yatırım yaparken dikkat edilmesi gereken ise sadece gelişmeler değil, şirketin ve ülkenin dinamikleri. Bu nedenle danışanı olmayan şirketlerin yatırım yaparken daha dikkatli olmalarını tavsiye ediyorum.

* Garanti WAP hakkında görüşlerinizi alabilirmiyim?

Son dönemde bankalar web siteleri aracılığı ile müşterilerine hizmet vermeyi tercih ediyorlar. Bu sadece müşteri açısından değil, banka açısından da son derece karlı bir durum. Bir şubenin lojistik maliyetleri bile bütün dünyada hizmet veren bir web sitesinin maliyetlerinden fazla. Bu konuda Türkiye’ deki en ciddi çalışmayı her zaman Garanti Bankası yapmıştır. Bu nedenle ben her e-ticaret seminerimde ve/veya internet yatırımı yapmayı planlayan şirketlerle yaptığım görüşmelerde, işin banka ayağında Garanti Bankasını öneriyorum. Yani Sezar’ın hakkını Sezar’a verelim.

Ancak Garanti Bankası da küçük büyük bazı hatalar yapmıyor mu? Tabii ki yapıyor. Mesela wap konusu. Garanti Bankası mobil şubesini, wap şubesi ismi ile konumlandırdı. Ancak telefonlarımız eskisi gibi wap protokolü üzerinden bağlantı kurmuyor. Alıştığımız web protokolünü kullanıyor. Zaten wap protokolü üzerinden gönderebileceğiniz bilgi miktarı son derece az.

* Bize önerebileceğiniz faydalı linkler var mı?

İnternet siteleri devamlı yenileniyor. Yeni ve çok işe yarayan siteler ortaya çıkmaya başlıyor. Bu nedenle bir siteden bahsetmektense bu bilgileri en hızlı şekilde alabileceğiniz bir kaynaktan bahsetmeyi daha doğru buluyorum.

http://www.internetkaynagi.com

Bu sitedeki araç çubuğunu bilgisayarınıza yüklediğinizde, her an kendini yenileyen bir linkler listesine sahip oluyorsunuz. Ayrıca bir arama motoru da mevcut. Bu araç çubuğu Türkiye’de çoğumuzun kullandığı iki browserı yani İnternet Explorer ve Firefox’ u destekliyor. Yüklemediyseniz yüklemenizi tavsiye ederim.

*****

:) Sevgili Atıf ÜNALDI; bizlerle çok değerli bilgiler paylaştınız. İtiraf etmeliyim ben tam bir teknoloji özürlüyüm, öyle ki reset düğmesini bile iki senede öğrendim. Bilgisayar benim için daktilodan farksız. Sadece bilgisayarda değil cep telefonunda da oldukça kötüyüm. Özetle bu teknoloji beni aşıyor.

Buna rağmen beni kırmadınız geldiniz ve böylesi güzel bir söyleşiyi gerçekleştirdik. Zerafetinize teşekkür ediyorum, sefalar getirdiniz…

http://atfworkshops.com

http://atif.unaldi.org/

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Atıf Ünaldı (2)

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Pazar Oca 17, 2010 Kategori Röportaj, Teknoloji

atifKonuğum Teknoloji Danışmanı Sayın Atıf Ünaldı

* İnterneti doğru kullanıyor muyuz?

Türk toplumunun genelde çok ilginç bir davranış yapısı var. Karşısına gelen kavramların anlamları ile ilgilenmeyip, onlara yeni anlamlar biçmeyi tercih ediyor. Bu davranışını internet konusunda da değiştirmedi. O nedenle dünyanın yeni medya olarak nitelendirdiği internet Türkiye’ de sanal alem olmaktan ileri gitmedi. Daha güncel bir örnek verirsek, dünyanın profil toplamak için oluşturulmuş bir sitesi olan facebook, Türkiye’ de arkadaşlık sitesi olarak algılanıyor. Bu yaklaşımlarla baktığınız zaman, Türkiye’ de internetin doğru kullanılması zaten beklenemez. Bu nedenle Türk pazarına girmek isteyen firmalarda, bazen benden pazarı anlama konusunda danışmanlıklar alıyor..

* Facebook ne işe yarıyor ve gizlilik haklarını ihlal ediyor mu?  

Facebook çok ciddi bir profil toplama sitesi, bu nedenle bazen tüketicinin paranoyasına denk geliyor. Bu nedenle işlerinin zor olduğunu kabul etmek gerekir. Facebook’ un gerçekten gereğinden fazla bilgi toplayıp toplamadığı konusu o kadar karmaşık ki; geçenlerde Harvard Üniversitesi bu konuyu sektör fikir önderlerine sordu. Biz de elimizden geldiğince cevaplandırmaya çalıştık. Ben teknik tabanlı birisi olduğumdan alınan bilginin Google Analytics hatta girdiğiniz birçok sitenin log dosyasındaki bilgilerden fazla olmadığını biliyorum. Yani kişisel görüşüm alınan bilginin interneti sanal alem olarak görmeyen, gerçek kimliğinin bir parçası olarak gören bir kişi için rahatsız edici olmadığı yolunda.

* Nasıl danışman oldunuz?  

1992′ de Türkiye’ nin ilk BBS’ ini kurduğumuzda aslında kaderimiz de çizilmiş oldu. Önce editörlük teklifleri aldım. Ancak TV ve Radyoda program yapmayı tercih ettim. Bir süre sonra herkes yapmak istediği teknoloji projelerine beni ortak almak istemeye başladı. Bu aşamada baktım ki projeler ve çok çeşitli konuların internet alanlarından sorumlu oluyorum. Bu aşamada benim işin fikir altyapısında internet konusunda insanları aydınlatma noktasında olmam gerektiğini farkettim. Bu nedenle e-business konusunda değişik danışmanlıklar veren bir sanal yapılanma kurdum. Ve danışmanlık serüvenim bu sayede başlamış oldu.

http://www.atfworkshops.com

* Bir Teknoloji Danışmanı şirketlere ne kazandırır?

Şirketin faaliyet alanı ne olursa olsun, internet projeleri her zaman katma değeri yükselten ve bütçeye direkt etki eden yatırımlardır. Bu nedenle bizim işimiz son derece çeşitlilik gösterir. İş iletişimin güçlendirilmesinden, markanın oluşturulmasına kadar bir çok alanda bize ihtiyaç bulunmaktadır. Bu nedenle ben danışanlarıma şirket dışı bir reengineer mantığı ile yaklaşırım. Bazen antlaşmamız dışında olmasına rağmen mesleki körlükten oluşan problemlerini de teknolojiyi ve yeni dünya görüşünü nasıl kullanacaklarını söyleyerek anlatırım. Bazen de kurumun elinde hali hazırda kullandığı imkanları değerlendirerek, hiçbir harcama yapmadan bir teknoloji ürünü üretmesini sağlarım. Bu nedenle kurumların bakış açılarını bilmemekle birlikte ben kendimi dışardan çalışan maaşlı bir ortak gibi hisseder, o şekilde projeler üretirim.

* İnternetten alışveriş yapmak ne kadar sağlıklı? 

e-Ticaret konusunda verdiğimiz seminerlerde ilk sorulardan biri budur. İnternetten ticaret yapmak, normal ticaretten bile daha sağlıklıdır. İstatistiklere baktığımızda fiziksel yollarla yapılan kredi kartı yolsuzlukları, internet yolsuzluklarına göre son derece fazladır. Zaten bir hacker’ ın bir kişinin kredi kartını çalmak için harcayacağı zaman ve donanım ihtiyacı o kadar fazladır ki, kişisel husumeti yoksa, gidip bir yerde hırsızlık yapması hem daha kolay, hem de ucuzdur. Tabii son dönem güvenlik ekiplerinin internet suçları konusunda son derece uzman olması da ayrı bir caydrıcı nedendir. Zira yapılan her türlü internet suçunda, suçun işlendiği kişiyi İP üzerinden tespit etmek ve adresten sorumlu olan karakolun suça müdahale etme süresi, güvenlik ekiplerinin aldıkları eğitimler sayesinde yarım saatlere kadar inmiştir. Telekominikasyon Kurumunun son internet yasası üzerine hazırladığı yürütmelikte bizim de danışmanlığımızı aldılar. Bu yürütmelik de internet üzerinde işlenmiş suçlarda hukuki her türlü açık kapatılmış durumdadır.

* İnternet yasası nedir? 

22 Mayıs 2007′ de Sayın Ahmet Necdet Sezer tarafından kamuoyunda internet yasası olarak adlandırılan 5651 sayılı ‘ İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi ‘ hakkında kanun onaylandı. Kanunu incelediğimde T.C. kanunlarının hepsinde olduğu gibi oldukça iyi planlanmış olduğunu rahatlıkla görebiliyorum. Ancak iki konuya dikkatinizi çekmek isterim.

Birincisi; Konjonktürel bazı kararların olduğunu görüyoruz. Yani internet ve özellikle dünya gündeminin devinimi ile kısa zamanda yaşlanacak ve anlamsız ve ters görünebilecek bir iki maddenin varlığı özellikle dikkatimi çekti.

Bunların en başta geleni telif yasalarıdır. Telif yasaları aslında sadece hukuki bir hak meselesi olmaktan çok. ticari faaliyetlerini geri bildirimleri ile düzenlenen bir yapıdır. Telif yasalarının son dönemlerde en çok uygulanduığı alanların başında gelen müzik sektörü bu devinimin içinde kazanç yapılarını ve ticari uygulamalarıı telif sorunlarını önemsiz hale getirecek şekilde yeniden düzenlemektedir. Bu yeni yapılanma telif yasalarının bir sorun olduğu birçok sektör için geçerlidir.

İkincisi ; Kararlarında insiyatif boşlukları bırakılan kanunlardır. Bu tip kanunların uygulanmasında insiyatif sahibinin bilgi birikimi ve olaylara bakış açısı bu tip kanunların bir süre sonra doğru şekilde uygulanması konusunda sorunlar yaratabilecek, suçsuz insanları kanunlar karşısında sorumlu duruma getirebilecektir.

* Konuyla ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Bu bilgiler ışığında kanunları uygularken özellikle dünyadaki gelişmeleri de göz önüne alarak yönetmelikleri dinamik düzenlemelerle genel dünya gündemine yakınlaştırmak takdire şayandır diye düşünüyorum.

* Teknoloji yatırımı nedir?

Kurumların katma değer kazamasına sebep olacak, teknoloji altyapısının kullanıldığı her türlü yatırımı biz teknoloji yatırımı olarak nitelendiriyoruz. Bu IT bazlı donanım yatırımlarından, internette marka oluşturulması amaçlı pazarlama harcamalarına kadar değişen yelpazedeki her konu bizim bakış açımızla teknoloji yatırımı olarak değerlendirilir.

Etiketler : , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Atıf Ünaldı (1)

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Pazar Oca 17, 2010 Kategori Röportaj, Teknoloji

atif

Teknoloji Danışmanı Sayın Atıf Ünaldı’yla teknoloji üzerine söyleşi yaptık. ÜNALDI önemli bilgiler verdi. Bu söyleşiyi üç bölüm halinle sizlerle paylaşacağım.

Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’ nde eğitim aldığı yıllarda Türkiye’ de ilk kez iki bilgisayarı telefon hatları üzerinden konuşturan BBS sistemini kurarak, Türkiye’ deki ilk internet ağını oluşturdu. 1992 – 1994 yılları arasında Radyo D’ de ( Radyo Kulüp ), ‘ Farenin Kuyruğu ‘ adlı yine Türkiye’ deki ilk internet ve bilgisayar informasyon programını yaparak başka bir ilke daha imzasını attı. 1994 senesinde Kanal D televizyonunda her gece canlı yayınlanan RadyoNet adlı programın sunuculuğunu, yapımcılığını ve gece yayını sorumluluğunu üstlendi. Bu program Türkiye’ de tamamı canlı bilgisayar görüntülerinden oluşan ilk programı olmuştur.

Atıf ÜNALDI 1994 – 1996 seneleri içinde Anadolu. Net isimli Türkiye’ nin ilk internet servis sağlayıcısının Genel Müdürlüğü’ nü üstlendi. 1996 – 1997 yılları içinde 1. Dünya Hava Oyunlarının internet süpervizörlüğünü yaptı, bu arada sporcuların internet ve internet üzerinden kayıt sistemlerini gerçekleştirdi. 1998 yılında Sabah Grubu’ nun internet süpervizörlüğünü de üstlendi ve Sabah Kitapları’ nın internet üzerinden satışına dair yapılan projeye de danışmanlık yaptı. Yine aynı yıl içinde Milliyet Grubuna bağlı .Net Dergisinde ‘ Yeni Ufuklar ‘ adlı köşeyi yazdı.

1999 yılında ise İhlas.Net’ in webmaster’ lığı görevini üstlendi ve İhlas.Net portalini projelendirdi ve yönetti. Yine aynı yılda Sabah Grubu’ na bağlı bilişim sektör dergisi Pcweek’ te köşe yazarlığı yaptı. Bu esnada Artmedya isminde bir webtasarım şirketi kuran Ünaldı, BRT televizyonunda yayınlanan, yapımcısı olduğu GeceNet adlı bir internet magazin talk show programını hazırladı ve Romina Özipekçi ile birlikte sundu. Daha sonra Akşam grubu tarafından çıkarılan  dergide bir yıl kadar köşe yazarlığı yapan Atıf ÜNALDI aynı dönemlerde bir yıl kadar İstanbul Üniversitesi Seramik Bölümünde Web tasarımı konusunda dersler verdi. İnterprobil grubunun kurulmasıyla dergideki görevinden ayrılan Atıf ÜNALDI, EkoTimes dergisinin kuruluşundan son gününe kadar dergide köşe yazarlığı ve bilişim editörlüğü görevini yaptı. Atıf Ünaldı bu dönemde Computerlife Dergisinin de köşe yazarlığı görevinde bulundu.

Daha sonra Finansal Forum Gazetesinde her Çarşamba bilişim sayfalarında köşe yazarlığı ve editörlük yaptı. Buybye.com’ un marka danışmanlığını yapan Ünaldı, daha sonra Technology Channel’ da TRON adlı programın yapımcılığını ve sunuculuğunu gerçekleştirdi. 2004 Aralık ayı itibariyle Star Medya Grubu’ nda IT Direktörlüğü görevini üstlenen Ünaldı, aynı dönemde Star gazetesinin STARTEK ekinin Yayın Yönetmenliği’ ni de üstlendi. Daha sonra Rock Fm’ de Teknorock programını yapan Ünaldı aynı zamanda Kanal D ve Star Tv’nin İnternet Müdürlüğü’ nü yaptı. Doğan TV Grubu özel projeler danışmanlığı görevinde de bulunan Atıf Ünaldı, PC Magazin dergisinde köşe yazarlığı yaptı. Uluslararası fon yönetim şirketi GEM grubun Türkiye’deki iştirakleri arasındaki İnfoKarma kanalında ‘ a.t.f. ile teknoloji gündemi ‘ programının yapım ve sunuculuğunu gerçekleştiren Atıf ÜNALDI aynı zamanda Kral TV’ de Netizen isimli infotainment programının yapımcı ve sunucusudur.

Microsoft’ un desteklediği Sitebuilders adlı grubun kurucularından olan Ünaldı, tüm Türkiye’ de bu grupla ‘ web tasarımı ‘, ‘ mobil internet ‘, ‘ e-ticaret ‘, ‘ internet reklamcılığı ‘ gibi konularda konferanslar, seminerler, açık oturumlar düzenlemiştir. Halen Türkiye’ de internet ve e-iş ile ilgilenen kişi ve kuruluşlara danışmanlık ve eğitim çalışmalarını da başarıyla yürütmektedir.

Yayınlanan Kitapları 

Bilişim Sözlüğü (Microsoft – Medicat Sponsorluğunda) Kapital Yayınevi

Jürisi Olduğu Yarışmalar  

2002 – Altın Örümcek Web Yarışması
2003 – Altın Örümcek Web Yarışması
2004 – Grafi2000 Flash Animasyon Yarışması
2004 – Altın Örümcek Web Yarışması
2005 – Altın Örümcek Web Yarışması
2006 – Web Award ( Web Marketing Association)
2006 – Altın Örümcek Web Yarışması

Yayınlanmış makaleler  

Yeni Türkiye Dergisi Mart 1998 ‘ Bilgi Toplumu Türkiye’ sinde İnternet Yapılanması ‘
Yıldız Teknik Üniversitesi Yayınları, 1994 ‘ Web’ te tasarım kriterleri ‘

Konferans, Seminer ve Profesyonel Aktiviteler  

1999 – Microsoft Merkezinde Sitebuilders bilgilendirme ve e-ticaret ve web tasarımı seminerleri (İstanbul)
1999 – Microsoft bünyesinde Web tasarımı, e-ticaret, Medya Teknolojileri seminerleri ( Ankara, İstanbul, İzmir, Konya, Antalya )
2000 – Kosgeb bünyesinde e-ticaret seminerleri ( Ankara )
2000 – Fatih Üniversitesi e-ticaret seminerleri ( Ankara )
2000 – Bilgi Üniversitesi internet seminerleri ( Konuşmacılar: Microsoft Türkiye Genel Müdürü Süreyya Ciliv, Atıf Ünaldı )
2000 – Bilişim 2000 faaliyetleri içinde e-ticaret ve web tasarım seminerleri ( İstanbul )
2003 – PRCI Turkiye (Istanbul)
2003 – Wireless Forum ( İstanbul)
2003 – ODTU ( Ankara )
2003 – Mobiliz.biz ( İstanbul )
2004 – PRCI ( İstanbul )
2006 – Mediacat Wrokshop
2006 – Miadap Çalışma Grubu
2007 – Miad ( Malatyalı İş Adamları Derneği ) Online Pazarlama Konferansı

Yazılımları  

1992 – İki radyo otomasyon sisteminin kurulumu ( Radyo Kulüp ve Radyo C (1995))
1994 – Kanal 6 Televizyonunda yayınlanan ve izleyicilerin katılımıyla oynanan iki bilgisayar programının yazımı ( Crossword ve Puzzle )
1998 – Tv reklam departmanı otomasyonunu sağlayan bir bilgisayar programı

Türkçeleştirilmesini Yaptığı Yazılımlar  

1996 – Windows Commander
2000 – Babylon İnternet Sözlüğü
2002 – Sitepublisher
2003 – Google ve Democracy Player ( miro) nun çalışmalarında gönüllü bulunmaktadır 

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle