Eflatun’a iki soru sormuşlar;
Birincisi, “insanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nedir ?
EFLATUN tek tek sıralamış :
Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler.
Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama sağlıklarını geri almak için de para öderler.
Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar.
Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler.
Sıra gelmiş ikinci soruya ; “Peki sen ne öneriyorsun?”
Bilge yine sıralamış ;
Kimseye kendinizi “sevdirmeye” kalkmayın! Yapılması gereken tek şey, sadece kendinizi “sevilmeye” bırakmaktır.
Önemli olan; hayatta “en çok şeye sahip olmak” değil, “en az şeye ihtiyaç duymaktır”.
***
Çok sevdiğim bir dostum var adı Vedatcan… Beni iyi tanıdığı için sevdiğim konuları bilir ve beğeneceğimi düşündüğü mailleri de bana gönderir. Canım benim teşekkür ediyorum.
Bu mail de onlardan biri. Ne güzel ne bilge laflar var içinde. İnsan bunları okuyunca “ ben de mi…” diye hindi gibi düşünmekten kendini alamıyor.
İğrençlik yapmadan duramayacağım;
Sen de mi Brütüs?
Sen de mi Leyla?
Kuzenim var Leyla. Musti amcamın büyük kızı. Eskiden onlarla evlerimiz bitişikti. Oynarken hep saçımı çekerdi ama ağlamazdım… Benim sırdaşım… Biz büyüdük ve kirlendi dünya. Şimdi çok uzak düştük. O Yalova’da ben İzmir’de… Kandillerde ve bayramlarda beni ilk arayan olma özelliğine sahiptir.
Özledim Leyla’yı… Çocukluğumu…
Tamam tamam arabeskleşmek yok.
“Sende mi Münütüs” derdi çocukken… Zaten her şeyi yanlış söylerdi. Süpürgeye de sükürbe derdi.
Şimdi yanımda olsaydı da ona kocaman sarılıp öpseydim.
Sen de mi Leyla…
İyi bayramlar.
Şimdiki çocuklar ne şanssız. Doğar doğmaz gözlerini bilgisayarla açıyorlar. Misket, topaç, gazoz kapağı, tornet, telli araba, seksek, yakar top, istop, saklambaç, yağ satarım bal satarım. Bu ve benzeri oyunlardan hiç birini bilmiyorlar çok yazık.
Hastanede ilk günümüzü böyle geçirmiştik. Kendimi misafirliğe gelmiş gibi hissediyordum. Hele de hemşireler her sabah kan alma sevdasına yakalanmasalar tam süper olacaktı.
Dün öğleden sonra uzun zamandır görüşemediğim Hayruş’umu ziyarete gittim. Hayruş, bir sene öncesinde iki aya yakın kaldığım 9 Eylül Hastanesinde oda arkadaşım ve yatak komşumdu.