Engelli Açılımı”
Her konuda açılım yapıldığını duyuyoruz. O halde neden “Engelli Açılımı” da olmasın diye düşünerek bu yazıyı yazmaya karar verdim.
Türkiye’de engelli insanlar toplu yaşam alanlarında gerekli düzenlemeler yapılmadığı için sokağa dahi çıkmakta zorlanıyor.
Fakat özellikle tekerlekli sandalye bağımlısı engellilerin evlerinden çıkabilmeleri için yapılması gereken değişiklikler gereken ciddiyetle takip edilmiyor. Yasalar çıkıyor, uygulanmıyor. Dolayısı ile engelli ve aileleri başta olmak üzere ilgili tüm vatandaşların haklar ve yapılması gerekenler konusunda bilgisinin olmadığı görülüyor.
Engelli hakları konusunda Medya ve Basın kuruluşları sayesinde geniş kapsamlı bir bilgilendirme yapılabilir.(!)
Engelli kişi hayatını kolaylaştırıcı, onu hayatın içine katacak birçok düzenlemeyi kendi ve yakınlarının kişisel ilişkileri ve gayretleriyle gerçekleştirmeye çalışıyor. Bu konuda genellikle tek başlarına kalıyor.
Engellinin mevcut haklarını alabilmesi için, hayatı onun için yaşanılır kılacak mücadelesinde yanında konunun uzmanı bir yetkili refakat edebilir(!)
8.5 milyonluk bir kitleye ulaşan engellilerin taleplerinin artık farkına varılmalı.
Güçlü bir sivil örgütlenmeye gidemeyen ve kendi içinde bölünmeler yaşayan engellilerin de bu güne kadar kendilerini tam olarak ifade edememesinde suçu yok mu?
Engelli grupları içinde eğitim seviyesi en yüksek grup görme engelliler. Onlar da bu eğitim seviyesi yüksekliğinin verdiği güçle kendi aralarında ve diğer gruplarla olan ilişkilerinde daha çok politik yönleriyle ortaya çıkıyorlar. Bu bakımdan da birleşme söz konusu olamıyor.
Bu anlamda düşünülen açılım ‘engelliler arasında açılım’ olarak da düşünülmeli(!)
“Neler yapılabilir?” diye düşündüğümde…
‘Engelliler Bakanlığı kurulabilir!’…
‘Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nın icra gücü olan bir müsteşarlık haline getirilebilir!’…
‘Mevcut Devlet Bakanlığı’nın ismi Engelliler ve Aileden Sorumlu Bakanlık olarak değiştirilebilir!’…
Bu şekilde bu sorunu çözücü birçok alternatif geliyor aklıma ama eminim ilgili yetkililerin bu konuda daha birçok önerisi olacaktır.
Demek oluyor ki! Son günlerin moda (açılım) tabiri ile “Engelli açılımı” biran önce yapılmalı.
Ülkemizde ’Engelli açılımı’ olmadan İstanbul’un hiç bir şansı yok.
Bir ‘medeniyet projesi’ sayılan ‘engelli açılımı’ ile birlikte ülkemizdeki önemli bir yaranın daha kapanması sağlanmış olacaktır.
Engelli Açılımı konusunda konu ile ilgili tüm kurum ve kuruluşların görüşü alınarak, siyasi etki ve baskılardan uzak, kişisel çıkarların arka plana atıldığı bir şekilde yapılmasının mutlak gereklidir.
Bugüne kadar engelliler için birçok şey yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Fakat bunlar biraz hızlı tren projesine benziyor.
Bu konuda Cumhurbaşkanlığı tarafından bir koordinasyon yapılması ve devlet ile sivil toplum kuruluşlarının içinde olduğu bir plan hazırlanması gerekir.
Sayın Başbakanımızın bu güne kadar engelliler ile ilgili yapmış olduğu projeler göz önüne alındığında çok yakında “Engelli Açılımı” konusunda da sevindirici haberler gelmesini bekleyebiliriz gibi geliyor.
–
Saygılarımla,
Selma Gürbey Taşdelen
*****
Sayın yazarım Selma Gürbey Taşdelen düşüncelerini böyle anlatıyor. Umarım mesaj gerekli yerlere ulaşır….
http://blog.milliyet.com.tr/selma_gurbey_tasdelen/Blogger/?UyeNo=2013063
Hiç tadım yok
Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Pazartesi Mar 15, 2010 Kategori Şiirimsikaçık
son
günlerde
sevdiğim
şarkıları
dinlemiyorum
artık
içtiğim
neskafe
yediğim
çikolata
tat
vermiyor
hiç
tadım
yok
bu
günlerde
İMDAT POLİS !
Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Pazar Mar 14, 2010 Kategori Gündelik YaşamI.
Avukat, müvekkiline telgraf çekti: ‘Başınız sağolsun. Karınızın
gömülmesini mi, mumyalanmasını mı, yoksa yakılmasını mı sağlayalım?’
Ertesi gün cevap geldi: Emin olmak için üçü de yapılsın.
II.
‘Heey dostum! İyi haberlerini aldım, evlenmişsin!!
‘Evet bu 4. oldu
‘Önceki üçüne ne oldu peki?
‘Üçü de öldü..
‘Yapma ya… Çok üzüldüm… Nasıl oldu peki?’
‘ilk karım yediği mantarlardan zehirlenerek öldü
‘Bu korkunc bir şey.. peki ya ikincisi?’
‘O da mantar zehirlenmesinden öldü.’
‘Tanrım ne kaderin varmış senin… Ya üçüncüsü? Yoksa o da mı…
‘Hayır hayır.. o boynu kırılarak öldü’
‘Anlıyorum.. Kazaydı yani..’
‘Hayır… Mantarları yemedi….’
III.
Yamyam baba-oğul balta girmemiş ormanda dolaşırken nehirde yıkanan
genç ve çok güzel bir kadin görürler.
Oğul sorar:
‘Ne dersin baba, yiyelim mi onu?’
Baba bir an düşündükten sonra:
‘Hayır, bunu eve götürür, onun yerine anneni yeriz!
IV.
Las-Vegas’ta harika otellerden birinin gece kulübünde sihirbaz nefis
bir gösteri yapmış. Arka sırada oturan bir bey bağırarak, sihirbaza, o
numarayı nasıl yaptığını sormus..
‘Söyleyemem!’ demiş sihirbaz, ‘Öğrenirseniz sizi öldürmek zorunda
kalırım!..’
Kısa bir duraklamadan sonra,
‘Tamam..’ demiş adam,’o zaman karıma söyleyin!’
V.
Bir adam sabah yürürken ilginç bir cenaze kafilesi farkeder;
Önde giden köpekli bir adam, arkasında bir tabut ve 10 metre arkadan
gelen bir başka tabut ve tek sıra olmuş yaklaşık 200 adam. Tuhafına
gider. Kafilenin başında ki adam kuskusuz cenazenin sahibidir. Yanına
yaklaşır ve sorar;
‘Beyefendi, bu üzüntülü gününüz de hatırlatmak istemem ama ölenler
neyiniz oluyor?’ Adam yanıtlar:
‘Öndeki karım arkadaki de kayınvalidem.’
‘Vah vah başınız sağolsun. nasıl oldu?’
‘Köpeğim karıma saldırıp öldürmüş. Kayınvalidem de karıma yardıma
gelmiş. Onu da öldürmüş.’
Adam biraz düşündükten sonra sorar;
‘Beyefendi köpeğinizi ödünç alabilir miyim?’
‘Sıraya geç’ (Alıntı)
)) Erkeklerin kadına bakış açısı bu mudur diye düşünmeden edemedim. Yok yok, bu sadece komiklik olsun diye yazılmıştır.
Ya da;
İMDAATTT POLİİSSSSSSS!!!!!!!!!!!!!!!!!!
İyi bayramlar.
Kutlamıyorum
Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Pazar Mar 7, 2010 Kategori Özel Günler
8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutlamıyorum. Bu olayın tarihçesine inmeyeceğim… ya da konuyla ilgili olarak bu güne özel etkinliklere… ya da Kadın Haklarına
Böyle bir güne gerek var mı onu sorgulamak istiyorum.
Hem kadın-erkek eşitliğini savunuyoruz hem Kadınlar Günü kutlayarak bu eşitsizliği ilk bozan taraf oluyoruz.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü sadece ülkemizde değil dünyada kutlanıyor diyebilirsiniz.
Bizler koyun değiliz ki neden sürü psikolojisiyle yaşayalım?
Erkekler Günü var mı? Yok
Bir hak aramakta bu kadar kararlıysak neden Kadın Hakları yerine İnsan Haklarını aramıyoruz savunmuyoruz?
Erkekte kabul edilemeyecek şeylerin başında şiddet geliyor.
Şiddet neden kabul edilmez?
Çünkü bu fiziksel güçle orantılıdır. Sadece fiziksel olanı değil şiddetin her türlüsü cezalandırılmalıdır.
Kadın Hakları diye takla atarken birçok kadın evde kocasından alamadığı hırsı aynı şekilde çocuğuna şiddet uygulayarak alıyor.
Bu çelişki oldukça yaygın ve düşündürücü.
Biz kadınlar hep haktan yanayızdır hep hakkımızı bağırarak ararız ama devletin kanununa güvenmeyiz ona sığınmayız.
Hak deriz ama devletin bize sunduğu haklar hakkında en ufak bir bilgimiz yoktur. Kanuna güvenmeyiz, polise güvenmeyiz, erkeğe güvenmeyiz, kendimize güvenmeyiz. Sadece kuru kuru hak isteriz.
Gökten zembille ineninden…
Başımıza birşey geldiği zaman kanunun kapısını çalmayız. Dayak yer otururuz, tecavüz edilir yine otururuz hatta birde üstüne üstlük tecavüzcümüzü ödüllendirerek onunla evleniriz. Ona evin bahçesinde oynamak üzere boy boy çocuklar veririz.
Ya üç ya hiç mantığıyla. Ama şikayetçi olmak aklımıza gelmez…
Kendimizi de yetiştirmeyiz hiç. Kitap okumayız tiyatroya gitmeyiz yanılıp TV de faydalı birşey varsa onu izlemek yerine kadın programları izler ah ah vah vah eder dövünürüz, sanki kendi dertlerimizi halletmiş gibi.
İşimiz gücümüz magazin işimiz gücümüz astrolojidir.
Kadınlar ne hikmetse hep melektir erkekler ise şeytan.
Kadın Hakkı yoktur Hakkı erkek ismidir.
Erkekleri yerden yere vururuz ama babamızı abimizi oğlumuzu akrabamızdaki erkekleri eşimizi dostumuzu çok severiz.
Erkekleri o kadar çok severiz ki bir güzel söz uğruna canımızı bile kıyarız.
Kimdir bu Hakkı?
Bence bütün suç onun !
İyi bayramlar.
Aldatılan kadından görülmemiş intikam
Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Cuma Mar 5, 2010 Kategori Haber
Eşinin kendisini aldattığını söyleyip 25 günlük ikizlerini aldı cezaevinin kapısına gitti…
Kendisini aldatan infaz koruma memuru eşinden olan bebekleri de istemedi
BURSA’nın İznik ilçesinde infaz koruma memuru olarak görev yapan eşi 39 yaşındaki Tamer Tezgit’le boşanma davaları süren 38 yaşındaki Selda Tezgit, 25 gün önce dünyaya getirdiği Ege ve Efe adındaki ikiz bebeklerini eşinin görev yaptığı cezaevinin kapısının önüne bıraktı. Tamer Tezgit’i, önceki eşiyle MSN’de yazışırken gördüğünü söyleyen Selda Tezgit, “Onunla mahkemede hesaplaşacağım” dedi.
İznik Kapalı Cezaevi’nde infaz koruma memuru olarak çalışan Tamer Tezgit ilk eşindek ‘Şiddetli geçimsizlik’ nedeniyle boşandıktan sonra, velayeti kendisine verilen 2 çocuğuyla birlikte yaşamaya başladı. Tamer Tezgit geçen yıl kendisi gibi eşinden boşanmış 2 çocuk annesi Selda Tezgit ile evlendi. Hamile kalan Selda Tezgit ile arasında tartışma ve huzursuzluk başlayınca Tamer Tezgit boşanma davası açtı. Dava devam ederken Selda Tezgit, 25 gün önce ‘Ege’ ve ‘Efe’ adlarını verdiği ikiz bebeklerini dünyaya getirdi. İddiaya göre, önceki gün eski eşiyle MSN’de yazışırken gördüğü Tamer Tezgit’e sinirlenen Selda Tezgit dün ikiz bebeklerini Tamer Tezgit’in görev yaptığı cezaevinin önüne koyduktan sonra ayrıldı. Tarafların bebekleri istememesi üzerine çift polis tarafından ilçe emniyet müdürlüğüne getirdi.
İKİZLER YUVAYA GÖNDERİLDİ
Selda Tezgit emniyet müdürlüğünde verdiği ifadede, “Sorumsuz bir eş. Sürekli alkol alıyor. İkiz bebeklerimiz dünyaya geldikten sonra beni eski eşiyle aldatmaya başladı. Artık onunla birlikte kalmam mümkün değil. Ben ilk eşimden dünyaya gelen çocuklarıma bakacak durumda değilim. İkizlere kesinlikle bakamam. Beni aldatmasını bilen insan bebeklerine de bakmalı” dedi.
Poliste ifade veren Tamer Tezgit ise Selda Tezgit’in kendisi için hayal kırıklığı olduğunu belirterek, “Sürekli huzursuzluk yaratıp kavga etti. Artık dayanılmaz oldu. Boşanmaya karar verdim. Davayı da ben açtım. İkizlere benim de bakmam mümkün değil” diye konuştu.
İfadeleri alınan Tezgit çifti ilçe emniyet müdürlüğünden ayrı ayrı çıkarken, polis ise ikizleri koruma altına alınması için Bursa İl Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne gönderdi.
Anne Selda Tezgit hakkında da savcılık tarafından ‘çocuklarını ölüme terketiği’ iddiasıyla soruşturma başlatıldı. (Kaynak: Milliyet)
Kapris yapan koca koca insanlar diğer yanda masum iki bebek. Biri kapının önüne koyuyor diğeri ben bakamam diyor.
Bakamayacağınız bebeği niye yaparsınız… minicik bebeklerin hayatıyla oynamaya ne hakkınız var!
Keyfinize göre hareket edin… çocuklar büyüyüp kendilerini kurtardıktan sonra tv programlarına konu olup ajitasyon yapın…
Devletin eleştirdiğimiz yanları bir yana, vatandaş böyle aklına geldikçe canı istedikçe bebek yapacak ondan sonra da devletin kapısına sığınacak.
Oldu güzelim, başka bi isteğiniz var mı!
Böyle saçmalayan insanların bebeklerine devlet bakacaksa ciddi önlemler almalı;
Temsil; anne de baba da aldığı paranın 3/2 sini devlete ödemeli. Devlet ömür boyu onları borçlandırmalı. Memura işçiye uyguladığı bordro mahkumiyetini çocuğunu sokağa attığı belirlenen ebeveynlere uygulamaı.
Ayrıca haklarında dava açılmalı. İnsan hayatıyla oynamak bu kadar basit olmamalı ya.
Sadece aile planlaması yetmiyor. Ebeveyn olmak için belli psikolojik testlerden de geçmeli.
Az önce yine başka bir haber okudum. İnternet cafede sanal bebek bakarken evdeki 3 aylık bebeklerini açlıktan öldürmüşler.
Çıldırmış bunlar çıldırmış. Herkes kafayı yemiş. Allah sonumuz hayr etsin.
İyi bayramlar!
CHP’liler ‘çarşaf yırtma’ eylemine kızdı
Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Mar 4, 2010 Kategori Haber
Mersin’de çarşaf yırtan CHP’li kadınlar, İl Disiplin Kurulu’na sevkedildi. CHP lideri Deniz Baykal’ın da olayı haber alınca sinirlendiği, “Kimsenin kılığı kıyafetiyle uğraşmıyoruz. Kıyafet üzerinden siyaset yapmıyoruz. Nedir bu yapılan?” dediği öğrenildi. CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu da, “Bu, CHP’ye karşı provokasyondur” dedi.
Mersin İl Başkanlığı’nın disiplin kuruluna sevk ettiği isimler arasında, hem İl Kadın Kolları Başkanı Havva Ongunsel var hem de kadın kollarında görevli ve eylemde sorumluluğu olanlar.
Mersin İl Başkanı’nın, eylemden de okunan yazılı metinden de önceden haberinin olmadığı belirtildi.
KILIÇDAROĞLU: BU PROVOKASYONDUR
Kemal Kılıçdaorğlu, Mersin’deki görüntülerin çok rahatsız edici olduğunu söyledi.CHP Grup Başkanvekili Kemal KılıçdarOğlu, ”Mersin’deki çarşaf yırtma eylemi” ile ilgili olarak, ”Bu, CHP’ye karşı provokasyondur” dedi.Kılıçdaorğlu, AA’ya yaptığı açıklamada, Mersin’deki görüntülerin çok rahatsız edici olduğunu belirtti. ”Bu, CHP’ye karşı yapılan bir provokasyondur” diyen Kılıçdarğlu, şunları söyledi: ”Kadınların kılık kıyafetinin günlük siyasetin bir parçası yapılması asla kabul edilemez. Kadın hakları ve sorunlarının çözülmesi gündemde tutulması gerekirken, bu tür yapay eylemler insan hakları ile bağdaşmaz. AKP’nin kan kaybettiği bir dönemde bu tür eylemlerle onun değirmenine şu taşıyanlar, CHP’nin yükselişini provoke edenlerdir.”
ARINÇ ÇARŞAF YIRTMA EYLEMİNE KÖPÜRDÜ
Başbakan yardımcısı Arınç CHP kadın Kollarının çarşaf yırtma eylemi hakkında ağır konuştu…
Arınç, Halk Partisi eski Cumhuriyet Halk Partisi olarak kendisini gösterdi. O da nedir? Mersin’de Cumhuriyet Halk Partisi Mersin İl Başkanı ve Kadın Kolları üyeleri bir araya geldiler, kendilerine göre bir eylem yaptılar. Fevkalade çirkin olan şudur? Güya çarşafı temsil ettiğini zannettikleri siyah bezleri aldılar, makaslarla yırttılar, ayaklarının altında ezdiler ve çöp sepetine attılar.29 Mart öncesinde Cumhuriyet Halk Partisi rozetini takarken Kemal Kılıçdaroğlu’yla Nur Serter’iyle, Deniz Baykal’ıyla alkışlar içerisinde, ’Bizde artık çarşaflı hanımefendilerin siyasete katılmasından yanayız, onların kıyafetleri bizleri ilgilendirmiyor’ diyerek hepimizi sevindiren bir açılım yapan CHP dün Mersin’de rozet taktıkları çarşafları yırttılar, ayaklarının altında çiğnediler ve çöp sepetine attılar. Hepimiz televizyonlardan, ekranlardan bunları izledik. Bunu yaptığınız ve benimsediğiniz takdirde ey Cumhuriyet Halk Partisi yarın referanduma giderken söyleyeceklerinizin hiçbirisine bu halk inanmaz ve derki, ’sizin dün söylediğinizle bugün söyledikleriniz birbirinden farklı, biz size inanmıyor ve güvenmiyoruz.’ Dolayısıyla dün yaşanan bu trajik olay karşısında inanıyorum ki, Sayın Baykal’ın da, Cumhuriyet Halk Partisi yöneticilerinin de söyleyecekleri bir şey vardır.Türk kadınlarının bir kısmının giysisi olan bir kıyafeti ayaklar altında çiğneyerek, çöp sepetine atmanın ne Cumhuriyetle, ne halkla, ne Cumhuriyet Halk Partisi ile bir ilgisinin olmadığını ve bu yapılan eylemin onaylanmadığını duymak istiyoruz. O çok konuşan mikrofon bülbüllerinin bir şeyler söyleyeceğini de şahsen ümit ediyoruz.” Arınç, konuya ilişkin olarak, 330 ile 367 arasında kaldığı takdirde, Anayasa değişiklikleri konusunda halka giderek, “bunun şurası doğrudur, şunun için gereklidir ve karar sizindir” diyeceklerini söyledi. Bülent Arınç, Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi’ne tavsiyede bulunarak, “Halkımıza bunların doğru ve yanlış yanlarını göstersinler ve kararı onların vermesini beklesinler” diye konuştu.Başbakan Yardımcısı Arınç, başka bir soru üzerine de, herkesin tavsiyelerini büyük bir dikkatle takip ettiklerini ve bunun gereklerini yerine getirdiklerini sözlerine ekledi. (Kaynak: Milliyet)
Üzerinde konuşmaya gerek duymuyorum.
Yorumsuz !..
İyi bayramlar.
Kel müşteriler bile sırada…
Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Çarşamba Mar 3, 2010 Kategori Haber
Kadın kuaförler iç çamaşırı giyince ‘Kel’ müşteriler bile geldi
Polonya’da erkek müşterilerini iç çamaşırı giyerek tıraş eden kadın kuaförler büyük ilgi görürken, kel sayılabilecek müşterilerinin bile geldiği belirtildi.
Polanya’nın Katovica kentindeki kadın kuaförlerin müşteri azlığı nedeniyle uyguladığı yöntem bu ülkedeki TVN kanalının yanı sıra Alman ARD kanalının bile ilgisini çekti. Gelen erkek müşterilerine hoşlandıkları rengi sorduktan sonra gardıroptaki çeşitli renklerdeki bikini veya iç çamaşırları giyen kadın kuaförler tıraşa başlıyor.
Kuaför salonunu işleten Joanna Respondek, 12 yıl önce erkek kuaförlüğüne başladığını işlerin ekonomik krizde bozulması üzerine bikinili, seksi iç çamaşırı ile hizmet vermeye karar verdiklerini söyledi.
Çok kısa sürede müşteri sayılarının arttığını, günde yaklaşık 100 erkek müşteriye hizmet verdiklerini anlatan Respondek, işlerin artmasından memnun olduğunu anlattı. Erkek kuaförlüğünde uzman olduğunu, kel sayılabilecek saçları dökük müşterilerinin de gelmeye başladığını anlatan Joanna Respondek, çevredekilerin eleştirilerine aldırmadıklarını ekledi. (Kaynak:Mİlliyet)
Fotoğrafların hepsine baktım. Kuaför salonuna benzemiyordu. Kriz ve rekabet en çok erkeklere yaramış gibi görünüyor.
Aynı uygulama ülkemizde olsa sonuç çokta farklı olmazdı. Çıplak mankenin üzerinden kebap yiyen bir milletiz. Çok fazla da yorum yapılacak bir konu değil aslında. Arz talep olayı.
Şahsi fikrim mi?
Kadınlar ‘Erkekler bizi et olarak görüyor’ diye çok sızlanmasınlar. Varsa beyinleri onu çalıştırmayı denesinler. Yoksa da…
İyi bayramlar.
Uyuşturucu operasyonu kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen şarkıcı Tarkan savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı.
Tarkan’ın İstanbul Adliyesi’ndeki sorgusu saat 14.00 sıralarında başladı ve yaklaşık 45 dakika sürdü. Tarkan’ın ifadesinin yaklaşık 2,5 sayfa sürdüğü öğrenildi. Savcının ünlü sanatçıya uyuşturucu madde içip içmediği sorduğu Tarkan’ın uyuşturucu madde kullandığını belirterek, ‘Pişmanım’ dediği ifade edildi. Tarkan’ın savcının, “Arkadaşlarına uyuşturucu temin ettin mi” sorusuna ise, “Temin etmedim” yanıtını verdiği öğrenildi.
Sorgunun ardından Tarkan’la beraber iki kişi serbest bırakıldı. Sekiz kişi ise tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevk edildi. Serbest bırakılan Tarkan gazetecilerin arasında güçlükle aracına ilerledi. Tarkan, aracına binmeden önce adliye önündeki hayranlarını el sallayarak selamladı. Cipine binen Tarkan’ın ağladığı görüldü.
Hayranlarından destek
Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne getirilen Tarkan’ın bir grup hayranı adliyeye geldi.
Tarkan’a benzerliği ile dikkat çeken bir hayranı, “Biz Tarkan’ı çok seviyoruz. Onu hiçbirşey bizim gözümüzde batıramaz. Biz onu ibadet edercesine çok seviyoruz” dedi. Bir başka Tarkan hayranı da, Tarkan’ın da hata yapabileceğini belirterek, “Mutlaka hatasını telafi edecektir diye düşünüyorum. Tahliyesi olacak diye umuyoruz ve bekliyoruz. Aksi bir durumda ki, düşünmek istemiyoruz ama o zaman da sabret incitanem diyoruz” diye konuştu. Tarkan’ın hayranları ünlü şarkıcıya “sabret incitanem” diyerek seslendi.
Öğle saatlerinde adliyeye sevk edilmişti
İstanbul’da düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan Tarkan’ın da aralarında bulunduğu 10 şüpheli, adliyeye sevk edildi. Tarkan’ın görüntülenmemesi için polis yine yoğun çaba sarfetti. Tarkan, garaj kapısına sıfır olarak yanaştırılan polis aracına bindirildi. Tarkan ve diğer şüphelilerin bulunduğu araçlar konvoy halinde yola çıktı. Aynı operasyonda gözaltına alınan şüpheliler adliyeye ön kapıdan sokulurken Tarkan, hakim ve savcıların giriş yaptığı kapıdan adliyeye alındı. Tarkan’ın görüntülenmemesi için polis etten duvar ördü. Polis aracından eğilerek inen Tarkan adliye kapısına koşarken kameralara böyle yansıdı. Üzerinde mont ve kot pantolon bulunan Tarkan, saat 09.30′da adliye alınırken gülümsedi. (Kaynak:msn haber)
Tarkan’a geçmiş olsun. Umarım en kısa zamanda kullandığı o illeti bırakarak kendine bir iyilik yapar.
Gözaltına alındığını duyduğumda çok üzülmüştüm. Serbest bırakılmasıyla da bir o kadar mutlu oldum.
Tarkan bu yaa… ötesi var mı
sevdim çok sevdim
tanıdım aşkın en saf halini
kokladım gecelerce
bıraktığın eşya ve boş evi
uzanamadı elim telefona
defalarca gidip geldim
yenik düştüm kendime göre göre
gurur sandım aslında ümitsizliğimdin
anladım temelli gittiğini
haklıydın üstelik suç benimdi
sen üzülme gülüm incinme
canımın içi iki gözüm sakın küsme
bana hediye bırak bütün kederleri
ben ağlarım ikimizin yerine
bilirsin aslında adaletsizliğini
istemezdin hani sen de bittiğini
ama kendinden yanadır ya hep yürek
feda edip aşkı korur ya kendini
yenik düştüm kendime göre göre
gurur sandım aslında ümitsizliğimdin
anladım temelli gittiğini
haklıydın üstelik suç benimdi
sen üzülme gülüm incilme
canımın içi iki gözüm sakın küsme
bana hediye bırak bütün kederleri
ben ağlarım ikimizin yerine
İyi bayramlar.




