Jeyan Gedik

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Salı Oca 19, 2010 Kategori Alışveriş - Moda, Röportaj

Konuğum Jeyan Gedik; İzmir’li ve Modacı…

* Jeyan Gedik kimdir?

Hatay doğumluyum, 2 yaşından itibaren İzmir’ e yerleştik, İzmir’liyim diyebilirim. Hatay’da doğmamın sebebi de babamın deniz assubayı olması. Ege Üniversitesi Klasik Arkeoloji Bölüm mezunuyum. Liseden sonra Olgunlaşma Enstitüsünün sınavını kazanıp Moda Tasarım Bölümünü okudum. Öncelikle tasarımcıyım. Liseden hemen sonra tasarım okudum. Sadece üniversitenin tasarım bölümünü okusaydım bu kadar dolu olmayabilirdim. Arkeolojiyi iyi ki okumuşum. Sadece okumakla da kalmadım, yaz sezonunda kazılara da gittim. Efes gibi …

Arkeolog deyince hep taşı toprağı eşeleyenler gelir aklıma

Ben o eşeleyip çıkarılanları çiziyordum o zamanlar. Sonra arkeolojiyi bıraktım çünkü içimde önüne geçilemez bir tasarımcı olma isteği vardı. Teknik çizim yaparken bile modeller çiziyordum. Bu böyle olmayacak dedim ve hocamla konuştum. Çok sevdiğim arkeolojiyi başka bir yönde kullanmak üzere bıraktım ve dünyaca ünlü modacımız olan, hocam Zuhal Yorgancıoğlu’ nun yanında staja başladım. Daha sonra birkaç firmada calıştım. 1.5 yıl önce de kendi adımı taşıyan modaevimi açtım. Artık özgürce kendi tasarımlarımı sergileyebiliyorum.

* Tasarımlarından bahseder misin?

Daha önce bahsettiğim gibi arkeolojiyi içimden atmam mümkün degil. Tarzım, Grek çizgilerini taşıyor. Antik Yunan, Roma. Mısır gibi diğer uygarlıklardan da etkilendiğim oluyor ama genelde Grek. Doğu’yu ve Batı’yı sentezleyip kendi tarzımı da içine katıyorum. Böylelikle zamansız kıyafetler ortaya çıkıyor. Yani şu anki modayla pek ilgisi olmayan. Gerçi çok fazla da ilgilenmiyorum son trendlerle.

* Amacın Jeyan Gedik Collection’ı yaratmak mı?

Evet Jeyan Gedik’i bir marka yapmak için ilk adımlarımı attım. Daha yolun başındayım.

* Yolun başındasın ama temellerini sağlam atmışsın. Zuhal Yorgancığlu’nun yanında çalışmış olmak hazırlık okumak gibi birşey olmalı…

Evet arkamda dolu dolu 13 yıl var. Ne yapacağımı biliyordum başlarken.

* Jeyan’ın anlamı ne?

İlgi çekiyor adım. Babam denizci olduğu için, okyanustaki en koyu mavi anlamına gelen Jeyan ismini koymuş. Küçükken pek sevmiyordum ismimi çünkü kimse söyleyemiyordu. Ben de defalarca tekrar etmek zorunda kalıyordum. Gerçi şimdi de pek birşey değişmedi ama şimdi ismimi seviyorum.

* Tasarımların ödül aldı mı?

Evet, 2005 yılında Moda Türkiye sitesi tarafından en iyi tasarımcı seçildim.

* Tasarımlarını hazırlarken nelere dikkat ediyorsun?

Ne yapacağını bilmek çok önemli. Tasarımı yaptıktan sonra, giysiyi ben dikmediğim için terziye ne istediğimi anlatıyorum tüm detaylarıyla. Eline teknik çizimi ve detaylı olarak ne yapılacağını anlatan bir föy veriyorum. Tasarım olduğu kadar dikişin kalitesi de önemli. İyi bir tasarım kötü bir dikiş hiç birşey ifade etmez. İkisi de mükemmel olmalı. Kalite çok önemli çünkü günümüzde müşteriler çok bilinçli. Benim müşterilerim kaliteye ve tasarıma çok önem veren kişiler. Onlara istediklerini fazlasıyla vermek zorunda hissediyorum kendimi. O yüzden çok çalışıyorum. Kumaşlar tabi ki çok önemli. İpek kumaşlar kullanıyorum uçuşan, hafif, akıcı. İçinde polyester olan kumaşlardan hoşlanmıyorum. Doğal içerikli kumaşlar tercihim.

