Yeter Ki Sen Gel

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Cumartesi Nis 3, 2010 Kategori Haftasonu, Müzik

İyi bir haftasonu  dileyerek satırlarıma başlıyorum… Büyüklerimin ellerinden küçüklerimin gözlerinden…

Dışarıda sıcak pırıl pırıl bir hava var. İnsanın ‘Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan’ diyesi geliyor da tarihi tutturamadık. Olsun, o günleri de görürürüz inşallah.

Hafta sonlarının iyi tarafları olduğu gibi kötü tarafları da var. Temsil; üst kat komşunuzun dinlediği müziğin kendi evinizde çalıyor gibi olması. Hatta aşağı mahalleden bile dinlenilebilir olması.

Tamam, müzik ruhun gıdasıdır da bazı gıdalar tüketim tarihi dikkate alınmazsa gıda zehirlenmesine yol açabiliyor. Yine de moralimi bozmayacağım. Sanki Zeki Müren dinliyormuş gibi yapacağım.

5 senedir İstanbul’da bu ilk baharım. Bazı bazı çarpılıyorum.

Her taraf yemyeşil. Ağaçlar çiçek açtı. Ortalık börtü böcek.

Çileği bile krem şantiye batırıp yiyebiliyorum artık… o derece…

Mevsim harika…

Dün annemlerden dönerken yağmura yakalandım biraz ıslandım. Bahar yağmuruydu. Eve gelene kadar mırıldanarak şarkı söyledim.

Dilimde eski bir şarkı… Gülümsedim…

:) Arabesk bir şarkı ve ben arabesk sevmem… ama dün çok güzeldi.

Ferdi Tayfur’un eski bir şarkısı

çiçekler açsın / böcekler ötsün / kırlarda sevgililer / elele olsun / ben razıyım / yeter ki sen gel / isterse hergün / yağmur yağsın.

:) İyi bayramlar.

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , | 2 yorumlar

Haberin Olsun

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Pazar Oca 10, 2010 Kategori Haber, Haftasonu, İzmir

haberler1_kGüzel bir Pazar sabahı İzmir’den herkese iyi Pazarlar… Haberleri şöyle bir taradım.

İşte yurdumdan manzaralar;

- Hüseyin Üzmez: Beni şapur şupur öpüyorlar, beni her öpene ‘18 yaşından küçükmüsün’ diye soramam ki.

- 20 yaşındaki genç kız babası tarafından boğazı kesilerek öldürüldü. Genç kız babası hakkında taciz ettiği için şikayette bulunmuştu.

- DTP ve bazı sivil toplum örgütlerinin Taksim’de yapmayı planladığı eyleme izin yok.

- Devlet Bakanı Cemil Çiçek, 1984 yılından bu yana Türkiye’nin hesaplanabilir terör kaybının 1 trilyon dolar olduğunu söyledi.

- 14 yaşındaki kızla cinsel ilişkiye girdikleri iddia edilen yaşları 25-65 arasında değişen 7 kişi gözaltına alındı.

- Süt kahveyle içildiğinde etkili olmaz: Uzmanlar, yetişkin ve çocukların ‘sütlü kahve içmelerinin’ doğru olmadığını, kahvedeki kafeinin kemiğin kalsiyumu emmesini engellediğini belirterek uyarıda bulundu.

- İhracat 32 aydan sonra ilk kez geriledi. Ekim ayında ihracat 32 ay aradan sonra ilk kez düştü. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye’nin 2008 yılı Ekim ayı ihracatı, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 1.87 düşüşle 9 milyar 530 milyon dolar oldu.

- Somali açıklarında kaçırılan Türk gemisinin kaptanı dün Türkiye’yi arayarak 20 kişilik mürettebatın iyi olduğunu haber verdi.

- Eyüp’te, kırmızı ışıkta geçtiği iddia edilen bir yolcu minibüsünün çarptığı 10 yaşındaki kız çocuğu hayatını kaybetti.

- BOTAŞ, bugünden geçerli olmak üzere, konutlarda kullanılan doğalgaz fiyatına yüzde 22.50, sanayide kullanılan doğalgaza da yüzde 22 oranında zam yaptı.

- TRABZONSPOR’lu futbolcu Serkan Balcı’nın üniversite öğrencisi kardeşi Serhat Balcı’nın, İzmir’de eğlenmek için gittiği gece kulübünde, şifresini öğrendikleri kredi kartlarından 160 bin YTL çektikleri öne sürülen aralarında, müzikhol sahibi, kasiyer ve garsonların da bulunduğu 5 zanlı yakalandı.

- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bugünkü Hakkâri ziyareti öncesi AKP İl Başkanlığı’nda meydana gelen patlamada, yoldan geçen 6 kişi yaralandı.

- Türkiye’ye yeni modern füze sistemi: Daha güçlü ve etkin bir hava savunma ağı oluşturulması amacıyla Savunma Sanayii Müsteşarlığınca (SSM) ihaleye çıkarılan alçak ve orta irtifa hava savunma füze sistemleri ihalesinde teklife çağrı dosyaları alım tarihi yeniden belirlendi.

- Beyoğlu’ndaki 360 adlı restoranın korumaları olduğu öne sürülen 3 kişi, vestiyere 12 euro ödemeyen Hollandalı turisti öldüresiye dövdü. 32 yaşındaki turist komaya girdi.

- Mustafa Kemal, 22 Kasım 1916’da Erkan-ı Harp Reisi’yle yaptığı sohbetin ardından, not defterine şu satırları düştü: ‘Fazilet heyeti olan ulema övünç kaynağımız, baş tacımızdır. Fakat hainlikle adi ve şahsi menfaat elde etmek maksadıyla yalandan ilmiye kisvesine bürünerek fesat yaymaya kalkışan gizli örgüt üyeleri elbette kanun ve şeriat hükümlerine göre muamele görmekten kurtulamayacaklardır.’

HABERLER

Gözlerinin önünde belirince hayalim
Sevgi dolu demleri anarmısın kimbilir
Hasret bir rüzgar gibi eserken ince ince
Ayrılık acısıyla yanarmısın kimbilir

Şimdi nerde o hayat, o güzel günler nerde
Bulunmuyor bir deva yalnızlık denen derde
Giden gelmiyor derler acep inanayım mı
Sen söyle ey sevgili böyle sızlanayım mı

Söyle şimdi nasıl haberler haberler
İyimi kötümü haberler haberler

Söylediğim bu şarkı düşündürürmü beni
Dinleyip eğlenirken severmisin kimbilir
Sen sen ol da düşün iyi tanı kendini
Hor görme hiç kimseyi görülürsün kimbilir

Atilla Atasoy

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Açlık Başımda Duman

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Pazar Oca 10, 2010 Kategori Gündelik Yaşam, Haftasonu

Adsızİyi Pazarlar…

Nasılsınız, umarım afiyettesinizdir…

PC mi açtım büyük bir açlıkla blogları okuyorum…

Açlık dedim de, ev halkı güzellik uykusunda olduğundan, aç kalmamak adına bir dilim kızarmış ekmek yedim…

Bloglarda, “ bu da bendenmiş” dedirten yazılar gördüm…

“BUDA seni korusun” dedirten yazılar da…

Kahvaltıda sucuklu yumurta mı yapsam menemen mi… Yoksa malzemeden çalmadan gözleme olayına mı girsem… Yoksa kızartma mı yapsam, patates biber kabak patlıcandan oluşan… Üstüne de domates sosu…

Annem bazı sabahlar sütlü çorba yapardı bize. Süt ve pirinç olurdu içinde. Tuzlu bir içecek… Sabah kahvaltısında çorba içmeyi hiç sevmem ama normal kahvaltının yanında böyle bir çorba içmemizi ısrarla isterdi… Ne hikmetse… Babam da anneme destek çıkardı… Onlardan daha iyi bilecek değilim ya, vardır bir bildikleri…

Bulaşıcı birşey galiba, nedenini bilmesem de sütlü çorbayı ben de Mert’e içirmeye çalışıyorum ama aramızda geçen diyalogları burada yazmayayım…

Babamın sofrasında kahvaltı sofrasının vazgeçilmeziydi tereyağı ve bal. Bunlar olmazsa olmazlarımızdı. İkisini ayrı ayrı yemeyi beceremeyenlerimiz olurdu… Temsil ben… Bunu önlemek için yağ ve bal önceden itinayla karıştırılır kahvaltı sofrasına öyle konurdu. Böylece kimse, “ben yağ yemicem”, “ben bal yemicem” diye kaytaramazdı.

Çift sarılı köy kinderi yok ama çift sarılı köy yumurtası var. Eskiden sepetlerde, “köy yumurtası” adı altında yumurtalar satılırdı. Bu yumurtaların özelliği, köy tavuklarının doğal besinlerle beslendiği için yumurtalarının da doğal olmasıydı.

Günümüzde, “köylü pazarı” diye bir pazar var. Yakın köylerdeki halk kendi yetiştirdiği ürünü getirip orada pazarlıyor.

:) )) Hiç hatırlamam ki bir günden bir güne kahvaltıda anne babamın, “kibrit kutusu kadar beyaz peynir, en az 4 zeytin yiyeceksiniz” dediklerini. Onlar için bu olsa olsa ızdırap olur. O kadarcık şeyle doyulur mu?

Herkesin uzman kesildiği kirli dünyamda bir dönem çok meşhurdu, kibrit kutusu kadar beyaz peynir ve dört zeytin.

:) Açlık başımda duman…

:) İyi bayramlar.

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Nevzat Köseman

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Cumartesi Oca 9, 2010 Kategori Haftasonu, Röportaj

Yeğenim Minik Emir’in bizde olduğu bir akşam birlikte yürüyüşe çıktık. Kapıdan tam çıkarken Mert minik Emir’e, “Aptal olma annemle yürüyüşe çıkılmaz pişman olursun” dese de Emir benimle gelmeyi kabul etti.

Akşamları da sahil ayrı bir güzel. Haftasonuydu… Mangal keyfi yapanlar, bira içenler, okey oynayanlar, tavla oynayanlar :) körebe oynayanlar hatta ağaca çıkanlar bile vardı. Öyle keyifliydi ki nereye bakacağımı şaşırdım.

Etrafta bir dolu mutlu insan vardı. Ve tabi ki sahillerin vazgeçilmezleri olan mısırcılar, midyeciler, çekirdekçiler, tatlıcılar. Simitçiler de vardı ama sadece simit satıyorlardı boyoz yoktu. Evet işte itiraf ediyorum boyoz yemeyi özledim… Onun yerine tatlı yedik.

Gençlerden oluşan beş kişilik bir gruba gözüm takıldı. Birinin elinde gitarı, şarkı söylüyordu. Yanındakiler de sandviç yiyor cola içiyor bir taraftan da şarkıya eşlik ediyorlardı. Mutlu ve kendileriyle barışık bir ifadeleri vardı. Eğleniyorlardı mutluydular.

:) İstanbul’daki bu ilk röportaj fırsatını kaçıramazdım. Gitarist Nevzat Köseman’la keyifli bir söyleşi yaptım. E hadi buyrun…

* Kendini tanıtır mısın?

Nevzat Köseman… Lisedeyim. Kenan Evren Anadolu Lisesi 12. sınıfa geçtim.

* En sevdiğin ders hangisi?

:D Beden Eğitimi :D

* :) Raporluyum deme sakın

Yok… Biz maç falan yapıyoruz. Saha var okulda :D

* Hangi takımı tutuyorsun?

Fenerbahçe

* Maç sonrası sağa sola ateş eden magandalar hakkında ne düşünüyorsun?

Hiç iyi şeyler düşünmüyorum…

* Nevzat ders kitabı dışında neler okur?

Tuna Kiremitçi ve bu tarz şeyler.

* Gitar çalma merakın nasıl başladı?

Hatırlamıyorum tam olarak ama daha yeni yürürken elimde oyuncak gitarla pozum var… 10 yaşındayken dedem gitar aldı hediye. Ertesi gün yazıldım kursa.

* En sevdiğin şarkı hangisi?

Zamanla değişiyor bu ama şimdilik Yüksek Sadakat “Aşk Durdukça”

* Az önce çaldığın şarkıyı söyler misin?

Oğuzhan “Koç giden günlerim oldu”

Beni alsalar ipe koysalar
Dayanamaz yine kadere salsalar
Gönlüm arıyor titriyorum bak
Sıra gelmeden gidemem ki ben
Tutmaz ellerim seni görmeden
Zaman geçiyor bekliyorum bak

* :) Saz arkadaşlarının isimlerini de alalım

Arif, Berk, Ahmet, İlker

* Okul arkadaşı mısınız?

Çocukluk arkadaşıyız.

* Hangi bölümü okumayı istiyorsun?

Tıp…

* Vaay iddialıyız… Dershaneye gidiyor musun?

İddialıyım evet. Dershaneye de gidiyorum.

* Hayat felsefen nedir?

Hayatının her dönemini gerektiği gibi yaşayacaksın.

* Sence gençlik bunu yapabiliyor mu?

Yani… azınlık…

* Gençler mutlu mu?

:D Bilmiyorum benim çevremde çoğu kişi mutlu ama Lise son olunca biraz değişiyor işler.

* Hayattan beklentilerin neler?

Para sıkıntısı çekmeden eğlenerek yaşamak :)

* Müzikle ilgili beklentilerin var mı?

İddialı bir grup olmak konserler vermek. İnsanların konserlerimi duyunca heyecanlanmaları falan gibi şeyler.

* Hangi grupla çalmayı isterdin?

TNT

* Dilerim birgün hayalin gerçekleşir. Son olarak ne söylemek istersin?

Anneme babama komşulara selam yolluyorum :D

*****

:) Sevgili Nevzat Köseman, katılımın için teşekkür ediyorum. Saz (gitar) arkadaşların Arif, Berk, Ahmet ve İlker’le birlikte sizlere kocaman mutlu ve başarılı bir hayat diliyorum. İnşallah sizleri çok iyi yerlerde görürüz. Kendinize iyi bakın.

Yürüyüşümüzün sonunda mutlu ve yorgun bir şekilde eve döndük. Kapıda Mert’le Emir bir süre bakıştı. Mert;

- Eeee minik Emir?

- Sen haklıymışsın keşke seni dinleseydim…

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Merhaba İstanbul

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Pazar Ara 27, 2009 Kategori Haftasonu

:) Yeniyılın ilk mesajını Sayın yazarım Ohannes gönderdi. İyi dileklerle güne gülümseyerek başladım.casaistanbul

İyi dilekler ve bir İstanbul şiiri…

Elveda Anadolu
Elveda İstanbul
Elveda İstanbul’un
Bütün güzellikleri
Elveda Dolmabahçe, Boğaziçi
Elveda İstanbul’un aşk bahçeleri
Elveda güzel yüzlü
Kahverengi gözlü
Sevgilim elveda.

Elveda diyenler… Merhaba diyenler…

Merhaba diyenlerden olmanızı diliyorum…

:) İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , , , , , | 2 yorumlar

Tarifsiz Duygular

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Pazar Tem 19, 2009 Kategori Haftasonu

tarifsizİyi Pazarlar… Bu günün tatil olması nedeniyle sabah sahil insan kaynıyordu. Yürüyüş için gelenlerin dışında masa kuranlar, balık tutmaya çalışanlar, köpeğini gezdirenler vardı.

Adamın bir tanesi kadınını yanında getirmiş oltayla tanıştırıyordu. Kadın da dinliyor görünüyordu… İstisnalar hariç hiçbir kadının oltayla balıkla işi olmaz… Sağ olsunlar sabah sabah gülümsememe neden oldular.

Bir baba-oğul vardı şimdi geldi aklıma. Birkaç gündür görünmüyorlar. Umarım hasta değillerdir… O babaya da kızıyorum, çocuk daha 8-10 yaşında. Her sabah 6.30 da yürüyüş yapsa ne olacak yapmasa ne olacak… O yavrunun o saatte uykuda olması gerekirken hergün karga kahvaltısını yapmadan yollarda…

Sabah erken saatte görevliler bankları yıkıyorlar, oturulmuyor. İlk geldiğim zamandı, kontrol etmeden banka bir oturdum… sonrası malum. Tiksinç bir durumdu ama yapacak birşey yoktu. Islanmıştım… Hiçbir şey olmamış gibi caddeye çıktım ve taksiyle eve gelmiştim. Akıllandım tabi… artık kontrol etmeden banka oturmuyorum.

Yürürken birşey dikkatimi çekti. Genelde kimse dönüp de denizin güzelliğine bakmıyor. İşe gider gibi koştura koştura yürüyorlar… Kutsal bir görevi ifa edercesine…

Bunun nedeni; insanlar güzel şeylerin değerini elindeyken bilmiyor, ancak kaybedince anlıyor… Başlarını kaldırıp bakma, o güzelliği yaşama zahmetine katlanmıyorlar. Sanki o güzellik onlara tahsis edilmiş ve yok olması düşünülemez gibi.

Her sabah banklarda, kayalıklarda uyuyan insanlar görüyorum. Saç sakal karışmış bir haldeler. Onları öyle görünce tarifsiz duygulara kapılıyorum. Şimdi mevsim yaz ama havalar soğuyunca nerede kalacaklar!.. Onların aileleri sevdikleri nerede… Hiç mi özlemezler hiç mi merak etmezler…

Bu sabah bankta uyurken gördüğüm genç bir çocuktu… 25 yaşlarında. Üstü başı temizdi. Belki ailesiyle kavga etti evden çıkıp gitti belki de parası yok… Zavallı görünüyordu…

Şu yeryüzünde insan kadar güçlü ama insan kadar da güçsüz aciz zavallı yaratık yok. Güçlüler güçsüzlere sahip çıkmadığı için hatta onları yok etmeye programlandıkları için insan insanın kabusu haline gelmiş. Ortada ilgiye yardıma muhtaç çaresiz insanlar…

Onu bunu bilmem… İnsana değer vermediğimiz sürece hiçbir sorunun üstesinden gelemeyiz. Bunun için de önce insanı sevmemiz gerekir. Sevgi beraberinde merhamet getirir.

Yaradılanı sev Yaradan’dan ötürü…

:) İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle