2010 Hayallerimin Yılı

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Ara 31, 2009 Kategori Özel Günler

hayallerimin yılıGeçen bir yılın muhasebesini yaptım;

2009 benim için çok farklı bir yıl oldu,

Sevdiklerimden uzaktım, artık değilim.

Mesafeler mi bizi sevdiklerimizden koparan?

Elbette değil. Gönüller bir olunca mesafelerin anlamı yok,

Yine de aynı havayı solumak bi başka.

Sevdiklerimle ve bu havayı İstanbul’da solumak bir ayrıcalık.

Geçen sene bugün İzmir’de yeniyıla merhaba demiştim,

O günden bugüne ne çok şey değişti,

Sanki lambadan bir cin çıktı ve bana;

‘Dile benden ne dilersen’ dedi,

Sevdiklerimi ve İstanbul’u diledim,

Dileğim gerçek oldu :)

Üzüntülerim de oldu kayıplarım da,

Gerçekleşmeyen belki de hiç gerçekleşmeyecek dileklerim de.

Kim söylemişti şu an hatırlamıyorum;

‘Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u önce hayal etti sonra fethetti.’ diyordu.

Bazı şeylerin gerçekleşmesi için önce hayal etmek gerekiyor demek ki.

:)  Hayal kurunca da büyük hayaller kurmalı. Sırada bekleyenler olabilir.

Hayallerimiz gerçekleşir mi yoksa bizden bihaber mi olur bilinmez,

Yine de hayal kurmaya devam.

En azından hayallerimizin kimseye zararı yok,

En janjanlısından hayallere devam.

Sizler yeni seneye nasıl gireceksiniz bilmiyorum. Ben yeniyıla PTT ve PTB eşliğinde hafif yiyecekler ve drink kuruyemiş cips yüklemesi yaparak gireceğim.

Şimdiden yarının gazete başlıklarını görmek mümkün,

Tacizciler kaplayacak ekranları ve gazetelerin sayfalarını. Bu bile alışkanlık oldu. PES yani!

Özetle; 2009 benim için milat oldu. :)

 2010 hayallerimizin yılı olur inşallah.

 :) İyi bayramlar… iyi yıllar…

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Sabaha Kadar Burdayız

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Ara 31, 2009 Kategori Felsefe

yalniz-kadinNeleri sorgularız?

Zamana ve mekana göre değişiyor… Kendimizi sorgulamaktan başlayıp sevdiklerimizi sevmediklerimizi yaşananları nedenlerini hayatı eşi dostu arkadaşı çevremizdeki en yakın kişilerden uzanan bir zincirle en uzak mesafeye kadar herkesi sorguluyoruz. Hiçbir şey bulamazsak zamanı sorguluyoruz.

Zaman zaman doğrularla yanlışlar yer değiştiriyor. İnsanın bütün bildikleri bir anda tepetaklak oluyor. Böyle hissetmemizin nedeni zaman mı yoksa biz miyiz ? Değişen nedir de insan sürekli farklı duygular içine giriyor? İnsanın korkuları bile zamanla değişiyor.

Kusura bakmayın arkadaşlar dostlar ama bu gece bana katlanmak zorundasınız… başlamış bulundum ve yazının devamını şu an ben bile bilmiyorum…

Nelerden korkarız?

Şahsım adına ben en çok değer verdiğim insanlar tarafından yanlış anlaşılmaktan korkarım. Hiç anlaşılmasam sorun olmaz ama yanlış anlaşılmak benim yaşam enerjimi tüketir. 

Karanlıktan da korkarım korku filmi izlemekten de. Fareden börtü böcekten de korkarım. Köpekten korkarım küçük büyük fark etmeksizin. Üstelik bahçeli evde büyüyüp her türlü hayvanatla iç içe yaşadığım halde…

Çok sevilmekten korkarım. Bilirim ki insana en büyük zararı hep sevenleri verir.  Çok sevmekten de korkarım bağımlı yaşamaktan belki üzülmekten. Bir de sevdiklerimi kaybetme korkusu var ki onu ne siz sorun ne ben söyleyeyim!

:)  An gelir korkmaktan korkarım… Beni esir alıyor diye… Daha sonra içimde bir supergirl bağımsızlığını ilan eder. Korkuların yersiz olduğunu bazı korkularla cesurca savaşmak gerektiğini fısıldar kulağıma.

Şu an kendimden çok sıkıldım… böyle devam edersem bu yazının sonu gelmez dağıldıkça dağılır ve sizde bana “eeeeeee?” diye sormak zorunda hissedersiniz.

Eee si, iyisi mi ben bunu bir şarkıyla bağlayayım… Yoksa sabaha kadar buradayız…

Ne yapsan olmuyor gözüm
Terk etmiyor bizi hüzün
Bir macera yaşamak dediğin
Küçük zamanlar harmanı

Sevildiğin, üzüldüğün

Hatırlamaktan ibaret
Hatıralar nihayet
Tesellisi çok zor sözün

Ne gemiler yaktım
Ne gemiler yaktım
O kadar yandı ki canım
Sonunda karşıdan baktım
Ne göreyim kendime yıldızlardan daha uzaktım

Bu kızı yeniden büyütmeliyim
Kor ateşlerde yürütmeliyim
Değirmenlerde öğütmeliyim
Farkındayım
Farkındayım
Kazanmalı, kaybetmeliyim
Aşk uğruna harp etmeliyim

Kendini seçemiyorsun
Bırakıp kaçamıyorsun
Yazmadığın bir hikayede
Uzun ya da kısa vadede
Az biraz keşfediyorsun

Öteki olabilmeyi
Yerine koyabilmeyi
Geride durabilmeyi öğreniyorsun

:) İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Gitmeliyim Bu Yerden

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Ara 31, 2009 Kategori Gündelik Yaşam

hobisavas_radyoŞu anda adını bilmediğim yabancı slow bir şarkı çalıyor. Bir kadın söylüyor… kadife gibi sesi var…

Eskiden radyoda yabancı şarkı dinlediğimde annem, “kapat kapat bişey yok” derdi. Bende uslu kedicikler gibi annemin sözünü dinler kapatırdım radyoyu.

Şimdi bazen eski şarkılar geliyor kulağıma. Neden bilinmez onlar şimdi dinlediklerimden çok daha özel ve güzeller.

Eski şarkılarda bir duruluk bir dinginlik vardı. Romantizm vardı aşk vardı. O zaman insanlar daha mı mutluydu acaba!..

Şimdi kadınlarda da erkeklerde de, “elimi sallasam ellisi telimi sallasam tellisi” ukalalığı var. Şarkılardan hayata kadar yansıyan bir aymazlık.

Herkes arayış içinde ama kaçı aradığını buluyor ve kaçı mutlu!.. Yoksa eski radyolar gibi çatıya mı saklanmış aşk?

Yazı iyi gidiyordu da evden, “acıktık” nidaları yükselmeye başladı… Mutfak beni çağırıyor… gitmeliyim:)

ayrılmalıyız artık
gitmeliyim bu yerden
saadet diliyorum
sana beyaz güllerden

:) İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Nen Var Kuzum

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Ara 31, 2009 Kategori Sinema

108129-7Hepimiz hayatımızın bir döneminde Türk film izlemişizdir. TV’yle ilk tanışıklığımızda başka şansımız da yoktu zaten. Gece yarısı olduğunda bayrağı direğe çekip sonrasında “Televizyonunuzu kapatmayı unutmayın” yazısından tutun da karıncaların dansına kadar izlerdik.

O zamanlar işin eleştiri kısmına gelememişti kimse. Ne zaman ki kanallar çoğaldı alternatifler oluştu, e biraz da öğrendik ya ille de ukalalık edeceğiz… Başladık Türk filmleri öyledir böyledir demeye. Herkesi bir Batı manyaklığı aldı.

Sonra bilgimizle gururlandık övünç duyduk. Her kim ki “Ben Türk filmi seviyorum izliyorum” derse ona kötü gözle bakıp argo tabiriyle “kıro” demeye başladık.

Türk filmi izlemek kıroluktu, Türkçe şarkı dinlemek kıroluktu, standart giyimin dışında ne giyerseniz giyin kıroluktu… Ve daha birçok şey…

Özetle, kendiniz gibi olduğunuz her daim kıroydunuz…

Açık hava sinemaları vardı. Görücüye gelmiş gibi yan yana yan yana sandalyeler… Çekirdek vazgeçilmezdi.

O dönemlerde bazı çevrelerce sinemaya gitmek bile ayıptı. Özellikle iyi aile kızları sinemaya gitmezdi…

:) ))) İyi kızlar cennete kötü kızlar heryere… Çıtır kızlar nereye nereye de giderlerdi bilmem…

Çok tüketen bir toplum olduğumuz için hızla verilenleri tükettik Batı’ya da doyduk. Hatta özenti hallerimiz geçti de Batı bizden her türlü manyaklığı öğrenir hale geldi.

Artık herşeyi biliyorduk en iyi bizdik. Bizden başka herşey yalandı… Adını ÖZGÜRLÜK koyduk, adını MEDENİLEŞME koyduk, adını MODERNLİK koyduk… Kulağa hoş gelen ne kadar farklı terim varsa aldık, önce içini boşalttık sonra hamur gibi yoğurduk ve içini kendi keyfimize kalitemize bilgimize yasalarımıza göre doldurduk.

O’nu öyle bir hale getirdik ki sonrasında kendimiz bile tanıyamadık…

:) Neyse bu konu çok uzun… bitmez… Ben yazarım yazmasına da…

İyi ki Türk filmleri var ve iyi ki izlemişim. :) Çok tatlı yaa…

İşte vazgeçilmez repliklerden bazıları;

- Nen var kuzum?

- Hırsız var yakalayın kaçıyor…

- Biri polis çağırsın.

- Bir dakika ceketimi alayım.

- Güzel olduğunuz kadar küstahsınız da.

- Bana annemi tekrar anlatır mısın babacığım?

- Senin annen bir melekti yavrum.

- Anneciğim, ben bu amcayı çok sevdim. Ona baba diyebilir miyim?

- Neden ağlıyorsun anneciğim? Hayır yavrum ağlamıyorum. Gözüme toz kaçtı.

- Seni sevmiyorum, seninle oyun oynadım, bunu anlamadın mı hala.

- Annen sen doğarken öldü yavrum.

- N’olur gerçeği söyleyin doktor, yaşayacak mıyım?

- O kızla evlenirsen, seni mirasımdan mahrum, evlatlıktan men ederim.

- Hayır siz kovmuyorsunuz, ben vazifemden istifa ediyorum.

- Tanrım, bu resim, bu resim…

- Ben fakir bir gencim, sen ise zengin bir fabrikatörün kızısın.

- Biz ayrı dünyaların insanlarıyız.

- N’ayır n’olamaz Tanrım, göremiyorum… Göremiyorum… Kör oldum.

- Görüyorum… Görüyorum..

- Evlenince pembe panjurlu bir evimiz olacak.

- Aman Allah’ım, ne kadar mesudum.

- Hayır.. Durun.. Kemal suçsuzdur.. Aradığınız suçlu benim.

- Durun siz evlenemezsiniz. Siz kardeşsiniz!

- Bizim bu dünyada yaşamaya hakkımız yok mu be hakim bey abicim. Ha?

- Bu ses.. Bu ses… Olamaz, git… Git buradan…

- Vücuduma sahip olabilirsin ama ruhuma asla.

- Üstlendiğin vazife çok mühim Kemal, bu görevi layıkıyla yapacağından eminim.

- Ben kör bir gencim, hayatımı keman çalarak kazanırım.

- Reca ederim duygularımla oynamayın.

- Sen arkadaşımın aşkısın.

- Sizi ebediyete kadar bekleyeceğim.

- Lütfen haddinizi biliniz.

- Metanetinizi muhafaza ediniz. Tanrıdan ümit kesilmez.

- Tanrım, ne kadar bedbahtım.

- Bana yıllar önce çılgıncasına sevdiğim bir kadını hatırlattınız.

- Babanın kanını yerde koma oğul.

- İşte bana yazmış olduğun aşk dolu mektuplar. Meğer hepsi yalanmış. Al bunları.

- Hayır Tamer… Olaylar sandığın gibi değil.

- Fakirsin sen… Fakir, fakir…

- Beni paranla satın alabileceğini mi sandın?

- Bu resimdeki amca kim anne?

- Sen kaç yiğidim, ben onları oyalarım.

- Hayır.. Hayır.. Tertemiz hislerimle oynadın benim.

- Biliyordum.. Ölmediğini biliyordum Rıfat.

- Oh ne saadet.

- Yaa Justinyanus, işte buna Osmanlı tokadı derler.

- Yettim yiğidim.

- Saadet dolu yuvamıza kara bir gölge düşürdün.

- Bizim gibi insanlar şerefleri için yaşarlar, namusları için ölürler. Ama sen bunu anlayamazsın.

- Çocuğumun ameliyat parası için yaptım her şeyi.

- Ağlamak istiyorum.

- Demek ikimizde aynı kadını sevdik.

- Olmadı Neriman, yapamadım.. Seni unutamadım.

- Ben sırtımda taş taşır, yine seni okuturum yavrum.

- Söyleyemedim anne, babamın simitçi olduğunu yine söyleyemedim.

- Son nefesimde her şeyi itiraf etmek istiyorum. Katil benim.

- Demek aşkımız bir yalandı.

- Parayla saadet olmaz evladım, bunu sakın unutma.

-Tanrım neden, neden ben!

- Mmmm baldan tatlı birgün ben de kendi paramla alacağım.

:) İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , , , , , | Yorum Ekle

Ben Lavaboya Kadar Gidiyorum

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Ara 31, 2009 Kategori Gündelik Yaşam

lavobaUzun yıllar oldu trene binmedim. Severdim aslında trenle seyahati. Ta ki tren kazalarına kadar. Eskiden hiç kaza olmazdı hatta en güvenilir taşımacılıktı bile denilebilir.

Trene her bindiğimizde görevli gelir Mert’in elindeki bileti yırtardı. Mert salya sümük. Baktık bizim evlat her defasında hüzne boğuluyor, fazladan bilet alırdık ki biletçi çocuğun elindeki bileti yırtmasın diye.

Çok kalabalık olurdu trenler. Galiba otobüse minibüse göre de daha ucuzdu. Sadece istasyonlarda durduğu için de zamandan tasarruf etmek isteyenlerin tercihiydi.

Yoktu eskiden öyle it kopuk takımı, tinercisi hırsızı sapığı.

Trenlerin en vazgeçilmezleri çocuklardı. Biletsiz binip görevliyle köşe kapmaca oynarlardı. Bu oyun yüzünden kaç çocuk trenden düşerek hayatını kaybetmişti :(

Banliyö trenlerinin dışında şehirlerarası trenler de zevkliydi. Kompartıman vardı, tanımadığınız 5-6 kişiyle aynı yerde gidilirdi. Yapılan alakasız sohbetler de cabası.

Dün bizim evlat trenle İzmit’e gitti gece geldi. Sabah kahvaltıda anlatıyor;

- Yanımda oturan adam birden bana döndü, ‘ben lavobaya kadar gidiyorum’ dedi. İçimden, ‘manyak mıdır nedir’ dedim ve ‘iyi gidersen git napim’ diyerek kafamı salladım. O anda karşımda oturan adamla gözgöze geldik ve adam anlamadığımı farkederek, ‘yerime bak demek istedi’ deyince ikimizde gülmeye başladık.’ dedi.

Sigara içmeye diye kalkanlar öfkeyle geri geliyorlarmış. Malum sigara yasağı. ’Yol boyunca konumuz sigaraydı’ diyor.

Bir tanesi de, ”izmarit yere atmak 25 TL. Ben vermem o parayı’ diyormuş. Bir diğeri de, ‘atma o zaman’ diye karşılık vermiş. Uyuklayan diğer adam gözünü açıp, “yahu böyle şey olur mu nerde içeceğiz bu zıkkımı diye hayıflanmış.

- Onları dinleyince sigara kullanmamakla ne kadar iyi etmişim dedi ve ekledi. ‘Hayatımda yaptığım en güzel yolculuklardandı, anne bigün beraber gidelim”

Aslında hiç fena fikir değil ama bir saat boyunca alakasız muhabbetleri Mert’le aynı ortamda dinleme durumu beni düşündürdü. Kesinlikle onla gözgöze gelmemeliyim. Aksi halde yol süresince gülme krizine girer rezil oluruz.

Bir de insanların ciddi görünme takıntıları yok mu işte o beni öldürüyor.

:) İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Vallahi Söylemem

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Ara 31, 2009 Kategori Gezi - Tatil

guneslenmekTatile gitmek herkesin hayali. Ama adı üstünde… Hayal.

 Televizyonda seyretmiştim, denizi olan biyerde öğretmenler, okulu pansiyona çevirmiş ve uygun fiyatlarla tatil yapıyorlardı.

Bilin bakalım hangi ülkede?

Vallahi söylemem… hiç boşuna uğraşmayın, hayatta bulamazsınız!

Çocuklarımızı, bu günümüzü, geleceğimizi emanet ettiğimiz öğretmenlerimiz…

Nerede ne iş yaptığı belli olmayan adamlar telaffuz edemediğimiz meblağlarda paralar kazanırken, eğitimcilerimiz bir haftalık tatil yapamıyorlar ve tatillerini sınıflara konulmuş yataklarda yatarak, çamaşırlarını bahçede leğende yıkayarak …

Şaka yaptığımı zannedebilirsiniz ama keşke şaka olsaydı. Dünyanın hiçbir yerinde yaşanmayan ve yaşanmayacak acı bir gerçek bu!

İzlerken öğretmenlerden ben utandım. Siz de utanın ülkeyi bu hale getirenler, eğitime eğitimciye gereken değeri vermeyenler!..

“Büyüyünce ne olacaksın?” diye sorulduğunda çocukların yarısının vereceği cevap; “öğretmen olacağım”

Yok çocuğum, yok evladım… öğretmen falan olma. Gemisini yürüten kaptan zihniyetinin yaşandığı bir ülkede öğretmen olup her yeni aya borçlu girip, eşinden çocuklarından ve öğrencilerinden gizli gizli ikinci bir iş yapmak zorunda kalmak istemiyorsan öğretmen olma!

Hatta birara ikinci iş yaptığı tespit edilen öğretmenin, memurun görevine son veriliyordu. Hem çocuğunu emanet ettiğin öğretmene, seni temsil eden memuruna yeteri kadar maaş verme onu ikinci bir iş yapmaya mahkum et, hem de ikinci işi yapıyor diye görevinden al…

Şaka gibi… Bilmiyorum o komik kanunlar hala devam ediyor mu…

… Hadi şimdi eğlenebiliyorsan eğlen tatile gidebiliyorsan git! Yalan oldu bizim nurtopu gibi tatil!

İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Ah Be Güzelim

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Ara 31, 2009 Kategori Haber

evlilik129 yaşındaki kadın kendisiyle evlenmek isteyenlere online test yapıyor. Sorular ise oldukça ilginç.

Çin’in Sıçüen eyaletinin Çongçing kentinde bir kadın, ilginç bir sınavla eş arıyor. China Daily gazetesinin haberine göre, 29 yaşındaki kadın, kendisiyle evlenmek isteyenler için online sınav yapıyor.

İnternette “Seninle cennete gitmek istiyorum” takma adıyla bu sınavı yapan kadın, “zeki ve kültürlü” bir eş aradığını belirtiyor. Dört farklı testin uygulandığı sınavda, öncelikle adaylardan bir şiir yazmaları isteniyor. Ardından adayın “Eski sevgiliye elveda” isimli bir mektup yazması bekleniyor.

Adayın toplumsal duyarlılığının da test edildiği sınavda, Sıçüen depreminde yaptığı bağışın miktarı ve kanıtlanması isteniyor. Son olarak da etkilendiği bir roman üzerine eleştiri yapması talep ediliyor.

Bu “zorlu sınav maratonu”na katılan binlerce adaydan yalnızca beş kişi başarılı oldu. Kadının bunların arasından birini seçmesi ya da ikinci tur teste tabi tutması bekleniyor. (Kaynak: Milliyet)

Kadın 29 yaşına gelmiş halâ soru cevapla karşısındaki erkeği tanıyabileceğini zannediyor… Yazık…

Koca adayımızdan istedikleri;

İlk etap şiirmiş… Şiirden nasıl bir sonuç çıkaracaksa artık…

“Eski sevgiliye elveda” mektubu ikinci sıradaymış. Adam halâ eski sevgilisine mektup sevdasındaysa o sevgi zaten eskimemiş demektir.

Depreme yapılan bağışın miktarını ve kanıtlanmasını istiyormuş hanfendi… İnsanlar bağışı gösteriş için yapmazlar. (Ya da en azından yapmamalılar.)

Etkilendiği bir roman üzerine eleştiri yapacakmış adayımız. Sanki dersteyiz… Çıkarın kâğıtları yazılı yapcağım…

Kadın kırmış kafayı belli. Ya başvuran binlerce erkeğe ne demeli!

Bazen düşünüyorum, kadınlar mı daha çok saçmalıyor erkekler mi… Karar veremiyorum. Genelleme yapmamak lazım. Hava sıcaklığı arttığında her iki taraf da alabildiğince saçmalayabiliyor.

Habere gelen yorumların bazıları tam bayramlık… Buyrun;

Sonuçta Çinliymiş…
alayı bir değilmi bu çekik gözlülerin?

Fazla sürmez
ahanda buraya yazıyorum bu kadının evliliği 5 ayı geçmez :) )

Saçma!
Zaman gösterecektir yapılan yöntemin yanlış olduğunu! Aralarında kavga çıkınca birbirlerine şiir okumayacaklar malesef !

Bu kadın :) )
Bu kadın kendini ne sanıyor :) ) bırakın herşeye doğru cevap veren bir insana gerçekten aşık mı olucak :) sorularla cevaplarla nasıl bir hayat kurmayı düşünüyor :) ilerde adama demesin ‘yaptığın verdiğin cevaplara uymuyor’…

Yormayın kendinizi arkadaşlar… Reklam kokan hareketler bunlar…

:) ))))) Reklam değilse de kadın erkekleri anlayamayacağını hele de sınavla asla anlayamayacağını öğrenecek. Adına da “tecrübe” diyecek.

Ah be güzelim yolun uzun senin…

:) İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Ay Gene Mi

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Ara 31, 2009 Kategori Gezi - Tatil

otobüsŞehirler arası otobüs yolculukları zordur bir o kadar da hüzünlü. Bunun nedeni sanırım şehirler arası olması.

Hep birilerinden ayrı düşersiniz bir şeyleri geride bırakırsınız. Yaşanmışlıkları yaşanmamışlıkları sevdiklerinizi sevemediklerinizi. Bazen düşlerinizi.

Aynı zamanda yollar sizi çok özlediğiniz ve sizi çok özleyen sevdiklerinize kavuşturur. Ait olduğunuz yere.

Otobüse binildiğinde host arkadaş hemen başlar ikrama. Kek otobüslerin vazgeçilmezidir. Sıcak drink ve soğuk drink. Dondurma bile yemiştim.

Bir keresinde Mert, ben ve İhya ablam İzmir’den İstanbul’a birlikte dönüyoruz. İlk ikram kek ve içecek ikramıydı. Ben kek yemedim sevmem keki. Zuladan çıkardığım çikolatayla neskafemi içtim. İhya ablam neskafenin yanında kek yedi. Mert ikisinden de almadı.

Aradan bir süre geçti aynı ikram tekrarlandı. Ablamız alışık değil toplu taşım araçlarına ve kurallara…

İkram tepsisinde kek görünce hayret nidasıyla, “ay gene mi kek yicez, ama her zaman her zaman da kek yenmez ki canım, insan değişik bir şey ikram eder!” dedi.

O an bakışlarımı kaçırdım host arkadaşla gözgöze gelmemeye özen gösterdim…

Mert hemen devreye girip bizi göstererek, “ben bu ikisini de tanımıyorum, ömrümde hiç görmedim, akraba falan da değiliz!” dedi.

Ablamız olayı sürdürüyor;

- Mert ama haksız mıyım teyzem, az önce de kek verdiler, yine kek veriyorlar!

Mert başını çevirdi camdan dışarıya bakarak;

- Bana anlatmayın hanfendi ben sizi tanımıyorum!

Görevli çocuk daha fazla dayanamadı;

- Abla napalım istiyosun börek mi açaydık… deyince ben gülmekten dağıldım.

Ablam halâ konuşuyor;

- Ay şuna bak hem suçlu hem güçlü. Bir de zeytinyağı gibi üste çıkıyor!

Görevli genç, “tööbeee töbeeee” diyerek yanımızdan uzaklaştı…

*****

Otobüslerde bir süredir de yeni düzenlemelere gidildi. Eskiden cep telefonu kapatılırdı şimdi sesini kısmak yeterli oluyor.

Keşke yapmasalardı…

Bir başka yolculuğum sırasında hemen önümde iki kadın oturuyor. Ana/kız ya da gelin/kaynana

Asıl olay genç kadının telefon konuşmaları;

- Aşkım yemin ederim otobüsteyimmmm

- Valla aşkım neden inanmıyosun banaaaa

- Aşkım annem de yanımda ona sor isterseeennnn

- Aşkım otobüsteyim diyorummmm

- Oğlum otobüsteyiz karın da yanımda, yapma böle rezil oluyoruz herkes bizi dinliyoooo

- Oğlum bana güvenmiyo musun!

- Aşkım beni çok üzüyosuuunnnnn

- Aşkım valla otobüsteyiiiizzzz

- Aşkım annem de çok üzülüyo. Lütfen böle yapma aşkım, ben seni çok seviyorum aşkııımmmm

- Peki aşkım bi kere çaldırınca hemen açcam telefonuuuuu

Bu muhabbet belirli aralıklarla yol boyunca devam etti. Kadın ve aşkısı için düşündüklerimi burada yazmasam daha iyi…

Diyorum ki; hep kek değil de bazen de simit/krem peynir mi verseler acaba. Hem İhya Ablam da sever krem peynirli simiti.

:) İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Deli Gönlüm

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Ara 31, 2009 Kategori Kent Yaşamı

parkGüzel şeyler çabuk bitermiş. Kutlamayı 7 gün 7 gece uzatsa mıydım ne… Ya da 40 gün 40 gece… Güzeldi kutlama yaa… Ne yalan söyleyeyim insanın güzel günlerini paylaşacağı arkadaşları olması hoş bir duygu. Kötü günlerden de Allah korusun!

Bugün aslında Yüksek Sadakat’la yaptığım röportajı yayınlamayı düşünmüştüm ama haftaya kaldı… Olsun, geç olsun güç olmasın.

“Ben planlı programlı yaşarım” diyerek beni gülümseten insanlar var. Plan program yapmak başka şey o plana programa göre yaşamak çok başka bir şey… Bu word beni öldürecek. “Bir şey” olur mu yaa “birşey”dir. Israrla ayırıyor. İnadına mı yapıyor ne!..

Planım suya düştüğüne göre hemen bir alternatif üreteyim. Yok diyerek oturunca yoklar var olmuyor…

Su dedim de, sahilde yürüyüş yaparken dikkatimi spor aletleri çekiyor. İnsanlar terli terli aletlerde bilinçsizce hareketler yapıyor. Görüntüye bakıldığında çok eğlendikleri belli ama acaba sağlıkları için bu bir tehlike oluşturmuyor mu?

Hareketleri öyle bilinçsizce oyuna çevirerek yapıyorlar ki bakarken ben korkuyorum. Özellikle bel hastaları için çok riskli görünüyor. Bilen bilir, bel hastası insanlar büyük adımlar atamaz ve belini hareket ettirmekte zorlanırlar. Çılgın aletler sanki lunapark gibi.

7 den 77 ye herkes Lunaparkta…

Olmaz ya gönül bu istiyor işte… Spor yapacak kişiler sağlık taramasından geçirilip kendilerine en uygun aletlerde sporlarını yapsalar… Yapılan bu spor zarar yerine kâr olarak geri dönse…

Acaba belediyeler konuyla ilgili Sağlık Bakanlığı’yla görüşmüş müdür? Sağlığı ilgilendiren bir konu olduğu için onay alınmış mıdır yoksa “para bizde ne istersek yaparız” mantığı güdülerek mi konmuştur o aletler park ve bahçelere…

Öyle ki hemen hemen heryerde var. Hizmetin halkın ayağına gitmesiyle halk memnun. İNSAN herşeyin en iyisine layık.

Bu deli gönlüm ister ki madem bir hizmet veriliyor en kalitelisi olsun.

:) İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Damsız Girilmez

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Ara 31, 2009 Kategori Eğlence-Hobi

zuhahahahaqd2- Bir arkadaşa bakılmaz

- Bir bira içip çıkılmaz

- Şöyle bi içeri bakılmaz

- Israr da edilmez

:) Ne duygu yüklü sözcükler… Bunları okuyup hala kapıyı zorlayan var mıdır? Vardır…

Adamlar böyle tabela haline getirip kapıya astıklarına göre bazı çevreler bunu algılayamıyor demektir. Anlayıp anlamazdan gelenler de vardır elbet.

Eğlencenin kurala bağlanması hoş değil aslında. “Damsız girilmez” kuralının mimarı erkekler. Mekânlara yalnız gelip kadınları rahatsız etmeseler böyle bir kurala gerek kalmazdı.

Bir haberde izlemiştim, bir mekâna damsız almıyorlardı. Erkekler de dışarı çıkan kadınları rahatsız etmek için kapının önünde kuyruğa girmişlerdi. Komik ve aptal görünüyorlardı.

Giriş parası ödememek için sudan bahaneler üretilir. Kapıdaki görevliler bu bahaneleri genellikle yemezler. Çünkü hiç yaratıcı değil. Çok klişe laflar. :) )) Adamlar haklı, nasıl bir bahane üretsinler ki? Para vermemek için, “Abi cebimdeki ekmek param” diyecek halleri yok…

Eğlence iyi hoş da beni en korkutan şey, mekânlarda alkol alıp sonrasında arabasına binip yola çıkan sürücüler. Sürücü kelimesi yanlış oldu, onlara trafik canavarı demek daha doğru. Hem kendi hayatlarını hem de başkalarının hayatını bilinçsizce tehlikeye atıyorlar.

Sonrasında trafikte komik diyaloglar gelişiyor. Tabi halâ yaşıyorlarsa…

- Alkol var mı?

Abi vardı ama hepsini içtik beee

- Alkol aldık mı?

Siz mi biz mi?

:) İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Ekle