* Gelinlikte de iddialısın bildiğim kadarıyla. Düğünlerin de çok olduğu bir mevsimdeyiz. Bir gelini nasıl yılın gelini yapabiliriz?

Evet gelinlik yapmak bana ayrı bir zevk veriyor. Çok özel bir kıyafet çünkü. Bir bayanın hayatı boyunca giydiği en önemli giysi. En başta bu çok önemli. Gelinliği süslemeyi çok seviyorum. İşlemelerde swarovsky taşlar kullanıyorum. Kullandığım malzemenin orijinal olmasına dikkat ediyorum. Bunun için özellikle yurtdışına gidip kendim seçip alıyorum. Sadece taşlar için. Pırıltıyı seviyorum.

Yılın gelini yapabilmem için önce gelini görmem gerekiyor. Onunla konuşmam, biraz tanımam lazım. Model böyle şekilleniyor benim tasarımımda. Çünkü giyecek kişinin görüntüsü kadar kişilik yapısı da önemli. Yani bir anlamda modele ruh veriyorum denilebilir.O kişi için özel bir tasarım. Sadece onun için, onu yansıtan bir tasarım.

* Stil danışmanlığı yaptığını biliyorum, nedir stil?

Kişinin kendisini ifade edecek şekilde giyinmesi. Bu işi yapan stil danışmanları var. Benim gibi müşteriyi yönlendiren. Kişi tarzını belirlemeli çünkü artık moda bu.

* Sence insanlar kendilerini giysileriyle ifade edebiliyolar mı yoksa akıntıya mı kapılmışlar?

Herşey çok karıştı, herkes herşeyi yapıyor. Bol paça dar paça, uzun etek kısa etek. Çiçekli kumaş, çizgili, puantiyeli. Herşey birbirine girmiş durumda. Bu ne anlama geliyor? Kişi artık kendi tarzını belirlemeli. Giydiğiniz kıyafet sizi yansıtmalı, Kişiliği olmalı. Bir başkasını taşımayın üzerinizde. Çoğu insan akıntıya kapılmış gidiyor. Medyadan kataloglardan takip ettikleri ölçüde. Onları da kınamıyorum, işin kolayı bu. İnsanların artık zamanı yok.

* Stil belirlerken bunun moda olmasına dikkat edilmeli mi?

Ben kendim için konuşayım, beni ilgilendirmiyor. Bana gelen müşteriyi de ona göre yönlendiririm mesela. Bunu söylerken trendlerin tamamen dışına çıkmaktan bahsetmiyorum. Genel çizgileri tabi ki takip ediyorum ama sadece konturlar. Benim tasarımlarımda içeriği şu anki trendler belirlemiyor.

* Koleksiyon için renk seçimlerini nasıl yapıyorsun?

Canlı renkleri seviyorum. Favori rengim mor. Şizofren rengi derler mora ama ben değilim. Kırmızının sadece bir tonunu seviyorum o da narçiçeği, mercan kırmızısı.

* Artık kendim için bir şeyler yapmanın zamanı geldi. Sevgili Jeyan, beni tanıdığına göre hadi bana bir stil yapalım…

Etnik bir tarz deneyebilirsin. Doğal kumaşlar seç. Ketenler sana yakışır. Spor ve sade kesimleri tercih et. Aksesuarlarını iddialı tercih edebilirsin bu durumda. Gideceğin ortama göre sade bir kıyafetle iddialı etnik bir takı mesela şık durur sende. Ben seni dar bir etekle düşünemiyorum. Pantolon yakışır sana.

* Stilde kıyafet haricinde neler önemli?

Saç çok önemli. Tamamlayıcı bir unsur. Makyajda öyle. Çok güzel bir elbise giymişsin ama saç kesimi kötüyse yada rengi, giydiğin kıyafet tamamlanmamıştır. Yüz şekline en iyi gidecek saç kesimini ve rengini profesyonel yardım alarak çözebilirsin. Ben müşterilerime bu hizmeti ücretsiz veriyorum. Çantalara gelecek olursak bu sene çantalar çok büyük ve leopar desenler moda. Eğer trendi soracak olursan gold ve lame ayakkabı. Çantalar kıyafetleri tamamlıyor. Üzerlerinde taşlar, işlemeler pırıltılar var. Görmek istediğim gibi. Çantada dore veya lame tercih ediyorum. Ya da elbisenin kendi renginden ama taşlar kesin olmalı. Gece giyiyorsunuz çünkü. Eğer çanta iddialıysa elbise sade olmalı, elbise iddialıysa çanta sade olmalı. Dengeli olmalı. Bir bütün olarak görüyorum ben. Çanta ve ayakkabı kesinlikle birbiriyle uyumlu olması gerekiyor. Bazen bayanlar buna dikkat etmiyor. Mesela siyah bir ayakkabı giymiş eline dore bir çanta almış. Olmamalı. Çok rahatsız edici. Ayakkabı sihaysa çanta da siyah, doreyse çanta da dore. Esnek değilim bu konuda. Aksesuar çok önemli.

* Katolog çekimlerinden bahseder misin?

Koleksiyonu hazırladıktan sonraki aşama çekimler. Çok heyecanlı bir o kadarda yorucu ve zevkli. Manken seçimi önemli. Kuaför, makyöz ve tabi en önemlisi fotoğrafçı. Ben İzmir’ in en iyi moda fotoğrafçılarından Yüksel Agus ile çalışıyorum. Biz bir ekibiz. Başından beri hiç ayrılmadık. Çekimlerimiz çok zevkli geçiyor. En az 2-3 gün sürüyor. Ben doğal ortamları seviyorum yani dış çekimleri tercih ediyorum. Stüdyo çekimleri çok yapay. Stüdyo çekimi olacaksa plato kurulmalı ve kusursuz olmalı. Yada hiç olmamalı. Deniz, güneş, tarih. Herşey var İzmir’ de. Açık hava müzesi gibi. Çekim yapılacak sayısız yer var. Tarihi yerler tercihim. İzmir bu bakımdan şanslı. Biz daha şanslıyız. Herşey yanı başımızda.

* Ve üstüne bedavadan kavurucu sıcaklar?

Yani evet. Geçen sene bu tarihlerde çekimimiz olmuştu. Çeşme’de yaptık çekimi. Mankeni suyun içine soktum elbise ile. Giydiği elbise antik döneme ait çizgileri taşıyan Aphrodite adını verdiğim bir tasarımdı ve ortamla bütünleşti. Biliyorsunuz Aphrodite’te denizin köpüklerinden doğmuş.

* Yeni projeler var mı?

Evet, Paris’ de bir moda eviyle ortak bir marka çıkarıyoruz. Koleksiyonu hazırlıyorum, yaz sonunda bitecek ve Eylül başında da çekimleri yapacağız. Yine mekanımız Çeşme. Türk – Fransız markası olacak. Ortak bir çalışma.

* Hedefin ne?

Jeyan Gedik’i marka yapmak. Türkiye’de birçok firma fason imalatçısı gibi kullanılıyor. Çünkü bir tarzları yok. Bilinçlenmek gerekiyor artık. Kendimizi fason atölye olarak kullandırmamalıyız. Yine aynı sebepten dolayı bu böyle. İşin kolayı bu. Onlar versin siz dikin düşünmeden, tasarım yapmadan. Böyle hiçbir yere varamayız. Artık marka bilincinin yerleşmesi gerekiyor. Ben kendime çok zor bir pazar seçtim. Avrupa özellikle de Fransa. Bu pazara girmek çok zor. Çünkü yabancı marka satmıyor.

Adım adım olacak, zamanla Jeyan Gedik ismi Paris’te de olacak. Gerçi şu anda bir butikte kendi ismimde koleksiyonum satılıyor ama ürünlerimi Avrupa’ da mağazalara Jeyan Gedik markası adı altında Corner’lara vereceğim. Zor iş aslında ve ben zoru severim. Bilinçli olarak adım atarsam sabırla tabi ki olmayacak birşey değil. Zaten bu işi şu an yapıyorum. Daha da genişleyecek.

* Moda konusunda kalemin de oldukça iyi. Biraz bahseder misin?

İlk İstanbul dergilerine yazmaya başladım. Önce röportajla başladık daha sonra aynı dergiler benden köşe yazmamı istediler. Daha sonra İzmir’de bir dergiyle röportaj yaptık, ardından köşe yazılarım geldi. İstanbul’daki 2 dergiyi bırakmak zorunda kaldım. Çünkü bu işi de oldukça ciddiye alıyorum ve zaman alıyor. Gazeteci olmak istemiştim liseden sonra ama olmadı. Arkeolojiyi kazanmıştım, şimdi en azından ucundan da olsa o işi de yapıyorum. Aynı zamanda derginin moda editörüyüm.

* Son olarak ne söylemek istersin?

Yaptığım işi çok seviyorum. İdeallerim var, kendim ve ülkem adına da bu idealleri gerçekleştireceğime inanıyorum.

:) Sevgili Jeyan Gedik. Çok keyifli bir sohbet oldu. İlk fırsatta yeni stilimle karşında olacağım. Misafirim olman beni mutlu etti. Sefalar getirdin ve umarım hedeflerine ulaşırsın.

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Göze Batanlar

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Cumartesi Oca 16, 2010 Kategori Alışveriş - Moda, Gündelik Yaşam, Haber

vKadınları rezil eden kıyafet hataları:

* Beyaz pantolonların içine giyilen renkli çamaşırlar

Beyaz pantolon ve gömleklerin içine zıt renklerde iç çamaşırları giymek, kadınların şıklığını bozan seçimler arasında sayılıyor. Bu detaya dikkat etmemek kıyafet ne kadar güzel olursa olsun görüntünün rahatsız edici olmasına neden oluyor.

* Kaçık çorapla dolaşmak

Kaçan bir çorapla dolaşmak bir kadının tüm zarafetini bir anda yok edebilir. Bu yüzden her ihtimale karşı yedek bir çorap taşımak, çorabın kaçtığı noktayı tüm gün gizleme zahmetinden kurtaran bir yöntem olarak öneriliyor.

* Çok yüksek topuklu ayakkabılar

Üzerinde yürüyemeyecek kadar yüksek topuklu ayakkabılar giymek kadınları daha uzun göstermekten çok dengesiz yürüyüşleriyle kötü görünmelerine neden olur. Alışveriş yaparken seçilen ayakkabıyla mağazada yürünmesi ve topukların yüksekliği endişe yaratıyorsa satın alınmaması gerekiyor. Çünkü yanlış seçimler bilek burkulmaları ve çok daha ciddi kazalara neden oluyor.

* Çok fazla aksesuar kullanmak

Çok fazla takıyı bir arada kullanmak genellikle takılan modellerin farkedilmesini engelliyor ve ortaya karmaşık bir görüntü çıkıyor. Takıların ve renkli tokaların hep birlikte ve uyumsuz biçimde kullanılması başlıca rüküşlük nedenleri arasında sayılıyor

* Uygun olmayan ortamlarda dekolte kıyafetler

Kadınların iş görüşmesi ya da diğer ciddi toplantılara uygun olmayacak dekolte kıyafetlerle katılması diğer katılımcılarda istenen şıklık etkisi yerine rahatsızlık yaratabiliyor. Özellikle tercihlerinden rahatsız olan kadınların sürekli kıyafetlerini çekiştirmeleri dekolteyi taşıyamadıkları mesajını veriyor.

* Uyumsuz çanta ve ayakkabı

Uyumsuz renk ve modellerde klasik ayakkabı ve çanta kullanmak giyilen kıyafetin şıklığını da gölgede bırakan hatalar arasında sayılıyor. Çanta ve ayakkabının dokusunun, modelinin ve renginin birbirine yakın olması gerekiyor.

* Tayt üzerine kısa bluz giymek

Taytların üzerine vücut hatlarının ortaya çıkmasına neden olan kısa bluzlar giymek özellikle fazla kilosu olanlar kişilerde ortaya hoş olmayan bir görüntünün çıkmasına neden oluyor. Bu yüzden taytla birlikte uzun tunikleri n kullanılması gerekiyor.

* Kalın vatkalı ceketler

Özellikle seksenli yıllarda yaygın olan vatkaların kıyafetlerde çok kullanılması ortaya doğal olmayan görüntüler çıkarıyor. Kullanılan vatkaların kalınlığı ayarlanmadığında vücut yapısına göre oldukça geniş ve havada duran omuzlar kadınların rüküş görünmesine neden oluyor. (Kaynak: Milliyet)

Modadan çok anlamam çok da barışık olduğum söylenemez. İnsan elbette içinde rahat ettiği ve kendine yakışan giysileri seçmeli. Bunu yaparken de bazı ince detaylara dikkat etmekte fayda var.

Kaçık çorapla gezmek, açık renk pantolon altına renkli çamaşır giymek, tayt üzerine kısa bady giymek yukarıdaki maddeler içinde insanın göz zevkini kaçıranlar arasında kesinlikle ilk sıralarda yer alıyor.

Bunların dışında, genç yaşlı zayıf şişman demeden kadınların göbeği açık kıyafet giyme merakını anlayabilmiş değilim.

Bir diğer anlamadığım konu da düşük bel pantolon olayı. Basende lütfen duran pantolonlar ve görünen görünmeyen çamaşırlar.

ABD dahil bazı ülkelerde düşük bel pantolonun yasaklandığını okumuştum. Bazı firmalar kadınların bu tip kıyafetleri seçme merakları yüzünden kotta düşük bel pantolon imal etmeye başladılar.

Kıyafetin her türlüsünde yasağa karşıyım.

Erkeklerin bizi et yığını olarak görmelerinden hep şikayet ederiz ama kıyafet seçimlerimizde her nedense, “ne kadar çok gösterirsem o kadar kardır” mantığını gütmeden de edemeyiz.

Bazen sokaklarda görüyorum dehşete düşüyorum. Anneler kendi giysileri bir tarafa, kız çocuklarını da çocuk gibi değil de küçük birer kadın gibi giydiriyorlar.

Nedir bu büyüme merakı? Bırakın çocuklar yaşının gerektiği gibi davransınlar giyinsinler oynasınlar. Zamanı geldiğinde zaten genç kız gibi giyinecekler.

:) Nasıl becerdim bilmiyorum ama konu yine dağıldı.

İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Ah Biz Kadınlar

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Çarşamba Oca 6, 2010 Kategori Alışveriş - Moda, Gündelik Yaşam

ayakkabıBiz kadınlar çok alışveriş yapıyoruz ama nedense alışveriş yaparken nerde en kullanmadığımız şeyler var onları alıp geliyoruz.

Bugün can sıkıntısında giysi dolabımı açtım baktım tıka basa dolu, ama giymeye kalktığımda ne giyeceğimi şaşırıyorum. Oysa dolabımda olan her parçayı kendim almadım mı, neden şimdi beğenip giymiyorum ya da beğenmediysem giymeyeceksem ne akla hizmet aldım?

İşin komik tarafı onları ne ara aldığımı bile bilmiyorum, sanırım bir çoğu sırf para harcamak için alınmış giysiler. Her defasında çarşıya birkaç parça birşey almaya diye çıkıyorum ama eve döndüğümde her ne hikmetse ‘çarşıdan aldım bir tane eve geldim bin tane’ oluyor.

Sürekli giyilen kıyafetler zaten belli, okul forması gibi. Yıka yıka giy, giy giy yıka.

Mevsime girerken giyilmeyen ne varsa toplayıp atmıştım. Dolabıma bakınca kıyafetler beni yalanlıyor sanki. Varsın yalanlasınlar, onlar biraz sonra başına geleceklerden habersizler…

Kadınlar en çok nelere para harcar?

:) Hiç ayırım yapmayız, herşeye para harcayabiliriz. Hatta bazen sırf para harcamış olmak için bile para harcayabiliriz. Kozmetikten ayakkabıya, çantadan iç giyime kadar ne varsa hepsine para saçabiliriz. İç çamaşıra bazen dış giyime verilen para kadar belki daha fazla para harcamamız içten bile değil.

Giyimde siyah ve beyaz en çok tercih edilen renkler. Bunun yanısıra kırmızı lila pembe mavi de en çok tercih edilen renkler arasında.

Firmalar modelde ve renkte sınır tanımıyor. Göz alıcı ve her kadının beğeneceği renkte ve modelde giysi ve çamaşır bulmak mümkün. Buna bir de sürekli değişen modayı eklemek gerekirse, kadınları giyim merakı hiç bitmeyeceğe benzer.

Bazı kadınlar klasik ve sade modeller tercih ederken, bazı kadınlar tercihlerini daha kadınsı modellerden yana kullanıyor. Siyah ve beyaz en tutulan renk olmakla birlikte bazı kadınlar her renkte giysiyi kendine yakıştırıp giyebiliyor.

Kadın, giyiminde tercih ettiği renk ve modelle o günkü ruh halini yansıtır. Kendine yakıştığına inandığı şeyi giymezse kendini güvende hissetmez hatta kendini o gün güzel bulmaz. Her kadının evinde bir sene yetecek kadar çamaşır ve giysi olması muhtemel, bunda garipsenecek birşey yok.

:) ))) Fazlasını garipseyebilirsiniz.

Bu yazıdan sonra çarşıya çıkıp hangi modeller gelmiş hangi renkler var gidip bakmakta, bakmakla da kalmayıp almakta fayda var. Ne de olsa bu güzel modellerden renklerden mahrum kalmamak lazım.

İyi alışverişler. Büyüklerimizin söylediği gibi, ‘az parayla çok şey alıp gelin’ :) Nasıl olacaksa artık…

:) İyi bayramlar.

DipNot: Albert Einstein’ın gardrobunda tüm takım elbiseler lacivertmiş. Sebebi de, ne giyeceğim diye harcanan vaktin çok gereksiz ve toplamda çok büyük bir zaman kaybı olduğuna inanmasıymış…

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle