Tesadüfen

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Cumartesi Şub 27, 2010 Kategori Şiirimsi

 tesadüf

herşey

sen

tesadüf

ben

tesadüf

yolda

yürümek

tesadüf

attığın

 her

adım

tesadüf

plan

yapmak

bile

tesadüfen

tesadüf…

Etiketler : , , , | 4 yorumlar

Bilmi(Yorum)

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Cuma Şub 26, 2010 Kategori Haber

Başbakan Erdoğan konuştu, köşe yazarlarından şikayet etti…

Medya patronlarına mesaj: ‘Köşe yazarları her istediğini yazamaz. Patron gerekirse kusura bakma sana burada yer yok demelidir.’ (Kaynak:Milliyet)

Bunu niye yazdım?

Aklınıza geleni yazıyorsunuz. Doğru bilseniz bile her doğru her yerde konuşulmaz, pardon… yazılmaz onu bilmiyorsunuz.

Sayın Yazarım; Niye 3 maymunu oynamıyorsun da böyle laf işitiyorsun! Laf işitmek hoşuna mı gidiyor?

Halbukisi ne kolay;

Görmedim – Duymadım – Bilmi(Yorum!)

İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , , , , | Yorum Ekle

Kamyonetteki demirler mızrak gibi otomobile saplandı

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Cuma Şub 26, 2010 Kategori Haber

İZMİR- Ankara karayolunda yağış nedeniyle kayganlaşan yolda meydana gelen kazada, bir kamyonetin kasasındaki demirler, yerinden fırlayarak öndeki otomobilin camını kırıp mızrak gibi içeri girdi. Demirlerin otomobilin içeri girdiği tarafta oturan Gönül Keseli ve sürücü Abidin Varol, mucize eseri yara almadan kurtuldu.

Kaza, dün saat 16.45 sıralarında Ankara Caddesi’nde meydana geldi. Bornova’dan Gaziemir’e yönetimindeki 35 HS 914 plakalı kamyonetle giden Tuncay Özçarpmaz, yolda yağış nedeniyle trafiğin sıkıştığını görünce aniden frene bastı. Kasasında torna işlerinde kullanılan yaklaşık 5 metre uzunluğunda demirler bulunan kamyonet, önündeki Abidin Varol’un yönetimindeki 35 EEB 96 plakalı otomobile arkadan çarptı. Çarpmanın etkisiyle bağlı olmalarına rağmen yerlerinden kurtulan demirler, mızrak gibi fırlayarak Abidin Varol ve yakını Gönül Keseli’in oturduğu sol taraftan otomobile saplandı.

SU ALMAK İÇİN EĞİLİNCE KURTULDU
Arka camı kırıp otomobilin ön camına kadar uzanan demirler, mucize eseri Keseli ve Varol’un vücuduna saplanmadı. Oğlunu, Manisa’nın Akhisar İlçesi’ndeki askeri birliğine vatani görevini yapmak üzere teslim edip evlerine doğru dönerken, meydana gelen kazanın şokunu yaşayan Gönül Keseli, “Oğlumu sağ salim birliğine teslim ettik. Dönerken kaza oldu. Bir anda otomobilin içine demirler girdi. Ben su almak için öne eğilmeseydim, vücuduma saplanacaktı. Çok korktum. Verilmiş sadakamız varmış. Ölümden döndük” diye konuştu. Keseli, önünde Türk bayrağı da asılı olan otomobilin üzerine yaslanarak uzun süre ağladı.

UZUN SÜRE KENDİNE GELEMEDİ
Demirlerin otomobilin içine girdiği yerde uzun süre oturup kendine gelmeye çalışan Abidin Varol ise “Bu nasıl bir kaza. Yaşadığımıza inanamıyorum. Bir an kendimi sol tarafa atmasaydım, şu an belki de ölmüş olacaktım” dedi. Kamyonet sürücüsü Tuncay Özçarpmaz da kaza nedeniyle şoke olurken, polisler tarafından teselli edilmeye çalışıldı. Bir süre trafiğe kapanan yol, otomobilin içine giren demirlerin çıkarılması ve araçların çekilmesiyle açıldı.(Kaynak:Milliyet)

Yuh ya gerçekten yuh!

Nasıl bir cahilliktir o demirlerin öyle korumasız bir şekilde trafikte olması. Olayın mağduru su almak için eğilmeseydi şu an hayatta olmayacaktı.

O araç trafikte neden durdurulmamış neden engellenmemiş de böyle azrail gibi ortalarda dolaşıyor hayret yani!

Bu kadar mı bedava yaşıyoruz!

Emsal teşkil etmesi bakımından o firmaya ve sürücüsüne öyle bir ceza uygulanmalı ki hatta o bölgede bulunan trafik ekiplerine… Bir daha kimse yollarda başkalarının hayatıyla oynamamalı.

Ne komik bir ülkede yaşıyoruz böyle. Kazalar bile şaka gibi.

Cezalar da şaka gibi olunca eh işte böyle oluyor…

İyi bayramlar.

Etiketler : , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Sonra Ne Mi Oldu(3)

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Şub 25, 2010 Kategori Gezi - Tatil, Gündelik Yaşam, İstanbul

http://www.esmakahraman.com/sonra-ne-mi-oldu-2/

İlk duraktan binmeme rağmen otobüs full doluydu. Cam kenarına oturabilmenin haklı gururunu yaşarken yanıma 25-30 yaşlarında bir adam oturdu. Oturduğu an uyumaya başladı.

Arka tarafta yüzünü görmediğim bir kız Kadıköy’den Kartal’a kadar telefon görüşmesi yaptı. Ablasıyla tartıştı, yemeği nöbetleşe yapıyorlarmış. Yemek sırası bu kızda olduğu halde yemeği ablası yapmış. Ablası ‘Neden hala sokaktasın’ diye kavga ediyor.

Kızımız kendini savunuyor;

- Abbblaaaa sennn yollllarr nassıl kalabalııkkk biliyomusoonn, zaten senin yaptığın yemekler bi  b… benzemiyoo

Erkek arkadaşıyla da konuştu. İşte onu ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Bütün otobüs onları dinledik. Bir ara sevgilisine bedava konuşma hakkından bahsetti. Kontör derdi yoktu. O an anladım ki yolumuz uzun.

Tam arkamı dönüp ‘Ama güzelim acı bize, ne kötülüğümüzü gördün de bize bu ızdırabı yaşatıyorsun’ diyecektim ki, yanımdaki arkadaş omzumu yastık zannetti. Hemen iterek uyandırıp ’Evinize gidene kadar uyumayın isterseniz’ dedim. Özür diledi. Kartal’a gelene kadar kaç kez dürtüp uyandırdım, o benden kaç kez özür diledi hiç hatırlamıyorum.

Ön sırada baba-oğul oturuyor. Kadınlardan bahsediyorlar. Oğul, ‘Baba X kadın gelmiyor mu geziye?’ diye soruyor.

Baba; ‘Kahpe çok gelmek istiyor da götürmeyeceğim onu’ diyor.

O sırada babanın telefonu çaldı;

- Aradığına ne kadar memnun oldum sultanım. Bizde şimdi tam oğlanla senden bahsediyorduk. Sensiz gezi olur mu hiç. Sen bizim baş tacımızsın…

Çarprazımda küçük bir kızla annesi oturuyor. Yüzlerini görmesem de yapılan itiş kakıştan anladığım kadarıyla küçük kız yakasına takılan nazar boncuğunu çıkartmış, annesi de elinden almaya uğraşıyor. Başaramıyor. Ne kadar cebelleştiyse artık en sonunda kıza ‘O iğne inşallah batar biyerine de görürsün gününü’ diye kükredi. Çocuğu çimdirdi mi ne yaptıysa kız bi an viyakladı ve sustu.

Otobüs öyle bir hale geldi ki iğne atsanız düşmez. Sesler birbirine karıştı duyulan tek ses uğultu. Yollarda duraklarda evine gitmeye çalışan insanlar. Kimisi koşturuyor kimisi de ‘Eve gitmesem de olur’ der gibi.

Yokluğumda İstanbul’un çehresi değişmiş adeta. İnsanların yüzüne bir umursamazlık gelmiş. İzmir’de bu yüzü hergün görüyordum.

Otobüsün o kalabalığında en dikkat çeken şeylerden biri de yolculuk süresince bişeyler atıştırmaya çalışan insanlar. Bu genelde çikolata büsküvi ve simit tarzında. Onlara hak verdim. Bu yaşananlar hergün hergün çekilir çile değil. Günlük yaşamım birer parçası haline getirip hiç istiflerini bozmuyorlar. Takdir ettim.

Kendimi de takdir ettim, güzel bir güne imza atıp otobüsten inmeyi başardığım için…

Yolumun üzerindeki markete uğradım. Çerez vs. aldım. Kasaya geldim ve işte gördüğüm manzara…

BİTTİ.

:) İyi bayramlar.

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Sonra Ne Mi Oldu (2)

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Şub 25, 2010 Kategori Gezi - Tatil, Gündelik Yaşam, İstanbul

http://www.esmakahraman.com/sonra-ne-mi-oldu/

Zahmetli bir yolculuk sonunda artık KemalCan’ın yanındaydım. Bu arada; Kemal Göksu Alternatif Süreç Gazetesi Yayın Yönetmenim ve sevdiğim bir dost. Aynı zamanda dişçi.

Yayınlanan son sayı hakkında konuştuk. Uzun süredir görüşmemiştik. Sohbet muhabbet derken misafirleri geldi.

Misafirlerinin içinde Özel Lider Şişli İlköğretim Okulu 3. Sınıf öğrencileri Deniz Özdemirler, Onur Tutuş ve Begüm Can’da vardı.

Proje Ödevi için orada bulunuyorlardı. Konuları ‘Gazetecilerle Röportaj’ dı.

Çocuklar soruları önceden hazırlamış gelmişlerdi. Keyifli bir röportaj oldu. Kemalcan’ı bayağı bir terlettiler. ‘Küçükken yaptığınız bir yaramazlık’ sorusuna Kemalcan cevap vermek istemezken ben hemen devreye girip ‘Komşunun bahçesinden erik çalardı’ dedim ve KemalCan’ın hırsızlığı da böylece kayıtlara geçmiş oldu.

Soru-Cevap bir tarafa çocukların halleri görülmeye değerdi. Hep söylerim onlar dünyanın en güzel varlıkları.

Deniz Özdemirli; Orada bulunduğu süre içinde birlikte geldiği büyüklerinden ikaz alsa da keyifle sakızını çiğnedi. Koltuğa yanıma uzanıp cevapları yazdı. Soru sormak cevap yazmak pek ona göre birşey değildi sanki. O daha çok etrafla ilgiliydi. Güler yüzlüydü. Şirine bir ifadesi vardı. Onun ilgisini daha çok dişçi koltuğu çekmişti. Belki büyüyünce o da dişçi olur.

Onur Tutuş; Orada bulunmaktan hoşnutsuz görünüyordu. Dişçi korkusu olabilir. Cevapları o da yazdı. ‘Bitse de gitsek’ bir ifadesi vardı. Neyse ki KemalCan’ın kedisi Hasan oradaydı da biraz onunla ilgilendi ve rahatladı.

Begüm Can; Büyüyünce ne olur bilemem ama ne olursa olsun işinde çok başarılı olacağı kesin. Konuya ilgili, pratik, öğrenme isteği olan, gözlerinin içi parlayan şeker mi şeker bir prenses. Fotoğraf çekiminde verdiği pozlarsa ‘aman aman’ diyeyim ben size.

Meşakkatli bir süreçten sonra röportaj bitti ve Asistan Songül ablaları çocuklara hikaye kitapları, boyama kitapları verdi. Çok mutlu oldular.

Çocuklarla fotoğraf çektirdik. Giderken öpüştük el salladık ve gittiler. Sıradışı ve keyifli bir gündü.

Bir süre daha oturdum. KemalCan için yoğun bir gündü. Misafirler gelmeye devam ediyordu. ‘Haydi Esma vakit tamam, akşam diyordun, şimdi oldu akşam’ diyerek gazetelerimi alıp vedalaşarak oradan ayrıldım.

Deniz, martılar beni bekliyordu. Pastaneden simit aldım. Otobüse binerek Karaköy’e geldim

Mis gibi bir hava, deniz, martılar. Simitim de var. Hemen davranıp vapurda yerimi aldım. Vapur hareket ettikten sonra çantamdan simiti çıkarıp martılarlı besledim. Birlikte Kadıköye kadar geldik. ‘Özletme yine gel’ dediler ve geldikleri yöne geri gittiler.

Yeni bir otobüs macerasına atılmak üzere 16B kuyruğunda yerimi aldım.

Macera oracıkta başladı hemen. 1,5-2 yaşında bir minik bir adam, yanındaki anneanne-babaanne olduğunu düşündüğüm kadını soru yağmuruna tuttu;

- O kocaman vapurdan neden indik?

- Çünkü başkaları binecek.

- Neden başkaları bincek?

- Çünkü eve gidecekler.

- Neden eve gitcekler?

- Çünkü akşam oldu.

- Neden akşam oldu?

- Çünkü hava karardı.

- Neden hava karardı?

- Çünkü gündüz aydınlık olur akşam karanlık olur.

- Havayı kim kararttıııı?

… sessizlik…

Devam edecek…

:) İyi bayramlar.

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Sonra Ne Mi Oldu (1)

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Şub 25, 2010 Kategori Gezi - Tatil, Gündelik Yaşam, İstanbul

Cevizli Durağı’ndan 500 ES’e bindim. Köhne bir otobüstü ve çok kalabalıktı. Ege Üniversitesi’nin 525’inden nam-ı diğer Canlı Cenaze’sinden farksızdı.

Bir hamle yaparak arka kapıya doğru ilerledim. Kadıköy’e kadar ayakta geldim. İki kişilik yer boşaldı ve oturdum. O an camdan dışarı ağzımı açıyor olmalıyım ki yanıma oturanı görmedim. Ama kokusunu hissettim. Başımı çevirdim, yanıma bir kadın oturmuş.

Aman Allah’ım; bir insan evladı öyle kötü kokabilir mi! Olmaz olsun öyle kadın. Kokarca bile öyle kötü kokmuyordur. Ben hayatımda böyle bir koku duymadım. Bir anda bütün otobüsü sardı.

Yolculuğuma ayakta devam etmeye karar verdim, heyhat gelin görün ki ayakta durmaya bile yer yoktu. Otobüsten inip yolculuğuma yürüyerek devam etmeyi bile düşündüm. Baktım yapacak birşey yok, çaresiz kaderime boyun eğdim.

Şişli’ye kadar yolculuk resmen ızdıraba dönüştü. Midem bulandı başıma ağrılar girdi. Otobüsten indiğimde toprağı, pardon kaldırımı öpesim geldi!

Silver’ın dediği gibi; o kadın benim arkadaşım olmasın, benimle ince belli bardakta çay içmesin…

Şişli’den metroya bindim bir durak sonra indim. Dolapdere çıkışından çıkıp Feriköy istikametine gitmem gerekiyordu ama beynim sulanmıştı. Hemen önümde sırtında okul çantası olan bir genç vardı. Nasıl gidebileceğimi sorduğumda ‘Abla bende o tarafa gidiyorum’ deyince birlikte yol aldık. Öğrenciymiş evi o taraftaymış. Temiz yüzlü tatlı bi gençti. Adını söylemişti ama unuttum… Çok özür :(

Bir süre birlikte yürüdük ve onu uğurlayarak yoluma devam ettim. Koku hala burnumdaydı ve başım hala ağrıyordu. Nihayet gideceğim yere ulaştım.

Sonra ne mi oldu? Neler olmadı ki…

Devam edecek…

İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 yorumlar

Balıkesir’de kömür ocağında grizu faciası

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Çarşamba Şub 24, 2010 Kategori Haber

Balıkesir’in Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy’deki maden ocağında, toplam 17 kişinin hayatını kaybettiği, arama-kurtama çalışmalarının sona erdiği bildirildi.

Balıkesir Valisi Yılmaz Arslan, olay yerinde gazetecilere yaptığı açıklamada, vardiyada 46 işçinin çalıştığını belirterek, patlamanın ardından işçilerin bir kısmının ocaktan kendi çabalarıyla çıktığını söyledi.

DAHA ÖNCE DE FACİA YAŞANMIŞTI
Dursunbey’e bağlı Odaköy’de bulunan, Balıkesir Ticaret Odası Meclis Başkanı Erhan Ortaköylü’nün sahibi olduğu, Şentaş Madencilik’e ait kömür madeninde, 1 Haziran 2006’da da yerin 700 metre derinliğinde meydana gelen grizu patlamasında 17 işçi hayatını kaybetmişti. Facianın ardından, olay yerinde inceleme yapan heyetin raporunu dikkate alan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, “madendeki ocaklarda açık ve kapalı usülde üretim yapıldığı, kuralsızlık ve denetimsizliğin hüküm sürdüğü, işçi sağlığı ve güvenliği konusunda yeterli önlemin alınmadığı, yeni kaza risklerinin yüksek olduğu” yönünde iddiaları gündeme getirmişti.

KURTARMA EKİBİ YOLA ÇIKTI
Zonguldak’taki Türkiye Taşkömürü Kurumu’ndan (TTK) 24 kişilik tahlisiye (kurtarma) ekibi, techizatlarıyla birlikte kara yoluyla bölgeye hareket etti. TTK yetkilileri tam donanımlı tahlisiye cihazlarıyla bölgede görev yapacak ekipte başmühendis ve mühendislerin yanı sıra usta tahlisiyecilerin yer aldığını, Kütahya Tunçbilek’te eğitimde olan 3 kişinin de ekibe

ÖLEN VE YARALANANLARIN ADLARI
Grizu patlamasının ardından kaldırıldığı Dursunbey Devlet Hastanesi’nde hayatını kaybeden işçinin Engin Tanrıkulu olduğu bildirildi. Hastaneye getirilen ve yanık ünitesi bulunmaması nedeniyle Balıkesir’e sevk edilen 11 yaralının isimleri ise şöyle:

“Mehmet Demirel, İsmail Yaren, Ramazan Can, Mehmet Demirel (isim benzerliği), Ahmet Karaca, Hasan Hüseyin Karaca, Davut Yaren, Talat Tanrıkulu, Ömer Yüksel, Celal Açık, İbrahim Kahraman.”

Bu arada, çoğunda grizu patlaması nedeniyle ciddi derecede yanıklar bulunduğu saptanan yaralıların sevk edildiği Balıkesir’deki hastanelerde de yanık ünitesi bulunmadığı öğrenildi. Yaralıların İzmir ya da Bursa’ya sevk edilebileceği ifade edildi.

YERİN 500 METRE ALTINDA
Balıkesir’in Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy’deki madende grizu patlamasının yerin 500 metre altında ve girişin 250′nci metresinde meydana geldiği öğrenildi.

Madenin sahibi ve Balıkesir Ticaret Odası Meclis Başkanı Erhan Ortaköylü patlamanın meydana geldiği madende yaptığı açıklamada, olaydan önce 46 işçinin madende çalıştığını, 3 işçinin ise vardiyaya gelmediğini söyledi. Ortaköylü, “Yanmanın meydana geldiği bölgede kapıya yakın olan işçiler ocaktan çıktı. İlk müdahalesi maden alanında yapılan yaralılar süratle Dursunbey Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Şu anda madende 8-10 kişinin mahsur kaldığını tahmin ediyoruz. Bu işçilerimizin kurtarılması için çalışıyoruz. Burada bir gaz yanması olmuş. Küçük bir kaza değil. Allah kimsenin başına vermesin ama biz madenciler bununla yaşamak zorundayız. Şehitlerimiz var ama sayısını bilemiyorum” dedi.

BURSA’DAKİ FACİADA 19 KİŞİ ÖLMÜŞTÜ
Bursa’nın Mustafakemalpaşa İlçesi’nde 10 Aralık 2009′da Bükkey Madencilik’e ait kömür madeninde meydana gelen grizi faciasında 19 kişi ölmüştü. Bu kazadan sonra maden ocağı 6 ay süreli faaliyeti durdurulmuş ve maden ocaklarındaki denetimsizlik gündeme gelmişti.

YANIK YARALARI AĞIR
Yetkililer Balıkesir Devlet Hastanesi’ne kaldırılan ağır yaralılardan Hayrettin Kahraman’ın Kocaeli’ne, İsmail Yaren’ın de İzmir’e gönderileceği öğrenildi. Yaralılar Ramazan Fidan, Hasan Hüseyin Karaca ve Ramazan Koca’nın tedavileri Balıkesir Devlet Hastanesi’nde sürüyor. Yanık yaraları bulunan işçilerin durumunun ciddi olduğu bildirildi.

ÖLÜ SAYISI 17 OLDU
Odaköy’deki maden ocağında grizu faciasında ölenlerin sayısı 17′e yükseldi. Ocakta ulaşılamayan madenci kaymayınca arama kurtarma çalışmalarına da son verildi. (Kaynak:Milliyet)

İşte sözün bittiği yer…

İhmalin, çaresizliğin yoksulluğun son perdesi. Bu saatten sonra artık ne yapılırsa yapılsın gidenleri hiçbir şey geri getirmeyecek. Ailelerinin sevdiklerinin acısını hiçbir şey dindirmeyecek.

En acısı da böylesine bir olayı birkaç gün sonra sadece birkaç kişi hatırlayacak!

Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet ailelerine baş sağlığı diliyorum. Yaralılara acil şifalar diliyorum.

Her zaman yaptığımız gibi…

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Helin Avşar: Sercan’la ilişkimiz henüz çok yeni

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Salı Şub 23, 2010 Kategori Gündelik Yaşam

Performansıyla üç büyüklerin transfer listesine giren ve otobandaki hız denemeleriyle de bilinen Bursasporlu Sercan Yıldırım, gönlünü Hülya Avşar’ın bir süredir gündemdeki isimlerle röportajlar yapan kız kardeşi Helin Avşar’a kaptırdı.

Yıldırım ile yeni bir ilişkiye adım attıklarını belirten Avşar, “Çok yeni başlayan bir ilişki… Güzel başladı, güzel gidiyor. İnşallah da hep böyle gider. Çok mutluyum” dedi. “Âşık mısınız?” sorusuna ise Avşar, “Aşk o kadar kolay bir şey değil” yanıtını verdi. Avşar’ın geçen aralık ayında “En İyi Röportajcı Ödülü” aldığı Bursa Koza Lions’un düzenlediği ‘Altın Aslan’ ödül töreninde tanıştığı Yıldırım ile telefonda başlayan yakınlığının Uludağ’daki buluşmayla ilişkiye dönüştüğü öğrenildi.
Öte yandan geçen cuma günü Bursa’nın Mudanya İlçesi’nde bir araya gelen ve twitter’da birbirlerine birtanem diye hitap eden Yıldırım ile Avşar hafta sonunu birlikte geçirdi. İstanbul’dan feribotla Mudanya’ya gelen Helin Avşar, kendisini bekleyen Yıldırım’ın 34 CMY 25 plakalı Porche marka cipine bindi. Sakatlığı nedeniyle antrenmanlara katılmayan Sercan, Helin Avşar’ı beklerken çok telaşlıydı ve sürekli telefonla konuştu. Avşar, ‘twitter’daki sayfasından, dün son olarak da ‘Evime varmak istiyorum, ablamı seyretmek istiyorum. Uf Sercan uf, kafanı kıracağım. Senin yüzünden feribotları kaçırdık’ diye yazdı. (Kaynak:Milliyet)

Yeni günün sabahında günün anlam ve ehemmiyetini belirten tüm haberleri okudum. Sadece falımı okumadım. Küskünüm falcılara, duymak istediklerimi söylemiyorlar.

En az fal kadar önemli bu haberle karşılaştım. Şu an karma karışık per perişan duygular içindeyim. Aklım karışık zihnim bulanık. Saçma sapan bir haldeyim ve saçmalayabilirim. Biri beni durdursun!

Öyle işte…

İyi bayramlar.

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

En Son Gerçekçilik Kuralları

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Pazar Şub 21, 2010 Kategori Gündelik Yaşam, Müzik

Mekanik Tamirat Kuralı
Elleriniz yağa bulaştığında, burnunuz kaşınmaya başlar ve acil çiş etmeniz gerekmektedir.

Yer Çekimi Kuralı
Yere düşen her şey en zor ulaşılabilecek noktaya yuvarlanır.

Yanlış Numara Kuralı
Yanlışlıkla çevirdiğiniz bir telefon numarası hiçbir zaman meşgul çalmaz ve biri daima cevap verir.

Mazeret Kuralı
Patronunuza işe geç kalma sebebinin patlak lastik olduğunu söylerseniz ertesi sabah lastiğinizi muhakkak patlak bulursunuz.

Değişkenlik Kuralı
Eğer trafikte şerit değiştirirseniz, eski şeridiniz şimdi bulunduğunuzdan daha hızlı akar. (Bu hep böyledir)

Banyo Kuralı
Vucudunuz tamamen ıslandığında telefon çalar.

Yakın Tesadüf Kuralı
Beraber görülmek istemediğiniz biriyle beraberseniz tanıdığınız biriyle karşılaşma ihtimali tavan yapar.

Sonuç Kuralı
Birine bir aletin çalışmayacağını ispat etmeye çalıştığınız zaman o alet çalışır.

Biomekanik Kuralı
Kaşınma katsayısı vucudunuzda ulaşılması zor olan yerlerde en yüksektir şekilden şeklile girersiniz.

Tiyatro Kuralı
Ne olursa olsun koridordan en uzak sandalyenin sahipleri en geç gelir.

Starbucks Kuralı
Bir kahve içmek için oturduğunuzda patronunuz sizden bir görev ister ve bu görev süresi kahve soğuyana kadardır.

Murphnin Soyunma Odası Kuralı
Eğer soyunma odasında sadece iki kişi varsa, onların soyunma dolapları bitişiktir.

Yüzey Kuralı
Tereyağlı ve reçelli ekmeğinizin yeni yaptırdığınız veya aldığınız halıya düşme ihtimali, halının pahalılığı ve yeniliği ile doğru orantılıdır.

Mantıksal Tartışma Kuralı
Neyi konuştuğunuzu bilmiyorsanız her şey olabilir.

Brown’un Fiziksek Görünüm Kuralı
Papuç ayanıza tam geldiyse, o papuç çirkindir.

Wilson’ın Pazarlama Stratejisi Kuralı
Gerçekten çok sevdiğiniz bir ürünü bulup aldığınızda, o ürünü üretmekten vazgeçerler.

Doktorların Kuralı
Eğer kendinizi hasta hissedip doktor randevusu alıp gittiğinizde aniden iyileşirsiniz. Eğer randevu almazsanız hastalık devam eder.

Ve Benim Favorim:

Olasalık Kuralı
Birisi tarafından seyredilme olasalığı yaptığınız işin aptallık katsayısıyla doğru orantılıdır.

Biraz önce aldığım bu mail günün en keyifli yazısıydı. Yaşadıklarınızdan ve gözlemlerinizden yola çıkarak mutlaka kendinize yakın hissettiğiniz maddeler vardır.

:) Olasılıklar bana Feridun Düzağaç’ın ‘Tesadüfler’ şarkısını hatırlattı

Ne zaman arabamı yıkasam
Mutlaka yağmur yağar
Yağmurda yürüsem
Su sıçratır üstüme pis arabalar

En uzun yanan yeşil
Ben geçecekken sararır
Sola girsem sol tıkanır
Terkettiğim şerit boşalır

Şu doğru zaman
Doğru yer hikayesi
Nerde yazılır
Çık karabahtımın reçetesi

Bu kör talihim nerde olsam
Bulur beni sobeler
Ben mutluluktan bir parça
Şefkat dilenirken
Hiç sevmiyor beni tesadüfler

Bu kör talihim nerde olsam
Bulur beni sobeler
Ben mutluluktan bir parça
Şefkat dilenirken
Anladım ki kral tesadüfler

Ne zaman falıma bakılsa
Falcıları bir keder alır
Dilek tutmak istesem
Yıldızlarım çakılı kalır

Gecenin bir yarısı
Son sigarama dökülür çayım
Telefon çalar ses gelmez
Hep mi yanlış numarayım

Ne kumarlar kaybettim
Aşk için bile bile
Şeytanın bacağı
Demirden gelmiyor bize

Bu kör talihim nerde olsam
Bulur beni sobeler
Ben mutluluktan bir parça
Şefkat dilenirken
Hiç sevmiyor beni tesadüfler

Bu kör talihim nerde olsam
Bulur beni sobeler
Ben mutluluktan bir parça
Şefkat dilenirken
Anladım ki kral tesadüfler

:) İyi bayramlar.

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Olmuşken Tam Olsun

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Cumartesi Şub 20, 2010 Kategori Haber, Müzik, Sağlık

İşsize sessiz sedasız darbe!..

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kararına göre, bundan böyle işsiz ailelerin sağlık ve doktor harcamaları 100 gün değil, sadece 10 gün karşılanacak.

1 Ekim 2009′den bu yana 90 günden fazla pirim ödeyenler devletten 100 gün sağlık hizmeti alabiliyordu.

90 günden daha az prim ödeyenlere sunulan sağlık hizmeti ise sadece 10 gündü.

Geçen hafta sessiz sedasız bir genelge yayınlayan Sosyal Güvenlik Kurumu, “17 aydır yasayı yanlış uygulamışız” dedi.

Sağlık güvencesi tüm işsizler için 10 güne çekildi.

Durum dün sağlık hizmeti almak üzere sağlık kurumlarına giden işsizlere “ücretsiz yararlanamazsınız” denmesiyle ortaya çıktı. (Kaynak: Milliyet)

Ne ara yaptılar da bunu hiç haberimiz olmadı…

Ben diyorum ki; 10 gün de fazla. Hatta sağlık hizmeti hiç verilmesin. Vatandaş ölsün de kurtulsun, devlet de kurtulsun. 

Hakediyoruz biiizzzzz! ‘Beter olalıımmm’ dicem ama duanın denk geldiği saate rastlarım diye korkumdan diyemiyorum!

Memlekette zaten iş yok. Kriz de teğet geçmişmiş. Geçti gerçekten de…

Üstüne de bu uygulama kaymaklı ekmek kadayıfı oldu. Yanına da bi neskafe ne iyi gider şimdi… şöle püfür püfür denize nazır.

Olmuşken e bide şarkı olsun tam olsun

KARGO söylesin

Benim gönlüm sarhoştur yıldızların altında
Sevişmek ah ne hoştur yıldızların altında

İyi bayramlar!

Etiketler : , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle