1 Temmuz Kabotaj Bayramı

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Çarşamba Tem 7, 2010 Kategori Özel Günler

O değil de;

Son dakikada yetiştim. Kabotaj Bayramınız kutlu olsun.

İlginçtir bu bayram çoğumuz tarafından sadece ismen bilinip içeriği bilinmeksizin hakkında fikirsizce espri konusu yapılarak hatırlanan bir bayramdır…

Kabotaj Bayramı’nın özü;

‘Kabotaj Bayramı, her yıl 1 Temmuz’da kutlanan bayram. Kabotaj bir devletin kendi limanları arasında yolcu ve yük taşıma hakkıdır. Türkiye’de, Kabotaj Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 1 Temmuz (1926) günü Kabotaj bayramı olarak kutlanır.

Kabotaj, bir devletin, kendi limanları arasında deniz ticareti konusunda tanıdığı ayrıcalık. Bu ayrıcalıktan yalnızca yurttaşlarının yararlanması, millî ekonomiye önemli bir katkı sağlayacağından, devletler yabancı bandıralı gemilere kabotaj yasağı koyma yoluna gitmişlerdir. Bazı uluslar arası sözleşmelerde de kabotaj yasağı koyma yetkisine ilişkin hükümler yer alır.

Osmanlı Devleti’nin kapitülasyonlar çerçevesinde yabancı ülke gemilerine tanıdığı kabotaj ayrıcalığı, Lozan Barış Antlaşması’yla 1923 yılında kaldırıldı. 20 Nisan 1926 tarihinde de kabul edildi. Kabotaj Kanunu 1 Temmuz 1926′da yürürlüğe girdi. Bu yasaya göre, akarsularda, göllerde, Marmara denizi ile boğazlarda, bütün kara sularda ve kara sular içinde kalan körfez, liman, koy ve benzeri yerlerde, makine, yelken ve kürekle hareket eden araçları bulundurma; bunlarla mal ve yolcu taşıma hakkı Türk yurttaşlarına verildi. Ayrıca; dalgıçlık, kılavuzluk, kaptanlık, çarkçılık, tayfalık ve benzeri mesleklerin Türk yurttaşlarınca yerine getirilebileceği belirtildi. Yabancı gemilerin yalnız Türk limanlarıyla yabancı ülkelerin limanları arasında insan ve yük taşıyabileceği kabul edildi.’ (Kaynak:www.turkcebilgi.com)

O değil de;

İzmir’den İstanbul’a gelişim bir seneyi bir ay geçmiş. Geçen sene bugün Yalova’daydım ve bayramı orada kutlamıştım. Zaman nasıl da uçup gitmiş…

O değil de;

Bir ben var benden içeri…

O değil de;

İyi bayramlar…

Gerçekten…

Etiketler : , , , | Yorum Ekle

Bak işte 26 oldun

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Pazartesi May 10, 2010 Kategori Özel Günler

Doğum Günün kutlu olsun bebem…

Mustafa görse bunu, ‘Mert… bebe öyle mi? Ne bebesi be abla, sakalları var. Sakallı bıyıklı eşek kadar adam’ der.

Önceki doğum günü yazılarına baktım da, o günleri yeniden yaşadım sanki. İçine zaman zaman arabesk katmışım. Bugün arabesklik yok.

Arabesk dedim de, Grup Vitamin’i ne çok seversin. Bütün şarkılarını ezberlemiştin. O şarkıları bugün bile dilime dolayıp akşama kadar bana söylettiğin oluyor.

Yolda izde sağda solda ve de evlerde / Arabesk dinliyorum kaşlarım çatık

Oğlumsun diye söylemiyorum ama harika bir insansın. Bide neskafeme şeker attıktan sonra karıştırsan tam süper olcaksın.

Hadi evden çıkıp bu güzel günü kutlayalım.

:) Seni seviyorum bebem… İyi ki varsın ve iyi ki benim prensimsin.

Sağlıklı mutlu kocaman bir ömrün olsun. Allah’ım seni korusun.

Etiketler : , , , , , , , , , , | 2 yorumlar

Olsun, pembe de güzel renk

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Nis 1, 2010 Kategori Gündelik Yaşam, Özel Günler

- İstanbul’da artık taksiler pembe olacakmış

- Olsun, pembe de güzel renk…

Ben bu arkadaşla Sayın yazarım Silver35’in dediği gibi; ince belli bardakta çay içmek istiyorum. O benim arkadaşım olsun istiyorum.

Nisan1’den bihaber ama bir o kadar da ılımlı. Hatta bu arkadaş klonlansın istiyorum.

İnsanların ‘neden yan baktın’ diye birbirini boğazladığı güzel ülkemde taksisini pembeye boyatmayı düşünebilen bir arkadaş ne güzel bir arkadaş.

‘Ne diyor bu!’ diyorsunuz dimi?

Nisan1 şakasına malzeme olan yurdum taksicisinin güzel yüreğinden bahsediyorum.

Israrla şaka yapmaya çalışanlardan hiç bahsetmeyeceğim…

Bir taksim olsun, ben de bembeye boyatacağım,

Üstüne de ‘şaka değil gerçek’ yazacağım.

:) İyi bayramlar.

Etiketler : , , , , , | 2 yorumlar

Şakalandım

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Çarşamba Mar 31, 2010 Kategori Özel Günler, Şiirimsi

… hayatı

şakaladım

sonra

şakalandım

ikimiz de

oyun

oynadık

yenişemedik.

şimdilik…

Etiketler : , , , , , , , | Yorum Ekle

Kutlamıyorum

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Pazar Mar 7, 2010 Kategori Özel Günler

8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutlamıyorum. Bu olayın tarihçesine inmeyeceğim… ya da konuyla ilgili olarak bu güne özel etkinliklere… ya da Kadın Haklarına

Böyle bir güne gerek var mı onu sorgulamak istiyorum.

Hem kadın-erkek eşitliğini savunuyoruz hem Kadınlar Günü kutlayarak bu eşitsizliği ilk bozan taraf oluyoruz.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü sadece ülkemizde değil dünyada kutlanıyor diyebilirsiniz.

Bizler koyun değiliz ki neden sürü psikolojisiyle yaşayalım?

Erkekler Günü var mı? Yok

Bir hak aramakta bu kadar kararlıysak neden Kadın Hakları yerine İnsan Haklarını aramıyoruz savunmuyoruz?

Erkekte kabul edilemeyecek şeylerin başında şiddet geliyor.

Şiddet neden kabul edilmez?

Çünkü bu fiziksel güçle orantılıdır. Sadece fiziksel olanı değil şiddetin her türlüsü cezalandırılmalıdır.

Kadın Hakları diye takla atarken birçok kadın evde kocasından alamadığı hırsı aynı şekilde çocuğuna şiddet uygulayarak alıyor.

Bu çelişki oldukça yaygın ve düşündürücü.

Biz kadınlar hep haktan yanayızdır hep hakkımızı bağırarak ararız ama devletin kanununa güvenmeyiz ona sığınmayız.

Hak deriz ama devletin bize sunduğu haklar hakkında en ufak bir bilgimiz yoktur. Kanuna güvenmeyiz, polise güvenmeyiz, erkeğe güvenmeyiz, kendimize güvenmeyiz. Sadece kuru kuru hak isteriz.

Gökten zembille ineninden…

Başımıza birşey geldiği zaman kanunun kapısını çalmayız. Dayak yer otururuz, tecavüz edilir yine otururuz hatta birde üstüne üstlük tecavüzcümüzü ödüllendirerek onunla evleniriz. Ona evin bahçesinde oynamak üzere boy boy çocuklar veririz.

Ya üç ya hiç mantığıyla. Ama şikayetçi olmak aklımıza gelmez…

Kendimizi de yetiştirmeyiz hiç. Kitap okumayız tiyatroya gitmeyiz yanılıp TV de faydalı birşey varsa onu izlemek yerine kadın programları izler ah ah vah vah eder dövünürüz, sanki kendi dertlerimizi halletmiş gibi.

İşimiz gücümüz magazin işimiz gücümüz astrolojidir.

Kadınlar ne hikmetse hep melektir erkekler ise şeytan.

Kadın Hakkı yoktur Hakkı erkek ismidir.

Erkekleri yerden yere vururuz ama babamızı abimizi oğlumuzu akrabamızdaki erkekleri eşimizi dostumuzu çok severiz.

Erkekleri o kadar çok severiz ki bir güzel söz uğruna canımızı bile kıyarız.

Kimdir bu Hakkı?

Bence bütün suç onun !

:) İyi bayramlar.

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Sevgililer Günü’ne Savaş

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Cumartesi Şub 13, 2010 Kategori Haber, Özel Günler

Kırmızı renkte ürünler satan dükkânlara baskınlar düzenleyen Suudi Arabistan din polisi ele geçirdiği kırmızı çiçekler, oyuncak ayılar ve kalp şeklindeki kutuları imha ediyor

Suudi Arabistan’da, yarınki Sevgililer Günü öncesinde geniş çaplı bir operasyon başlatan dini polis, kırmızı ürünler satan mağazalara baskınlar düzenleyerek bunları imha ediyor.
Suudi Arabistan’da normalde satışı serbest olan kırmızı gül, kalp şeklindeki eşyalar ve kırmızı ambalaj kâğıdına sarılmış hediyeler Sevgililer Günü öncesinde yasaklanıyor. “Mutteva” olarak bilinen İyiliği Teşvik ve Kötülükten Men Komitesi, gazetelerde yayımladığı açıklamada, mağaza sahiplerini kırmızı ürün satmamaları yönünde uyardı. Açıklamada, “Talebimize uymayanlar cezalandırılacaktır” denildi.
Açıklamanın yayımlanmasının ardından önceki gün bir operasyon başlatan Komite, mağazalara baskın düzenliyor. Mağazalarda ele geçirilen kırmızı çiçekler, oyuncak ayılar, kalp şeklindeki kutular imha ediliyor.
Otel ve restoranların Sevgililer Günü için özel organizasyonlar düzenlemesini önlemek için buralarda da teftiş yapılıyor. Suudilere, bu günde kırmızı renkte kıyafet bile giymemeleri tavsiye ediliyor. Ayrıca polis, gençlerin buluştuğu parklarda da denetimleri artırıyor.

Hediyeler Karaborsada
Yasağa rağmen Sevgililer Günü’nü kutlamak isteyen Suudilerse bu operasyonlara alıştığı için hediyelerini haftalar öncesinden satın alıyor. Ancak bu dönemde hediyelik eşyalar karaborsada normal fiyatının 3-4 katına satılıyor.
Suudi yetkililer, Sevgililer Günü’nün bir pagan geleneği olduğunu ve evlilik dışı ilişkileri teşvik ettiğini savunuyor. Ülkede 2004 yılında yayımlanan bir fetvada, “Sevgililer Günü pagan-Hıristiyan tatilidir. Allah’a ve kıyamet gününe inanan Müslümanlar bu günü kutlamamalıdır. Allah’ın gazabından kaçınmak için bu bir görevdir” denilmişti.
Rusya’daki Müslüman liderler de önceki gün bir açıklama yayımlayarak, Sevgililer Günü’nün yasaklanmasını istedi. Nizny Novgorod bölgesindeki Müslüman liderler konseyi  açıklamasında, Sevgililer Günü’nün “ahlaksızlık ve nihilizmi telkin ettiği” öne sürülerek, “İnançlı ve duyarlı insanları bu günü kutlamaya hayır demeye çağırıyoruz. Bu yalnızca İslam’ın kurallarıyla değil insan ahlakıyla da zıt düşüyor” denildi. (Kaynak:Milliyet)

Her keyfi uygulamaya ve cehalete, ‘İslam’ adı veriyorlar ya… Yuh yani!

:) Olaya bakın, ‘Suudi Arabistan Din Polisi’

Allah’ın kanunlarını ne zamandır polis koruyor! Yüce Allah’ın, polisin korumasına ihtiyacı mı var.. Tövbe tövbee!

Dayatma Demokrasi… Dayatma Din… Ne günlere kaldık!

Allah bu ikisinden de korusun…

Sevgiden Allah’tan korkar gibi korkmayın, sevgisizlikten korkun. 

Dünyaca başımıza ne geliyorsa sevgisizlikten geliyor.

Ah bunu bir anlasanız!

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 4 yorumlar

Aşkın Fiziksel Ve Psikolojik 10 Faydası

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Şub 11, 2010 Kategori Özel Günler

Aşkın fiziksel ve psikolojik 10 faydası

Aşk herkese göre değişen kavram; kimine göre süresi, kimine göre şekli önemli. Bazılarına göre aşkın organı kalp, kimine göre ise beyin.

Memorial Suadiye Tıp Merkezi Dahiliye Bölümü’nden Uz. Dr. İsmail Yağız, ”aşkın sağlığa olumlu etkileri” hakkında bilgi verdi.

Aşk herkese göre değişen kavram; kimine göre süresi, kimine göre şekli önemli. Bazılarına göre aşkın organı kalp, kimine göre ise beyin. “Aşk olmazsa meşk olsun” diyen de var, aşkın platoniğini seçen de.

Peki bu aşk denilen şey nedir?

Bilim adamlarına göre beyin aktivitesi. Beyinde artan hormonlarla duygu değişimleri; dopamin, norepinefrin, feniletilamin gibi çeşitli beyin içindeki hormonların aktivasyonları.

Aşk sadece bir duygu mudur? Gösterilebilir mi?

Aşık bireylerin beyin MR görüntüleri incelendiğinde özellikle dopamin içeren bölgelerin, yani beyin sağ bölgesinin yoğun bir biçimde aktivitesinin arttığı gözleniyor. Dopamin vücuda enerji veriyor, iştahı azaltıyor, ilgiyi artırıyor, uykusuzluk, sürekli karşı tarafa odaklanma, onu düşünmeyi sağlıyor. Aşkın 3 fazının ilk dönemi bu şekilde gösteriliyor. Aşkın 2. ve 3. döneminde ise biraz daha sakinlik, sevgi, iletişim, koku duyguları, alışkanlık ve güven hissi ön planda. Bu dönemlerde ise serotonin ve diğer mutluluk sağlayan endorfinler etkili.

Peki “aşk olmazsa meşk olsun” diyebiliyor muyuz? Maalesef hayır!

Yapılan bilimsel çalışmalarda intihar girişiminde bulunan gençlerde kalp kırıklığı, terk edilme, aşkın kabul görmemesi gibi nedenler var. Aşk problemleri özellikle genç bireylerde toplum dışına itilme, yalnızlık ve depresyonu tetikleyerek yaşam isteğini azaltıyor. Kırık kalpli gençlerin hayatları incelendiğinde aile ilişkilerinde problemler, şefkat ve ilgi eksiklikleri gözleniyor. Hükümetler gençlerin üzerine daha fazla durulması, sosyal ilişkilerin güçlendirilmesi, gençlik cesaretinin olumsuz bir sonuca yol açmaması için önlemler alınması üzerinde duruyorlar.

Aşık olmak kilo vermede büyük bir etken

Aşk hem psikolojik hem de fizyolojik etkileri ile sağlığa iyi geliyor. Fiziksel etkilerde iştahsızlık ve metabolizma hızının artması başı çekiyor.

Aşkın fiziksel etkileri:

1.Kan akımının düzenlenmesi
Dopamin ve norepinefrin kan akımını artırır.

2.İştah azalmasıTokluk merkezinin uyarılmasıyla açlık hissi kaybolur.

3.Kalp ritminin hızlanmasıNoradrenalin kalp atım hızını artırır.

4.Yağ yakımı
Stres hormonları olarak bilinen noradrenalin yağ yıkımını sağlar.

5.Metabolizmanın hızlanması
Kilo kontoru ve zayıflık sağlar

6.Hafıza ve becerilerin artması
Artan kan beyin kan akımı hafıza ve becerilerin artmasını sağlar.

7.Ağrıyı daha az hissetme
Güçlü vücut içi morfin olan endorfinler hem ağrı algısını azaltır hem de mutluluk sağlar.

8.Bağışıklık sisteminin güçlenmesi
Endorfin ve serotonin yüksekliği bağışıklık sistemini güçlendirir.

9.Cilt sağlığının artması
Kan akımı değişiklikleri ve seks hormonlarının artması ciltte duruluk ve canlılık sağlar.

10.Östrojen ve testosteron artması

Üreme isteğini artırır.

Aşkın psikolojik etkileri arasında motivasyonu artırma yönü ön plana çıkıyor. Kişinin kendisine olan güveninin artması da hem sosyal hayatta hem de iş yaşamında başarıyı getirebiliyor.

Psikolojik etkiler:

1.Motivasyonun artmasıKendine güvenen ve enerjik bir bünye, konsantrasyon yoğunluğunu sağlar.

2.Anti depresan etkiler
Kullanılan antidepresanlar serotonin ve noradrenalin türevi maddeler içerir.

3.Özgüven ve başarıMesleksel başarılara imza atılır.

4.Dışa dönük, sosyal kişilik yapısı
Mutlu ve sosyal bir kişilik yapısı sağlar.

Aşk sağlıklı bir biçimde yaşandığında bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkileri sayesinde hastalıklardan koruyabiliyor. Kişinin tüm güzellikleri ile yaşadığı aşka dengeli ve sağlıklı bir yaşam şeklini de eklemesi gerekiyor. (Kaynak:msn.com)

Bu yazıyla birlikte Sevgililer Günü’ne ramak kala aşkın faydalarını keşfetmiş bulunmaktayım. Bencil değil sencil bir insan olduğum için de bu değerli bilgileri siz okuyucularımla paylaşmayı boynumun borcu bilirim.

Yine başladı sabah sabah geyiğe diyorsunuz ama vallahi günahımı alıyorsunuz. Günahım da çoktur bilesiniz. Ben sadece Uz. Dr. İsmail Yağız’ın bilgilerini aktarıyorum. Gerisi yalan!

Sevgiliniz yoksa hemen umutsuzluğa kapılmayın, daha önümüzde 3 gün var. Bu süre zarfında acilen kendinize sevgili yapın. Aşkın bu nimetlerinden siz de faydalanın. Orada bütün gün öylece oturursanız biraz zor tabi. Yerinizden kıpraşın yaşam belirtisi gösterin biraz.

Bir tarihte biyerlerde okumuştum. Sevgililer Günü geldiği halde halâ sevgili yapamamış olanlar düşünülerek parti veriliyordu. Bu durumdan muzdarip olanların sevgili sorunu da böylece çözülüyordu. Bu 14 Şubat için böyle yararlı bir atraksiyon var mı bilemiyorum. Okumadım… hiç gözüme ilişmedi.

Şekilde görüldüğü üzere herşey aşk için aşk!

Özlem Tekin’in aklımda yarım yamalak bir şarkısı var eskilerden. Hangi şarkıyı hatırlayamadığımı bir hatırlayayım sayfanın sonuna ekleyeceğim.

14 Şubat Sevgililer Günü’nüz kutlu mutlu ve umutlu olsun.

:) İyi bayramlar.

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Engelliler Özgür Olmalı

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Cumartesi Oca 16, 2010 Kategori Sağlık, Özel Günler

Bugün 3 Aralık Dünya Özürlüler Günü. Bu günün önemini sanıyorum ancak yaşayan bilir!

Neden böyle söyledim bunu birazdan anlayacaksınız. Bazen kelimeler biter ya hani, işte şu an kelimelerin bittiği an.

Uzun süren rahatsızlığım sonrasında aylarca yürüyemedim ve ağrılarım korkunçtu. 5/3 felç olmuştum. Ameliyattan da ölesiye korkuyordum, ama ameliyat olmazsam da yürüyemiyordum ve zaman benim aleyhime işliyordu.

Bundan dört ay önce ‘Bel Fıtığı’ ameliyatı oldum. Ameliyattan dokuz gün sonra da büyük bir talihsizlik sonucu sandalyeden düştüm. Düşmeyle birlikte ameliyat yerimin hemen alt kısmında yeni bir fıtık oluştu. Ama şu an için müdahale yapılamıyor.

Ameliyat kararı benim için yeteri kadar korkunçtu, yürüyememek daha da korkunç. Ameliyattan sonraki ilk günün sabahı, hasta için kader anı diyebilirim. İlk kez yürüyecektim. Doktor geldiğinde ablam ayağa kalkıp yürümeme yardımcı olmak istedi ama doktor bunu engelledi, ‘kendisi yürüyecek’ dedi, korktum ve yerimden kalkmadım, ta ki doktor yanıma gelip elini uzatana kadar.

O anı hayatım boyunca unutmayacağım. Doktorumun kolunda yürümeyi başarmıştım. Sevinçten doktoruma sarılıp öpmüştüm.

‘Tamam Esma bu iş buraya kadar’ dedim. Doktorum hergün uzun yürüyüşler vermişti. Çok acı çektiğim için, ‘iyileşmek için yürümek gerekiyorsa sabahtan akşama kadar yürürüm’ demiştim.

Sanki yürümek o kadar kolaydı da…

Sokaklar hareket etmekte zorlanıp yürümeye çalışanlar için, tekerlekli sandalyede yaşamak zorunda kalanlar için ne kadar uygundu dersiniz?

Sokakta yürümek benim için hiç uygun değil. Arabalar yollarda, kaldırımlarda her yerde. Trafik ışığı kavramı hiç yok. Ne yaya ne sürücü kimsenin birbirine saygısı yok. Trafik ışığında da nasıl bir sistem uygulanıyorsa aynı anda hem yayaya hem sürücüye yeşil ışık yanabiliyor, siz o anda panikleyip ağrı içinde kıvranıp yolu karşıya geçmeye çalışırken sürücünün biri ukalaca ve alaycı bir tavırla başını camdan dışarı uzatıp el kol harekeri yaparak, ‘hadi bayan hadi podyumda değilsin sallanıp durma’ şeklinde bir cümle kurup kalbinizden, ‘fazlasını istemiyorum, şuan benim yaşadığımı yaşa yeter’ diye kendinizden bile beklenmeyen salakça bir cümle geçirebiliyorsunuz…

Yüksek kaldırımlardan inip çıkmak eziyet olabiliyor. Sahipler, köpeklerine tasma takıp gezdirmeleri gerekirken onun yanında fon oluşturmayı tercih ediyorlar. Birilerini zengin etmek adına 1,20 santim olan kaldırımın 40 santimine ağaç diktikleri için yürürken akrobasi yapmak zorunda kalıyorsunuz. İnsanlar yolda yürürken hiç dikkat etmiyorlar, her an size çarpıp size inanılmaz acılar yaşatabiliyorlar ve bunun farkına bile varmıyorlar.

Toplu taşıma araçlarından hiç bahsetmeyeceğim zaten onlara binmek lüks oluyor. Ve bunları bugün bile yaşıyorum…

* Ya tekerlekli sandalyede yaşamak zorunda kalanlar!

Hayatı onlara kolay kılabilmek için birey olarak bizler ne yapıyoruz? Devlet onlar için ne yapıyor? Sokaktaki özgürlüklerini bile ellerinden alıyoruz, onları evlere hapsediyoruz. İş vermiyoruz, aş vermiyoruz. Onlar için yaptığımız (bilinçsizce) şey sadece acımak. Onların acınmaya ihtiyaçları yok. Onların topluma kazanılmaya ihtiyaçları var.

Özürlü olmak bir eksiklik değil. Doğuştan olmakla birlikte birçoğu da kazalar sonucunda tekerlekli sandalyede yaşamak zorunda kalmışlar.

‘Benim başıma gelmez’ diyebilir misiniz? Siz öyle zannedin emi!

An meselesidir kazalar, hele hele ehliyetsiz araç kullananları, alkollü araç kullananları düşünecek olursak.

Bu iş, hiç sanıldığı gibi basit bir iş değil. Israrla görmezden geliyoruz ama ülkemizde ve dünyada tahmin bile edemeyeceğimiz sayıda tekerlekli sandalyede yaşamak zorunda kalan insan var ve hergün bunlara yenileri ekleniyor. Birgün bizim de onlardan biri olmamız an meselesi.

Onlara maddi manevi destek olmak insanlık görevimiz. Acımayı bırakalım, acınacak hale gelmeyelim!

Etiketler : , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Dünya Sigarayı Bırakma Günü

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Cumartesi Oca 16, 2010 Kategori Sağlık, Özel Günler

zBir varmış bir yokmuş, 09 Şubat Cuma günü, ‘Dünya Sigarayı Bırakma Günü’ymüş.

Dünyada en çok sigara tüketen ikinci ülkeymişiz. Bravo bize. İlk üçe girmeyi başarmışız. Ödül olarak da denize nazır, püfür püfür geniş bir mezar yeri kazanmışız. Güle güle yatarız artık.

Bedava mezar bulsak gireriz ya, o bakımdan!

‘Sigarayı bırak’ denilince bin dereden su getiririz. Hep bir bahanemiz vardır;

‘Küçük yaşta başladım, sigara içmeyince çok sinirli oluyorum, kendime gelemiyorum, ben değil vücut istiyor’

Bu bahaneler uyanık insanlar için bulunmaz bir ticari kaynak oluşturuyor. Sigarayı bırakmak için farklı teknikler uygulanıyor. Ama bu tekniklerden faydalanmanız için cüzdanınızın kabarık olması gerekiyor.

Hem sigara içip maddi manevi zarara gireceksiniz hem de bırakacağım diye üste para vereceksiniz. Hiç mantıklı değil!

Niye birilerinin sizin üzerinizden para kazanmasına izin veriyorsunuz ki, sizin aklınız yok mu?

Gelişememiş (Gelişmemiş) ülke olduğumuzun en büyük göstergesi bu işte. ‘Gelişmek istemiyoruz!’ diye bu kadar bağıran direnen bir ülke. İlk üçe girecek kadar karşıyız gelişmeye. Sağlıklı uzun bir ömür sürmeye karşıyız. Kendimize karşıyız.

Burada karşımıza yine eğitimsizlik belası çıkıyor. Her yanlışımızda olduğu gibi.. Ama olayı hemen öğretmenlerimizin üzerine yıkıp kendimizi kenara çekmeyelim.

Çocuk evinde anne ve babasının sigara dumanından hergün kendisi içmiş kadar nasibini alıyorsa anne-babanın, öğretmeninin, ’sigara sağlığa zararlı’ önerisini dikkate almaz. Çocukları lafla değil davranışlarımızla eğitmeliyiz.

Çocuk TV nin karşısına geçtiğinde büyüklerinin elinde o sigarayı gördüğü zaman, sigaranın sağlığa zararlı olduğuna inanmaz.

Çıkan sonuçlardan, inanmadıkları da ortada zaten…

Yeni bir habere göre, sigara firmalarına sponsorluk verilmeyecekmiş. Bence bu uygulama sigara konusunda yapılan en güzel uygulama. Son derece gerçekçi.

Bu uygulama yıllar, yıllar önce yapılsaydı eminim bugün sigara konusunda çok daha fazla yol katetmiş olurduk.

Yeni alınan karara göre bundan böyle, TV de sigaranın zararlarıyla ilgili daha çok program sunulacakmış. Bu da olumlu bir gelişme. Böylece göz kirliliğini de bir anlamda önlemiş olurlar.

Sigarayı temin etmek de belli kurallar çerçevesinde olmalı. Bakkallarda alkol-sigara ve ilaç satılan ülkeler arasında bir yarışma olsa;

Aaaahh ahhh, işte o zaman birinciliği kimseye kaptırmayız alimallah.

Kim tutar bizi be!

Dış çevrede olayları kontrol altına aldıktan sonra okuldaki eğitime sıra gelecek. Çocuk doğduğu gün okula gelip eğitime tabî tutuluyor olsaydı kazandığımız bu ikinciliği öğretmenlerimizin üstüne gönül rahatlığıyla yıkabilirdik..

Buradan ilkokul öğretmenin Sevgili Güzin Ertan’ı rahmetle anıyorum. Sevgili Öğretmenim asla değerli bir hediye kabul etmezdi. Limon kolonyasını çok severdi. 80 kişilik sınıflarda süttozuyla beslendiğimiz o dönemlerde bile sıcacık sevgi doluydu. Eğitimin önemini kavramış, çok özel çok değerli bir kadındı.

Her şeye rağmen ben ikinci sınıf vatandaş olmak istiyorum diyorsanız da, o zaman sigaranızı ve dumanınızı içmeyenlerden uzak tutun.

Kaçarı yok… ya ölürsünüz, ya sürünürsünüz!

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

2010 Hayallerimin Yılı

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Ara 31, 2009 Kategori Özel Günler

hayallerimin yılıGeçen bir yılın muhasebesini yaptım;

2009 benim için çok farklı bir yıl oldu,

Sevdiklerimden uzaktım, artık değilim.

Mesafeler mi bizi sevdiklerimizden koparan?

Elbette değil. Gönüller bir olunca mesafelerin anlamı yok,

Yine de aynı havayı solumak bi başka.

Sevdiklerimle ve bu havayı İstanbul’da solumak bir ayrıcalık.

Geçen sene bugün İzmir’de yeniyıla merhaba demiştim,

O günden bugüne ne çok şey değişti,

Sanki lambadan bir cin çıktı ve bana;

‘Dile benden ne dilersen’ dedi,

Sevdiklerimi ve İstanbul’u diledim,

Dileğim gerçek oldu :)

Üzüntülerim de oldu kayıplarım da,

Gerçekleşmeyen belki de hiç gerçekleşmeyecek dileklerim de.

Kim söylemişti şu an hatırlamıyorum;

‘Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u önce hayal etti sonra fethetti.’ diyordu.

Bazı şeylerin gerçekleşmesi için önce hayal etmek gerekiyor demek ki.

:)  Hayal kurunca da büyük hayaller kurmalı. Sırada bekleyenler olabilir.

Hayallerimiz gerçekleşir mi yoksa bizden bihaber mi olur bilinmez,

Yine de hayal kurmaya devam.

En azından hayallerimizin kimseye zararı yok,

En janjanlısından hayallere devam.

Sizler yeni seneye nasıl gireceksiniz bilmiyorum. Ben yeniyıla PTT ve PTB eşliğinde hafif yiyecekler ve drink kuruyemiş cips yüklemesi yaparak gireceğim.

Şimdiden yarının gazete başlıklarını görmek mümkün,

Tacizciler kaplayacak ekranları ve gazetelerin sayfalarını. Bu bile alışkanlık oldu. PES yani!

Özetle; 2009 benim için milat oldu. :)

 2010 hayallerimizin yılı olur inşallah.

 :) İyi bayramlar… iyi yıllar…

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle