Seyirci Yasak Aşktan Yana

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Çarşamba Şub 3, 2010 Kategori Basın Yayın / Medya, Gündelik Yaşam

Seyirci yasak aşktan yana

Kanal D’nin reyting rekortmeni dizisi ‘Aşk-ı Memnu’da heyecan doruğa çıktı.

Dizide bu hafta Adnan Bey, eşi Bihter ile yeğeni Behlül’ün aşk yaşadığını öğrenecek. Öte yandan Behlül kalbinde hâlâ Bihter olmasına rağmen yasak aşkın başına açtığı tehlikeler nedeniyle yeğeni Nihal’le evlilik tarihi belirleyecek. Kanal.com.tr’de dizinin tutkunları arasında yapılan anket ise izleyicilerin yasak aşktan yana olduğunu gösteriyor. Ankete katılan 228 bin 133 kişi “Behlül her şeyi bir yana bırakıp Bihter’le yeni bir hayata başlasın”, 118 bin 463 kişi de “Behlül aşkını kalbine gömüp Nihal’le evliliğe yönelmeli” seçeneğine oy verdi. (Kaynak:Milliyet)

:) )))))))))))))) Bakın burası çok önemli;

‘Ankete katılan 228 bin 133 kişi “Behlül her şeyi bir yana bırakıp Bihter’le yeni bir hayata başlasın”, 118 bin 463 kişi de “Behlül aşkını kalbine gömüp Nihal’le evliliğe yönelmeli” seçeneğine oy verdi.’

Şiiiiii seyirci… Bu sadece bir film!

‘1001 Gece’ de de aynı filmi yapmıştınız. Yine anketler düzenlenmişti yine eşsiz görüşlerinizden faydalanmıştık.

Hayatını filmlere göre yönlendiren insanlar var. Onlar için; seyretmek istedikleri film çıktığında hayat duruyor. Çevrimdışı oluyorlar.

Ya ankete katılanlara ne demeli?

:) ))))))))) Ömrünüz uzun olsun… ne diyeyim başka…

Unutmadan; :) )))))) başlığı atan arkadaş, senin de ömrün uzun olsun.

:) İyi bayramlar.

Etiketler : , , , , , , , , , , , , | 4 yorumlar

Kadın Hakkı Yoktur – Hakkı Erkek İsmidir

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Cumartesi Oca 16, 2010 Kategori Basın Yayın / Medya, Gündelik Yaşam

105332Dün gece TV de ilginç bir program yakaladım. Beyaz ve Kadir Çöpdemir sunuyordu. Konuklardan aklımda kalan en belirgin isim Billur Kalkavan…

Aile ilişkilerini inceleyen bir doktor vardı. Yazar bir hanım ve kadın haklarını savunan bir başka hanım. İki tane de sporcu bayan vardı.

Başka da var mıydı şu an hatırlayamadım.

Kadınlar ne ister, erkekler ne ister?

Uzun süre tartıştılar. Kadınlar, erkeklerin sahip olduğu her haktan faydalanmak istiyorlar ve işlerine gelmeyince, ‘ben kadınım’ diye sıyrılabilecekleri açık bir kapı istiyorlar.

Bence çok şey istiyorlar. Kendilerine, ‘kinder’ öneririm. Çok amaçlı olarak kullanılabilir.

Sohbetin büyük bölümü, kadınların o platformu ele geçirmiş olmalarından kaynaklanan gereksiz konuşmalardı. Kadın haklarını savunan bir kadın vardı. Tüm kadınlar adına konuşuyordu.

Ben gerektiği zaman kendimi savunurum, benim adıma ve benim gibi düşünen kadınlar adına hiç zahmet etmesin.

Kadına şiddet uygulanıyor diyorlar. Bu gerçekte var mıdır? Evet var. Hergün örneklerini görüyor ve duyuyoruz. Şiddetin her türlüsü.

Şiddete maruz kalan kadının buna göz yumması halinde o şiddeti hakettiğine inanırım.

Öncelikle kadınları anlamak istiyorum. Hemcinslerim oldukları halde onları anlamakta zorlanıyorum. Erkek kadına şiddet uyguluyorsa, kadın neden duruma orada el koyup sevgiliyse ayrılmıyor, evliyse boşanmıyor?

Ben işte tam bu noktada takılıyorum. Ekonomik özgürlükleri olmadığı gerekçesiyle kadınlar kendilerini daha ne kadar  oyalayacaklar!

Ve neden sürekli erkeklerle yarış halindeler, bu çok anlamsız bir savaş.

Bu savaşan kadınlar erkekleri sevmiyorlar mı?

Onların babaları bir erkek değil mi?

Onların erkek kardeşleri abileri yok mu?

Erkek evladı yok mu?

Üstelik bu yerden yere vurulan erkekleri kadınlar dünyaya getirip hayata bir erkek olarak hazırlamıyor mu?

Bu erkekler bu kadar kötüyse neden âşık oluyorlar da arabesk şarkılar eşliğinde sürekli zırıl zırıl gözyaşı döküyorlar?

Neden evlenip o erkekten çocuk dünyaya getiriyorlar ve söyledikleri gibi bir ömür saçını süpürge ediyorlar?

Bunlar medeniyetin anlamını bir türlü çözemediğimizin en basit göstergesi.

Kadın evinde yemek yapmayı aşçılık olarak görürse, kendi dünyaya getirdiği evladına bakmayı çocuk bakıcılığı olarak görürse, içinde yaşadığı evi temizlemeyi hizmetçilik olarak görürse, eşini erkekten önce insan olarak değerlendirmeyi beceremeyip istediğim yere izinsiz giderim türküsünü söylerse, özgür kızım özgür bir kadınım diye yaşadığı ortamda kendisine tek kişilik bir dünya kurmaya kalkarsa birgün gerçekten özgür olur.

Ama özgürlüğün fazlası sıkıcıdır, ceza gibi…

Erkeklerin bazılarını anlamakta da güçlük çekiyorum. Sevip evlendiği, yuva kurduğu kadına bakmayı hamallık olarak görüyorsa, dünyaya getirdiği çocuğun istikbalini hazırlamayı enayilik olarak görüyorsa, erkek olmayı fiziksel güçten ibaret olarak algılıyorsa kadın birgün o erkeği zevkle azad eder ve hayat boyu pişmanlık duymaz.

İyi de eder…

Aile içi ilişkilerde büyüklerin rolünü de küçümsememek lazım. Gelin-Kaynana olayı dünyanın her yerinde güçlü bir şekilde etkisini gösteriyor. Burada büyüklere görev düşüyor. Gelinim dediği cici bayan 20–25 li yaşlarda iken kaynananın yaşı 45 ve üzeri oluyor.

Kaynana, her hatanın üzerine gitmek, sürekli olumsuz eleştiriler yapmak ve ülkemizde çok sık söylenen bir söylem olan, ‘oğlum ben sana demiştim, bundan kadın olmaz diye, ondan boşan sana X i alalım, gör bak hayatın nasıl düzene girecek’ demek yerine oğlunun ve gelininin özelinden olabildiğince uzak durmaya çalışması, ille de bir eleştiri yapacaksa bu eleştirinin yapıcı olmasına özen göstermesi, varsa basit hatalar onları görmezden gelmesi ve yaşının verdiği olgunlukla onları düzeltmeye çalışması, o kızın da bir insan evladı olduğunu aklından çıkarmaması halinde ilişkiler zaten kendiliğinden rayına oturur.

Kadın erkek eşit değildir. Eşit olsaydı Erkek ve Kadın olarak ikiye ayrılmazdı. Kadın kadın gibi, erkek de erkek gibi davrandığında rolleri karıştırmadığımız sürece çok daha mutlu bir hayat yaşarız.

Kadın Hakkı yoktur, Hakkı erkek ismidir…

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Yaşlılık Hastalık Değildir

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Cumartesi Oca 16, 2010 Kategori Basın Yayın / Medya, Gündelik Yaşam

AdsızDün gece Sinan Çetin’in de katıldığı bir program izledim. Çetin, ‘Gençler yapacakları şeyleri anlatır, yaşlılar ise geçmişte yaptıklarıyla övünür’ diyordu.

Hıncal Uluç ise, ‘İleride güzel şeyler yapmak için geçmişe bakmak gerekir’ diyordu.

Çetin, geçmişte yaptığı güzel şeyler nedeniyle ileride kimsenin ortaya güzel bir eser çıkaramayacağı konusunda ısrarlıydı.

Onları izlerken içimden her ikisine de, ‘Sen de haklısın’ demek geldi. İkisi de davasında haklıydı.

‘Geçmişte ben iyi işler yaptım aman da ne iyi yaptım, hadi bir daha yapayım’ diyen kimse var mıdır bilmem.

Diğer taraftan, ‘Geçmişini bilmeyenin geleceği olmaz’ diye bir söz geldi aklıma. Bu söz de çok doğru. Geçmişte yapılan hatalardan ders alınmalı ki, aynı hata ikinci defa tekrarlanmasın.

Bir filozofun buyurduğu gibi, ‘Aynı riski aynı şartlar altında iki kez almak aptallıktır’

Olaya biraz da ters mantıkla yaklaşalım. Diyelim ki, gerçekten de yaşlılar geçmişte yaptıkları güzel şeylerle övünüyor.

Bu durum, onların yaşlı oldukları halde ortaya güzel şeyler  çıkarmalarına engel midir?

Elbette engel değildir, orta yaş grubunun üzerinde çok değerli isimler var, yerli ve yabancı.

Çok güzel filmlere, tiyatrolara, danslara, yazılara, resimlere, şiirlere, sporun farklı alanlarına ve şu an aklıma gelmeyen daha birçok güzel esere imza atıyorlar.

Hal böyle olunca Sinan Çetin’in tezi çürüyor.

Unutmamamız gereken bir konu var;

Yaşlılık hastalık değildir!

:) İyi bayramlar.

Etiketler : , , , , , , | Yorum Ekle

Külkedisi

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Cumartesi Oca 16, 2010 Kategori Basın Yayın / Medya, Gündelik Yaşam

AdsızBu sabah kahvaltı keyfi yaptım aklımca. Tabağımı hazırlayıp TV nin karşısına geçtim. Bir süre, ‘En son babalar duyar’ isimli diziyi izledim.

Rahmetli Kemal Sunal’ın oğlu Sevgili Ali Sunal, Ayşegül Atik ve değerli sanatçılarımızı izlemek gerçekten büyük keyif. Bu diziyi sevmeme rağmen, daha önce izlediğim için kanal kanal gezip başka bir izlenesi program bulma çabası içine girdim.

13-15 yaşında tecavüze uğrayıp hamile kalan çocuklar, ikinci kez istismar edilip TV ye çıkarılmışlar ve çocuklar başlarından geçeni film anlatır gibi anlatıyorlar.

Tam da olayın bu noktasında bizim, ‘Kadından Sorumlu (!) Devlet Bakanı’na ne kadar ihtiyacımız var?’ sorusunu kendime sormadan edemedim.

O ara bir programa takıldım. Doğruyu söylemek gerekirse hala da etkisinden kurtulabilmiş değilim.

Konumuz; bir üvey anne ve iki kız kardeş. Diğer tarafta anne ve babasını kaybetmiş, üvey annesiyle ve kardeşleriyle yaşama tutunmaya çalışan, ancak evden atılmak istenen çocuk yaşta bir kız.

Tıpkı, ‘Külkedisi’ masalı gibi.

Üvey anne tam bir şuursuzluk örneği gösteriyor.

‘Onu evde istemiyoruz’ diyor. Neden olarak da; kız kardeşleriyle samimiyet kuramadığını ve külkedisinin babası öldükten sonra kendisine ‘anne’ demediğini ‘ anlatıyor.

Bu arada çok ince bir detayı gözden kaçırıyor. Bebekler, çocuklar ve hayvanlar kendisini seveni, büyük insanlardan bile daha iyi algılarlar.

Başka?

Başkası yok, hepsi bu kadar ve ısrarla bu sebeplerden dolayı külkedisini evde istemediklerini belirtiyor. 

Millet isyanlarda… ‘O ev külkedisinin de babasının evi’

‘Hayır, babasının evi değil, onun babası öldü, artık ev bizim’

Bir süre sonra programa genç bir adam katılıyor. Üvey annesinin, kızgın maşayla dilini nasıl yaktığını ve yediği dayakları anlatıyor.

‘Babama söyleyemiyordum, söylediğim anda üvey annemden babam işe gidince hergün dayak yiyordum’ diyor.

O arada ekranda, minik bir kız çocuğunu acımasızca hırpalayan bir kadın gösteriyorlar. Üvey annesi midir yoksa bakıcısı mıdır, ben daha fazla dayanamadım ve TV yi kapattım.

Yemek mi yedim zehir mi anlamadım… Sanırım bundan sonra TV izleyerek yemek yemeyeceğim.

Bütün bunları izlerken yay gibi gerildim. Konunun, ‘Üvey anne’ konusu olduğunu düşünmüyorum. Tamam belki kötü örnekler vardır ama bunu genele mal etmek yanlış olur.

Bunu üvey anneden çok, kişinin kendi şuursuzluğuna bağlıyorum. Tabi burada, ‘şuursuz’ kelimesi çok yetersiz bir kelime ama tam karşılığını yazarsam biliyorum ki bilgisayarım, ‘kaba ve argo sözcük’ ihtarını verecek.

Şuursuzluk sözkonusu olunca bunun öz-üvey sınır tanımadığını düşünüyorum. İnsan, ‘İnsan’ gibiyse zaten böyle davranamaz.

Ne üvey anne- babalar var ki çocukları onlara tapıyor. Onları kutluyorum ve sevgilerimi gönderiyorum.

İnsanın gerçekten gördüklerine, duyduklarına inanası gelmiyor. Kabus gibi.

Bilemiyorum belki de programın sonunda bir başka şuursuz sahneye çıkıp, ‘Bu bir kamera şakasıydı hadi sırıtın, el sallayın’ der de Külkedisi’nin ve izlediğim çaresiz çocukların dramı son bulur.

Aksi halde ortada bu kadar suç varken hepimiz kendimizi ciddi anlamda sorgulamalıyız!

İyi bayramlar.

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Efekt

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Pazartesi Oca 11, 2010 Kategori Basın Yayın / Medya, Gündelik Yaşam

AdsızDizilerde kullanılan gülme efektlerine hiçbir anlam veremiyorum. Eskiden gülme efektleri sadece yabancı dizilerde olurdu şimdi efekt kullanılmayan dizi yok.

İzleyici nerede gülmesi gerektiğini bilmiyormuş gibi efekt yapıp izleyiciyi aptal yerine koyuyorlar.

Bir çeşit özenti midir yoksa yaptıkları efektin iyi bir fikir olduğuna gerçekten inanıyorlar mı ?

Son derece gereksiz ve izlerken konsantre bozan bir durum. Bu garip akılları kimden alırlar bilmem!

Ben izleyiciyim… canım nerde gülmek isterse orada gülerim. Bunun için kimsenin yardımına ihtiyacım yok!

Espri algılama değişken bir kavramdır tıpkı güzellik gibi. Herkes aynı şeyi beğenmez herkes aynı şeylere gülmez.

İnsanları metazori gülmeye mahkum etmeye çalışıyorlar. Gerçekten kötü bir fikir…

Farklılaşmaya çalıştıkça sıradanlaşıyoruz. Herkes yapıyor diye her yapılanı tekrar etmek kadar saçma birşey olamaz.

Birkaç dizi dışında dizileri takip ettiğim söylenemez ama komedi dizilerini çok başarılı buluyorum. Dizilerin o efektlere hiç ihtiyacı yok.

Komedi dizilerinin tutkunları oradaki komik olayları ve beğendikleri oyuncuları görmek için izliyorlar.

Efektlerden etkilenip dizi izleyen enteresan bir kitlenin var olduğuna inanmıyorum. (İnanmak istemiyorum)

Film izlerken bile insanları sürü psikolojisine sokmaları gerçekten komik bir o kadar da düşündürücü.

Bıraksalar da nerede güleceğimize nerede ağlayacağımıza kendimiz karar versek…

İyi bayramlar.

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle