Olkan SEZDİN (3)

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Pazar Ağu 22, 2010 Kategori Röportaj, motosiklet, İş Yaşamı - Kariyer

Olkan Sezdin; BMW Motosiklet Özel Servisi ve Kawasaki Motosiklet Yetkili Servisi olarak hayatına mutlu bir şekilde devam ediyor. Tanıtım gezilerinde sonra şimdi de motosikleti anlatıyor… 

Dünyada yaygın olarak kullanılmasına rağmen (savaşlar dahil) yurdumuzda 50-70’li yıllarda Avrupa’dan gelen göçmenlerle,bisiklet vasıtasıyla hayatımıza girdi. :) Bence tabi…
Ancak, 90’lardan sonra yaygın olarak kullanılmaya başladı. (Daha çok hobi olarak)
Televizyon ve sinema ile birlikte ‘kötü çocuk’ olarak lanse edildi. Serseri aracıydı. Ve motosiklete binenlere serseri gözüyle bakılıyordu.
Oysa günümüzde işi yoğun ve yaygın olan doktorlar, avukatlar ve çeşitli şirket yöneticileri hobi’den çok ihtiyaç olarak kullanıyorlar. Cerrah ameliyatına,avukat duruşmasına, şirket sahibi toplantısına bu araç vasıtası ile yetişebiliyor. malum İstanbul trafiğii:)) park sorunundan bahsetmiyorum bilee:)
Günümüzde İstanbul trafiğinde motosikletin avantajları tartışılmaz. Hem trafik, hem park, hem de kullanım maliyetleri otomobilden çok düşük. Yakıt sarfiyatı ve tabii ki zehirli atık gaz oranını da gözden kaçırmamalıyız. Alet aynı zamanda çevreci yanii..:))

Servislerden bahseder misin?
Motosikletlerin satılmasında en büyük etkenlerden biri. Kullanım maliyetleri ve aracın devamlılığı için önemli. Bakımı yapılmayan motosiklet arızaya mahkum. Tıpkı diğer araçlar gibi.

Bakımın önemi biliniyor mu ve bu iş eğitimli kişiler tarafından mı yapılıyor?
Maalesef hayır.:( Birkaç servis dışında bakım uzman kişiler tarafından yapılmıyor. Oysa oldukça önemli bir konu. motosiklet kullanıcısı servis elemanına canını emanet ediyor aslında. Ama ne kullanıcı ne de servis elemanı bunun farkında. Burada dünya kadar para verilip alınan motosikletlerin bakımının düzgün yapılmasından bahsetmiyoruz sadece.O motosiklete dünyanın parasını verdikten sonra servis giderlerinden kaçan kullanıcılar, farkında olmadan canlarını tehlikeye atıyorlar. Bahsi geçen rakkamlar ise atla deve değil.. komik farklar.. İnsan hayatından bahsediyoruz yanii! Servisten çıktıktan birkaç km sonra motosikletinin yağ tapası düşüp,boşalan yağdan dolayı kaza geçiren çok binici var.
Bir ustanın (usta denilenin) yanında kısa süre çalışan biri kontrolsüzlükten dolayı ‘bende yapabiliyorum nasıl olsa’ diyerek dükkan açıyor. Teknolojiyle beraber motosiklet de hassaslaşıyor. Teknolojik oluyor.
Bunun anlamı da; motosikletin çalışma düzeni ve olan arızaların tespiti için o modele ait  pc destekli yazılımlara ihtiyaç olması. Bu yazılımlar her bakım periyodunda muhakkak kullanılmalı

Bunların takibini yapıp bilgi edinmek 1 marka için olası. Her markayı yaparım, onarırım demek gerçek dışı. Tabii ki ithalatçı firmalar ürünleriyle ilgili eğitimler veriyorlar. Ustalar bu eğitimlere katılıp,bilgilerini yeniliyorlar ancak;eğitimli usta sayısının azlığından dolayı bu sektörde transfer çok yaygın. Bir firmada 2-3 yıl çalışmış eleman o yılların modellerini biliyor,beski modelleri bilmiyor. Başka firmaya transfer olduğunda ise o firmanın yeni modellerini öğreniyor. Dolayısı ile marka devamlılığı olmadığı için bilgi hep eksik kalıyor.

Kullanıcı şöyle düşünebilir. Ne olacak yanii? o da motor, bu da motor.mantık olarak doğru görünebilir ama hiç de öyle değil. O kadar hassas ayarlar ve ekipmanlar var ki.. ben özel takımım olmadığı için kuzenimin küçücük bir scooter ini söküp aktarma kayışını değiştiremedim. Eski düzen tornavida çekiç mantığı çook eskilerde kaldı artık. Söktüğüm yerleri geri takıp..yetkili servise yolladım kuzenimi..:)

Kullanıcı bunu nasıl anlayacak?
Araştıracak! Nasıl ki her türlü faydalı ve faydasız bilginin kaynağı olan internette bayan-erkek arkadaş bulabilmek için zaman geçiriyorsa.. Motosikletinin servisi için de araştırma yapacak! Bakacak.. Servis elemanının geçmişi nedir? Aldığı eğitimler nedir? Bu eğitimleri belgeleyebiliyor mu? Aynı markada kaç yıldır çalışıyor? Öğrenecek ve motosikletini ona göre teslim edecek servise..

Ve çok önemli bi konu daha.. Bilinmelidir ki bi servis görevlisi her ne kadar işini iyi biliyor ve yapıyorsa dahi sihirbaz değildir! Olmayan bir parçayı yaratamaz.. Sipariş verir ve gelene kadar beklemek zorundadır. Ustanın kötü günü yoktur! o günü kapıdan giren müşterisinin tavrı belirler.:)

Bu açıklamaları yapma gereği duyuyorum çünkü; dediğim gibi internette bilgi alışverişi yapan pek çok motosiklet kullanıcı gurubu var. Elbette çok faydalı bilgiler paylaşılıyor ama.. Her bilginin de doğru olduğunu varsaymak gerçek dışı olur bence.

www.kaosmoto.com

(Devam edecek)

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Olkan SEZDİN (2)

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Cuma Ağu 6, 2010 Kategori Röportaj, motosiklet, İş Yaşamı - Kariyer

Geziden bahseder misin?

Bu yıl Güneydoğu bölgesine yaptığımız motosikletli geziyi, 10 Haziran 1990 tarihinde pkk tarafından 27 kişinin ölümüyle sonuçlanan Çevrimli Köyü Katliamının anma törenine katılmak, törenden sonra da bölgeyi gezip dostlarla biraraya gelmek için planladık.

Gezimize Mardin’den başladık. Midyat, Cizre, Kasrik, Güçlükonak, Gümüşyazı, Fındık, Koçyurdu, Koçtepe, Çevrimli, Yatağankaya’ya kadar gittik.

Belkısana Kaplıcaları’nda 1 gece konakladık. Bu aynı zamanda Ilısu Barajı’nın inşaat sahasıydı.

Tören sonrası; Dargeçit- Batman üzerinden Hasankeyf’e ulaştık. Orada Hasankeyf’i Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı’yla da tanıştık. 2 gece Hasankey’te keyf yaptık.:)

Sonrasında Diyarbakır’a gittik. 1 gece Öğretmenevi’nde kaldık. Şanlıurfa üzerinden Kilis e indik. Buradan Suriye’ye geçmeyi planlamıştık.Ancak yine o makus talih ile karşılaştım:( Suriye sınırında, sınır muhafız sorumlusu kolumdaki dövme ile alakalı bana Müslümanlık dersi vermeye kalktı. Tartıştık. Sorun yoktu. Ama canım sıkılmıştı. Orada harcayacağımız parayı kendi ülkemizde harcarız diyerek sınırı geçmeden geri döndük. Kahramanmaraş üzerinden Adıyaman Kahta’ya geldik ve Nemrut Dağını ziyaret ettik.

Neden bu seyahat?

Orada kötü bir düzen olabilir, kötü olaylar olabilir. Ama, oranın halkı zannedildiği gibi kötü değil. Hepsi dost canlısı, misafirperver ve varını yoğunu (sınırlı olmasına rağmen) ikram edebiliyor.

Biz bunu insanlara gösterip, ‘Kendi ülkenizi gezip dolaşmadan, başka ülkeleri dolaşıyorsunuz.Elbette bu güzel ama önce gidin oraları da görün, onlar da bizim insanımız, tanıyın, yanlış düşünmeyin, önyargılı olmayın’ mesajı vermek istedik.

Bölgenin doğası nasıl?

Mezarlıklar ve su kenarları haricinde yeşillik yok denecek kadar az.

Ancak; taşı bile o kadar güzel ki. Dağlar, vadiler,tarihi güzellikler ve hikayeleri. Meyva, sebze, yaşadığım bölgede yemediğim kadar lezzetli. Az ama lezzetli.

Belki de gönülden ikram edildiği için bu kadar lezzetli.:)

Bu dostluğu, keyfi, lezzeti bırakmak hiç kolay olmadı. Ancak, hayatımızı devam ettirmek için yaşadığımız yere geri dönmemiz gerekiyordu.

Orta Anadolu’yu takip ederek Adana, Konya, Balıkesir, Sakarya üzerinden İstanbul’a döndük.

Tüm memnuniyetimiz ve şimdiden oluşan özlemimizle birlikte…

(Devam edecek…)

www.kaosmoto.com

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Olkan Sezdin (1)

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Cuma Tem 30, 2010 Kategori Röportaj, motosiklet, İş Yaşamı - Kariyer

Konuğum; Türkiye’de sayılı motosiklerden birinin sahibi olan, 3-5 kafadar yan yana geldiğinde motosikletle en tehlikeli yerlere gidip kültür gezileri yapan, bazı konularda hayli talihsiz, bazen asi, sıradışı ama kesinlikle yüreği güzel bir dost.

Olkan SEZDİN  kimdir?

1969 İstanbul/Kartal doğumluyum. 6 aylıktan itibaren Trakya’da yaşadım. İyi, hatta muhteşem bir çocukluk dönemi geçirdim. İlkokuldan sonra devlet yatılı okuluna gittim. 1981 yılı ve ihtilal sonrası idi. Çok sıkı disiplin ve çok sıkı siyaset vardı. Okul değil, adeta yetiştirme kampıydı. İşin kötüsü, tek siyasi görüş yoktu ve çatışmalar oluyordu.

Barınamadım… Okuldan kendi isteğimle ayrılmam istendi. Ders notlarım çok iyi olduğu için de kendileri atmadılar kibarca kovdular. Sonrasında yatay geçişle Kartal Endüstri Meslek Lisesine kaydımı yaptırdım.

Resim dersinde öğretmen tahtaya konu mankeni çıkardı ve ‘gördüğünüzü çizin’ dedi. Ne konuşma ne birşey. Sessizce çiziyorduk. Ben bir taraftan da wolkman dinliyordum. O dönemde wolkman yeni çıkmıştı. Kurallara uymayarak ders saatinde müzik dinlediğim gerekçesiyle teknik resim dersinden kaldım.  Wolkman hayatımıza girmişti ama dersten kalmama neden olmuştu.

Orada da bazı nedenlerden dolayı barınamadım.

Sormaya korkuyorum… Hangi nedenler?

Sınav günü yanlış zamanda yanlış yerdeydim ve gözlerim bir hırsıza benzetildiği için minibüsten nazikçe indirilerek misafir edilmek üzere karakola götürüldüm. Konu açığa kavuşana kadar tekrarı olmayan o sınavı kaçırmış oldum. Türk polisi görevini yapmıştı, ben de vatandaşlık görevimi. Mutluydum, adalete yardımcı olduğum için. Ancak sırf bu yüzden diplomamı alamadım…

İş hayatına nasıl atıldın?

 Ulusoy’da çalıştım sonra turizm işiyle devam ettim. Türkiye’nin bütün tarihi yerlerini gezdim, gezdirdim. Sonra askere gittim. Askerliğe Manisa’da başladım. Siir’te Fınfık Güçlükonak’ta devam edip bitirdim.

Askerlikten sonra neler yaptın?

2-3 sene İstanbul’daydım. Borusan’da, ‘Teknik eleman’ olarak başladım.

Motosikletle tanışıklığın nasıl oldu?

Dedem ve 2 dayım bisiklet ve motosiklet tamircisi idi. Ailemden dolayı hayatımın her döneminde motosiklet vardı.

Sonra neler yaptın?

BMW’de, ‘Motosiklet Temel Eğitim, Marka Eğitimi, Model Eğitimi, Yağ Eğitimi, Toplam Kalite Eğitimi aldım.gerçekten teknik olarak tamirciliğim Borusan’da başladı. 4 yıl kadar çalıştım, ayrıldım.

Kawasaki’de, ‘Teknik Eleman’ olarak başladım.Eğitimleri organize ettim. 1 yıl kadar çalıştım.

Amerikan Titan Custon Zone firmasında ‘Teknik Eleman’ olarak çalıştım.

BMW ve Kawasaki bayisi olan, ‘Berkemoto’ firmasının Servis sorumlusu Sami usta’nın (Sami Paker) vefatından sonra BMW ve Kawasaki kökenli olduğum için servis benim işletmeme verildi. Yaklaşık 6 yıl Kawasaki ve BMW’nin yetkili servisliğini yaptım. Bu süre içinde mesleki eğitimlerim devam etti.

Bayilik sisteminin iptal edilmesinden dolayı Berkemoto ticari hayatına son verdi. 

Bende bunca emek ve bilgiyi heba etmemek için Kaosmoto’yu kurdum.:)) BMW özel servisi, Kawasaki yetkili servis olarak çalışma hayatıma mutlu bir şekilde devam ediyorum.

Çok kaliteli, hem dost hem de müşteri kitlesi ile. Keyifle.:)

Sadece teknik çalışma da değil üstelik. Zaman zaman eğitim ve bu eğitimleri pekiştirmek için yapılan 3-4 günlük geziler de var programda.:)

www.kaosmoto.com

(Devam edecek.)

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

İstanbul’da Yeni Bir Akım

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Pazartesi Şub 15, 2010 Kategori Haber, İlişkiler, İstanbul, İş Yaşamı - Kariyer

Mymacchiato İstanbul’da yaşayan, kariyer sahibi, bekar çalışanların yeni gözdesi.

Kurulduğu günden bugüne yüzlerce kişiye hizmet veren Mymacchiato sektördeki öncü kimliği ile İstanbul’da yeni bir akım yarattı. Mymacchiato sayesinde dünyanın diğer bütün mega metropollerinde var olan ‘professional dating’ hizmeti ile İstanbullular da tanıştı.

İstanbul’da çalışan elit kesim arasında fısıltıyla yayılan yeni trend Mymacchiato’lu olmak. Eğitim danışmanlığından sağlık hizmetlerine kadar her işini uzmanına bırakan İstanbullular, ilişki danışmanlığı konusunda da tercihini yaptı. Mymacchiato kariyer sahibi bekar üyelerine aradıkları ilişkiyi bulmaları konusunda her türlü hizmeti vermekten kaçınmıyor. Üye olduktan sonra yapmanız gereken tek şey sizin için özel ayarlanmış randevulara gitmek ve keyifli vakit geçirmek.

Mymacchiato’nun başka bir özelliği ise kullanıcılarının kimliğini gizli tutması. Ama unutmadan söyleyelim, elemeler konusunda biraz acımasızlar. Mymacchiato’lu olabilmek için iyi bir cv şart. Her hafta sadece belirli sayıda üye kabul eden bu çok özel kulüp %100 memnuniyet ilkesi ile çalışıyor. (Kaynak: Milliyet)

Aslında ilginç… İstanbul gibi yerde yaşıyorsunuz, kariyer sahibisiniz ve bekarsınız. Ama partner bulmak için bir sektöre ihtiyaç duyuyorsunuz…

Yeni oluşumlara karşı ya da taraf değilim. Arz talep olayı.

Yine de insanların bu hale nasıl geldikleri üzerinde kafa yormak gerek diye düşünüyorum.

Sanki herşey kontrolden çıkmış gibi. İlişkiler bile kişiye özel olmaktan çıkıp sektörelleşiyor.

İlişkiler konusundaki bu sektör bana ‘Görücü usulü’nü hatırlattı. Yani size uygun eş adayını sizden önce başkaları belirliyor ve sizin adınıza randevu veriliyor, size de o adaya yoğunlaşmak kalıyor.

Aşk sevgi yoksunu bir olay. Bir ilişkiden bahsediliyor gibi değil de bir işten bahsediliyor adeta.

Örneğin; satış temsilcisi gibi, bir ürünü pazarlıyormuşcasına.

Cıx… sevmedim… çok ruhsuz bir olay…

İyi bayramlar.

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

B Planı

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Çarşamba Oca 13, 2010 Kategori İş Yaşamı - Kariyer

Adsızİş Bulmanın En Kolay 10 Yolu
Bir laf vardır, ‘Birşeyi çok istersen yaparsın’ derler. Zaman zaman iş değişikliğiyle ilgili kara kediler aklınızı karıştırabilir. Eğer gerçekten iş değişikliği istiyorsanız kendi isteğinize uygun yeni bir iş eninde sonunda bulursunuz. İşte size iş kolay iş değiştirmenin 10 altın kuralı!

1. Ne istiyorsunuz?
İnsanoğlu doğası gereği hayatındaki her yenilik öncesinde tedirgin ve endişeli olur. Ama eğer hayatınızı değiştirmenin vakti geldiyse de vakit kaybetmenin de çok anlamı yok. Kariyer yöneticisi Sarah Berry, ‘Kararlı olun ve kesin adımlar atın’ diyor. Öncelikle kendinize niçin iş değiştirmek istediğinizi sorun. Para için mi yoksa statü değişikliği için mi? Bir de kuşkusuz nasıl bir ortamda çalışmak istediğinizi sorgulayın!

2. Vizyonunuzu genişletin!
Yeni bir iş hayalini kurmak zor iştir. İnsana pek güven veren bir his yaratmaz. İnsanlar genelde bulundukları ortamdaki duruma hakimdir. Kendi sınırları dışındaki sınırları pek bilmezler. Çalışanlar yeni transfer yeteneklerine daha açık olmalılar.

3. Antenleri açın!
Çevrenize, eşinize, dostunuza iş değişikliği yapacağınızı bildirin. Antenleriniz sürekli açık olsun. Konferanslarda ve iş toplantılarında tanıştığınız insanlarla kontağa geçin. İnsan kaynaklarında çalışan eşinize dostunuza mutlaka iş aradığınızı söyleyin. Nereden ne geleceğini önceden bilemezsiniz…

4. CV’nizi renklendirin!
Sarah Berry, CV’nin iş bulmadaki hayati öneminin iyi anlaşılması gerektiğini düşünüyor. Bazı CV’lerin alt alta sıralanmış sıkıcı maddelerden oluşan bir yazı dizisi olduğuna dikkat çeken Berry ‘Sıkıcılıktan kaçının!’ diyor ve CV’lerin kişileri satan bir vitrin olması gerektiğini söylüyor.

5. Farklı kaynaklara başvurun!
Gazetelerin iş ilanları köşesini sürekli takip edin. İnternet de bu işi için uygun bir ortam. Bazı şirketlere ve kurumlara da direk olarak gidin ve konuşun. ÇOk daha etkili olur.

6. İş bulma kurumlarına başvurun!
Türkiye’de çok yaygın bir sistem olmasa da yine de uygulanabilecek bir yöntem. İş bulma kurumlarının küçük işletmelerle bağlantıları güçlüdür. Bu bağlantılardan yaralanabilirsiniz.

7. Başvurularınızı özenle seçin!
Kesinlikle laf olsun diye CV göndermeyin. Sadece gerçek anlamda size uyan veya başka bir deyişle gerçekten şansınızın olduğu şirketlere yönelin. Boşu boşuna zaman harcamayın. Kendi deneyimlerinizin çok dışında bir iş edinirseniz işe girme şansınız çok düşük olabilir. Kendinizi olduğunuzdan farklı göstermek zorunda kalabilirsiniz. Bu da ileride başınıza büyük dertler açar.

8. Kendinize güvenin!
Özellikle iş görüşmesine gittiğinizde ürkek ve güvensiz bir duruş sergilemeyin. Sorulan soruları düzgün ve çok yönlü yanıtlayın. Ama sadece soruları cevaplamakla yetinmeyin siz de soru sorun. işin incelikleri ve detatylarıyla ilgilendiğinizi gösterin.

9. Feedback isteyin!
Her ‘hayır’ ‘evet’ e ne kadar yakın olduğunuzu gösterir. Eğer işe kabul edilmediyseniz mutlaka şirketten size feedback olabilecek birtakım bilgiler alın. Neden kabul edilmediğinizi öğrenin!

10. Sabırsız olmayın!
İş bulma süreci çok kolay bir süreç değildir. Aylar bile sürebilir. Sabırsız olmayın…(Kaynak:Milliyet)

* İşe girmenin kolay yolları bu şekilde özetlenmiş ama ülkem için bir madde var ki o olmadan ASLA ve ben bu listede onu göremedim. İşte o ilahi eksikler…

Hamili Kart:
Bilen bilir, bu kart nelere kâdirdir oysa. Sizi bir anda aranan ama her ne hikmetse bir türlü bulunamayan Hint kumaşına dönüştürebilir. Önemli mevkiler büyük gelirler sağlayabilir, rahat, yumuşak ve ölene kadar asla terk etmek istemeyeceğinizi türden modern bir koltuk verebilir, at-kat-yat-yazlık-kışlık, olmadı bulutların üstünde uçmanız için helikopter bile verebilir…Karşılığında sanıyorum onurunuzu verirsiniz…Olmayan birşey de verilmeyeceğine göre sorun yok demektir…

B Planı:
İş arayanın sahip olmadığı bir şeydir. İş arayan bilir ki planla programla olacak işler değildir. Memlekette iş olmadığı için plan yapmaya da gerek yoktur…Bir zaman gelecek ve “okumaya gerek yok” yazacağım…

Çoluk çocuk yarış atı gibi liseye üniversiteye hazırlanıp karşılığında “harç parası” adı altında haraç ödeyip mezun olduktan sonra da limon satacaksa o gençlikten hayır beklemek fazla iyiniyet olur…

Limon satarken okuyanla okumayan arasında olsa olsa şöyle bir fark olur;

- Abla limon verim abla

- Hanımefendi limon vereyim mi, ihtiyacınız var mı?

Tüm bunları yazarken dışardan beni desteklercesine kulağıma akordeon sesi geliyor. Bugün buranın pazarı ve bu akordeon çalan şahıs her hafta gelip akordeon çalarak ekmek parasını kazanmaya çalışıyor. O kadar güzel çalıyor ki inanamazsınız.

Güzel yurdumda bir de Mutant’ların hazırladığı evlere şenlik Asgari Ücret uygulaması ve yapılmayan sigorta olayı var ki onları anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalıyor…

İyi bayramlar.

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Mutluluk Bir Ayna

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Pazartesi Ara 28, 2009 Kategori Gündelik Yaşam, İş Yaşamı - Kariyer

ayna ve empati 35Bir reklamda izlemiştim, ‘Mutluluk bir ayna, gülümsemen yansır ona’ diyordu.

Ne güzel bir cümle. Aslında hayat felsefesi olarak kullanılabilir. ‘Sen hayata nasıl bakarsan hayat da sana öyle bakar. ‘ Genelde bu saçmalığa inanmıyorum ama zaman zaman inanmak istiyorum. İnsanın böyle şeylere inanmaya ihtiyacı var.

Geçtiğimiz günlerde işim gereği Hüseyin Arslan’la tanıştım. Farklı bir kişilik. Memleketinden kalkıp İzmir’e gelmiş, çok çalışmış ve başarmış. Şimdi kendi sektöründe bir numara. Bildiğim kadarıyla da üniversite mezunu.

Yanına sekiz kişilik bir ekiple gittik ve kendisiyle karşılaşana kadar en az on kişiyle görüşmek zorunda kaldık, belki daha da fazla ama sonunda başardık.

Odasına girdiğimizde bizi çok sıcak karşıladı. Hemen ikram faslına geçildi ve hepimizle ayrı ayrı ilgilendi. Bizi tanımaya çalıştı, bizde onu. O beni nasıl tanıdı bilemem ama ben onun için, ‘farklı’ kelimesini uygun buldum. Gerçekten de çok farklı biri, farkını her haliyle yansıtıyor

Odasından tutun eşyalarına, davranış biçimine, konuşmasına kadar. Çalışanlarıyla olan diyalogları da çok farklı. Biz oradayken odasına beş-altı personel geldi. Hallerinden anladığım kadarıyla şirket dışında çalışıyorlar. Odasına her gelen personelini önce sarılıp öpüyordu. Hal hatır soruyordu, babacan bir tavrı vardı.

Zevkine düşkün görünüyordu. Odasında bir köşeye göz hizasına gelen yere çift kapaklı ahşaptan mini bir bar yaptırmış. Red Kit filmlerinden fırlamış gibiydi. Mini barı ışıklandırmayı da unutmamıştı. Barın tam karşısına bir koltuk yerleştirmiş.

Bize barın karşısında nasıl keyif yaptığını gösterdi. Barın loş ışığını açtı ve koltuğa uzandı, ‘gazetemi elime alıyorum bu koltuğa uzanıp gazetemi okuyorum, içim geçince kolum yere düşüyor’ dedi. Barı bize tanıtırken nazarımız mı değdi ne olduysa barın içinden bir şeyler yere düşüp kırıldı. Nazar varmış dedik ve gülüştük.

Çalışma masasını aile fotoğraflarıyla süslemişti. Oğlu varmış onbeş yaşında. Bize önce oğlunun bebeklik fotoğrafını, sonrasında da oğlunun son günlerde basında çıkan yeni bir fotoğrafını gösterdi. Üzerine giydiği şık gömleğini ve yeleğini göstererek, ‘bu gömleği ve yeleği eşim aldı, aynısından oğluma da almış, sabah ikimiz de giydik aynanın karşısına geçtik. Bugün oğlumla bir örnek giyindik’ dedi. Kıyafetin her ikisine de çok yakıştığını düşünüyordu. Özenle seçilmiş bir kıyafetti gerçekten.

Oğlundan bahsederken gözleri parlıyordu. Oğluyla gurur duyduğu her halinden belliydi. Masanın karşısında karşılıklı tek kişilik iki koltuk vardı, arasında da sehpa. Üzerinde şık bir örtü ve ortasında cam bir fanus. Fanusun içinde bir tanesi diğerine göre daha büyükçe olan iki adet turuncu, kokulu mum duruyordu. Mumları yaktı odada egzotik bir hava ve koku oluştu.

Her söylediği şeyden ders çıkarılabilir nitelikte bir insan. Sonra yerinden kalktı arka tarafında bulunan bir hediye sepetinin içinden çok cici ambalajlanmış küçük paketler aldı ve her birimize yeni yıl hediyesi olarak dağıttı. Sonra tekrar yerine oturdu ve hayata dair şeyler anlatmaya başladı. Belli ki dikkatimizi bir konuya yoğunlaştırmaya çalışıyordu.

İlgiyle dinliyorduk;

‘Bir köpek varmış. Köpek 1001 tane aynanın bulunduğu bir mekâna gitmiş, aynada 1001 tane köpeğin kendini izlediğini görünce hırrr demiş, aynı anda 1001 tane köpek de ona hırlamış. Köpek bu işe çok bozulmuş ve burada herkes hırlıyor diye korkup koşarak mekânı terk etmiş.

Yine aynı mekâna başka bir köpek gelmiş, sevimli köpek 1001 tane köpeği karşısında görünce gülerek kuyruğunu sallamış, 1001 tane köpek de aynı anda ona gülümseyerek kuyruk sallamış. Cici köpeğimiz bu işe çok sevinmiş, ne güzel bir yer, bir sürü arkadaşım oldu diye kuyruğunu sallayarak mekânı terk etmiş.’

Lafın devamını getirmedi. Ortaya konuştu ve herkes almak istediği dersi alsın dercesine lafı öylece ortada bıraktı.

Sonra birden bana döndü;

‘Eee Esma Hanım, hep ben anlatıyorum siz dinliyorsunuz biraz da siz anlatsanız da ben dinlesem’

Birden kendimi sınavda gibi hissettim panikledim, ‘buraya geleceğimden haberim yoktu, bilseydim çalışıp gelirdim’ diye bir şeyler zırvaladım. Hiçbir şey bilmiyor demesin diye de, ‘ben size bir şiir okusam?’ diyerek durumu kurtarmaya çalıştım. 

Hiç beklemediğim birşey oldu; ‘Neden olmasın’ diyerek beni şiir okumak zorunda bıraktı.

Konuyla hiç ilgisi olmasa da aklıma ilk gelen ve benim için çok anlamlı olan o güzel şiiri okudum.

Heder ettin beni bu yaşta
Sen ey güzel İstanbul
Çekip gidiyorum işte
Allah’ ından bul

İstanbul’dan İzmir’e sevgiler.

:) İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

SU TV

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Ara 10, 2009 Kategori İş Yaşamı - Kariyer

9_150SU TV… iş ilanı vermiş… CV gönderdim… sonra farkettim ki ilanın tarihi eski… göndermiş bulundum… gitti gider… yapacak birşey yok.

Aradan bir süre geçti… akşam saatinde bir telefon aldım… SU TV’den arıyorlar…

Arayan beyefendi iş başvurumun hala geçerli olup olmadığını sordu. Geçerli olduğunu söyleyince ‘yarın gelebilir misiniz? Görüşmeyi Haber dairesinden X Bey’le yapacaksınız’ dedi.

Adresi mail olarak atarım dedi ve attı.

Ertesi gün söylenilen saatte verilen adresteydim.

SU TV’nin felsefesinden hedeflerinden tutun da, beni haber alanında mı yoksa sesimin mikrofonik olduğu düşünülerek bu alanda değerlendirilebileceğime kadar herşey konuşuldu.

Görüşme son derece olumlu geçti. X Bey aradığı özelliklere sahip olduğumu ve benimle çalışmak istediğini söyledi.

Ben de, ‘bu işi istiyorum’ dedim.

X Bey birkaç gün içinde sizi arayacağım dedi… ‘kesin olur’ diye beklenen görüşme böylece hoş bir şekilde sonlandı.

Birkaç gün geçti ama aranmadım…

Beni görüşmeye davet eden kişiyi arayarak sonuçtan haberdar olmak istediğimi söyledim.

‘Konuyla ilgili son durumdan haberdar değilim. Bir şekilde size geri dönülmesini sağlayacağım’ dedi.

Kısa bir süre sonra bir mail geldi…

Birlikte çalışamayacağımız… yazıyordu…

***

Tarihi geçen bir iş başvurusuna CV incelenip davet ediliyorsunuz… gidiyorsunuz… birlikte çalışma kararı alıyorsunuz… ama sonra her ne hikmetse birlikte çalışma fikrinden bir şekilde vazgeçiliyor…. ve size bunu bildirmek zahmetine bile katlanmıyorlar…

İş verenin beklentisi nedir?

İş anlamında beklentilerine cevap verebilecek durumdayım ve böyle düşünüldüğü için davet ediliyorum zaten… Görüşmeye gidildiğinde de bu teyit ediliyor.

Kendiniz gayriciddi çalışıyorsunuz da işe alacağınız insanların da gayriciddi olmasını mı bekliyorsunuz?

Şapkadan tavşan çıkarmayı vadetmedim ki… ama bu saatten sonra şunu vadedebilirim;

İşçiden ne istediğini bilmeyen, beklentileri konusunda kararsız, tutarsız, gayriciddi iş yerlerini afişe edeceğim!

Temsil; SU TV

İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , , | 4 yorumlar

Sekretmez

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Ara 3, 2009 Kategori İş Yaşamı - Kariyer

a80_sekreterPatronu için öyle bir şey yaptı ki…

Yaptığı yanlış düzenlemeyle patronun uçağı kaçıracağını anlayan sekreter işinden olmamak için hava yolu şirketini arayarak bomba ihbarında bulundu.

ABD’nin Miami şehrinde gerçekleşen olayda sekreter Claudia De La Rosa yaptığı bir hata yüzünden patronunun uçağı kaçırmasına neden olacaktı, ancak aklına dahiyane bir fikir geldi.

De La Rosa, hemen hava yolu şirketini arayarak uçakta bomba olduğunu söyledi. Uçağın rötar yaptığından emin olmak için bu sefer e-posta atan 34 yaşındaki kadının bilgisayarı asılsız ihbar olduğu anlaşıldıktan sonra tespit edildi ve Rosa tutuklandı. Genç sekreterin 15 yıl hapis cezası istemiyle yargılanması bekleniyor. (Kaynak:Milliyet)

Sekreterin beyninin bir kısmı offline anlaşılan…

Patronda da suç var… korkutmuş kızı. Ne olur sanki bir uçak kaçsa. Sekreterden değerli değil ya…

15 yıl hapis cezası da dile kolay. Bence bilerek böyle birşey yaptı. Hapiste 15 sene yan gelip yatacak… ekmek elden su gölden… Patron yok, iş yok, kaçan uçak yok.

Bilmiyor ki aslında tam tersi olacak

‘zaman akmıyor sanki, saatler durmuş bugün’ kıvamında…

:) İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , , , , | Yorum Ekle

Bayan Yönetici Personeli

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Salı Kas 10, 2009 Kategori İş Yaşamı - Kariyer

212831Eminim bir çoğunuz iş ilanlarını takip etmişsinizdir. İşte size bomba bir iş ilanı. Hadi yine iyisiniz…

‘Şirket Genel Müdürümüzün;

-Ev işlerini yapabilecek (yemek,temizlik, ütü,alışveriş vb.)

-Makam aracını kullanacak,

-Ofis işlerine yardımcı olabilecek,

Aranan Nitelikler :

-Minimum lise, tercihen yüksekokul mezunu,

-Sürücü belgesi olan ve aktif araç kullanabilen,

-Tercihen İngilizce konuşma, okuma, yazma bilen,

-Tertip, düzen ve nizami çalışma prensiplerine sahip,

-Diksiyonu düzgün,

‘Bayan Yönetici’ personeli aramaktayız.’

*** Evet ilanımızı okudunuz. Bu özelliklere sahipseniz aylık en az net 5.000TL. alırsınız herhalde. Üstüne de sosyal imkanlar…

İnsanların çaresizliklerinden bu derece faydalanmaya çalışmak… bilemiyorum yani…

Ben bu ilanı veren kişiyi görmeyi isterdim. Hatta onun çocukluğuna inmeyi de isterdim.

Tabii dünyalıysa… başka bir gezegende ikamet ediyorsa orasını bilemem… ki; muhtemelen öyle…

Belki de şaka yapıyordur ne dersiniz?

Hani şu aptal şakalardan… güncel olaylardan çok yıprandık, derdimizi sıkıntımızı unutup biraz eğlenelim diye…

Beklentilere bakarmısınız;

-Ev işlerini yapabilecek (yemek,temizlik, ütü,alışveriş vb.)

-Makam aracını kullanacak,

-Ofis işlerine yardımcı olabilecek…

Kadın 3 kişilik iş yapacak ama tek kişinin aldığı maaşı alacak…

Selin’in dediği gibi, ‘Oldu gözlerim doldu’

Oldu olacak yatarken size ninni de söylesin… Hem de İngilizce…

Dandini dandini dastana

Danalar girmiş bostana

Kov bostancı danayı

Yemesin lahanayı

Eeee eeee eeee ee

Tatlı rüyalar!

Ve son birşey daha;

Şu, ‘Bayan’ kelimesi gerçekten baydı. Biz bunun baymayanını tercih ediyoruz.

‘Kadın’ demek bu kadar mı zor?

Hani; anneniz, kız kardeşiniz, sevgiliniz, karınız, kızınız!

İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , , , , | Yorum Ekle

NURYAK

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Cuma Ağu 7, 2009 Kategori İş Yaşamı - Kariyer

calisanPazartesi sabahı yürüyüşten geldim duşumu aldım ızgaraya iki dilim ekmek koydum. Üstüne kaşar dilimledim. Evdekilerin güzellik uykusunda olmalarından faydalanıp bilgisayar başına geçtim yazılarımla boğuşuyordum ki kapı çaldı;

Ablam ve yeğenim Samet karşımda. Samet, “Birkaç gündür gelmeyi istedim gelemedim. Bugün annemi de yoldan çıkardım, geldik teyze” dedi.

Huşû içinde kahvaltımızı ettik. Teyze-Hala olmanın en güzel tarafı yeğenler tarafından özlenmek aranmak onlarla birlikte vakit geçirmek.

Günün ilerleyen saatlerinde bir telefon geldi. Nuryak diye bir firmaya iş başvurusunda bulunmuştum, görüşmeye davet ediyorlar. “Gelmeye çalışırım” dedim ve kapattım.

İçimde olmayacak diye bir his var hiç gidesim yok. Evdekiler gidip görüşmem konusunda ısrarlı. “Olur dediğin yerler olmadı bu defa olmazları oldur” diye felsefe yaptılar. Haklıydılar da… Samet, “Teyze hadi cicilerini giy biz seni götürelim” dedikten sonra da fazla seçme şansım kalmadı.

Hazırlandım evden çıktık arabaya bineceğiz ki kapı açılmıyor. Araba devre dışı. Yapılan tüm müdahalelere rağmen araba çalışmamakta kararlı. Mert teşhisi koydu, “aküsünde bir problem var!”

Ben yine cıvıdım, “İşte başladı terslikler bu iş olmaazzz, boşuna cebelleşmeyelim hadi eve dönüp mutlu mesut kaldığımız yerden devam edelim” dedimse de çocuklar karşı çıktı. “Biz eve, siz görüşmeye gidiyorsunuz” diye posta koydular.

Gençler eve döndü Ablam ve ben rotamızı Nuryak firmasına çevirdik.

Başvurduğum iş, firmanın restoran bölümünde Halkla İlişkiler pozisyonuydu. Görüşme çok olumlu geçti. Yetkili, “işe alındınız, restoran Çarşamba günü açılacak ve o gün toplantı yapacağız. Ben sizi toplantı için arayacağım. Kıyafet olarak da hosteslerle aynı giyinmeyin. Sizin kıyafetiniz farklı olsun” dedi ve kıyafetim konusunda anlaştık.

“Size burada belirtilen rakamın üzerinde bir rakam verebilmeyi isterim bunun için de özel olarak görüşeceğim” dedi.

Eve döndükten kısa bir süre sonra beni arayarak ücret konusunun yeniden ele alındığını ve yeni ücret belirlediklerini, buna göre; yeni ücreti kabul edip etmediğimi sordu. Kabul ettiğimi söyledim ve toplantı için yeniden bana döneceğini söyleyerek kapattı.

Salı günü mesai saatine kadar aranmadım. Sadece işyeri telefonları olduğu için de 17.00 de arayarak toplantı için bilgilendirilmediği nasıl bir tutum izlemem gerektiğini sordum. Yetkili yan çizmeye başladı…

“Gidiş- geliş sizin için problem olur, restoranımız içkili bu da sizin için problem olur. Gece 12 ye kadar çalışmanız gerekebilir o saatten sonra evinize nasıl döneceksiniz. Bu şartlar altında sizinle çalışabilmemiz zor olur zaten restoranımız yeni açılıyor” gibi bişeyler geveledi.

Yüzyüze görüştüğümüzde bunlardan hiç bahsedilmediği, böyle sorunlar varsa neden bunların görüşmeye geldiğimde bana söylenmediğini, üstüne üstlük işe alındığımı, konumuma özel yeni ücret belirlendiğini, kıyafetime kadar anlaştığımızı…

Bu şartlar altında kesinlikle ciddi güvenilir bir firma olmadıklarını söyledim. Yetkili, “haklısınız” dedi…

NURYAK firmasının ismini vermeyeceğim Sayın yetkilisi, evet haklıyım. Kesinlikle güvenilmez ve gayrıciddi bir firmasınız!

:) Size de iyi bayramlar…

Etiketler : , , , , | Yorum Ekle