Geçinmeye Gönlün Varsa

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Cumartesi Eki 31, 2009 Kategori İlişkiler

6ptama8“Geçinmeye gönlün varsa” diye bir tabi var. Yani; geçinmeyi gerçekten istiyorsan… Yok, istemiyorsan o başka.

O vakit; en olmayacak konulardan, en olmayacak laflar edip, en olmayacak kavgalar çıkarıp, kendimizi de karşımızdakini de huzursuz edip ayrılığa davetiye çıkarabiliriz.

Geçinmeye gönlümüz varsa ah işte o zaman ağzımızdan çıkacak her harfe nasıl da dikkat ederiz, kelimeler konusunda nasıl da cimrileşiriz. Onu kırmamak için incitmemek kaybetmemek için nasıl da özen gösteririz

Ortada tamiri imkansız sorunlar yoksa, sevgiyle yaklaşıldığında aşılamayacak engel yok.

İnsanların birbirinin hayatını cehenneme çevirmesinden daha büyük bir aptallık ve şımarıklık olamaz. Kapris yaparak geçen her saniyeye yazık ki ne yazık..

Hayatı alışveriş poşetine benzetiyorum. Alışveriş esnasında çok şey aldığınızı sanıp bi dolu bedel ödedikten sonra eve geldiğinizde poşetin içinden çıkanların hiç öyle zannedildiği kadar çok olmadığını görürsünüz ya hani…

Hayat keşke nar gibi olsaydı. Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane…Bir tane aldığımızda eve gelince bin tane olsaydı. Yaşa yaşa bitmeseydi. Her bir nar tanesi, sevdiğimizden ayrılmamak üzere biriktirdiğimiz güzellikler olabilseydi.

Onu yerken gösterdiğimiz özeni sevdiğimizle konuşurken de gösterseydik de kelimeler dökülüp saçılmasaydı keşke…

Keşke hiç “keşke” demeden yaşayabilseydik…

Ağzımızdan çıkacak her harf bizi rezil de eder vezir de. Bir kelimeyle sevdiğimizle aramızda olan tüm güzellikleri o saniyede yerle bir edebiliriz.

Veya bir kelimeyle karşımızdakini bağlayabilir ve bağlanabiliriz.

Bütün mesele; onu gözden çıkardık mı çıkar(A)madık mı?

Geçinmeye gönlümüz var mı yok mu?

:) İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Mekanlar İnsanla Güzelleşir

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Eki 29, 2009 Kategori Gündelik Yaşam

210997Büyüklerimiz, “Mekanlar insanla güzelleşir” der. Ne kadar haklı olduklarını bugün birkez daha anladım.

Bayram nedeniyle okullar tatil edildi. Sokağın karşısındaki okul tatil nedeniyle sessizliğe büründü. Koskoca okul matemde gibi. Hiç çocuk sesi yok. Terkedilmişlik hakim. Sessiz ve soğuk. Yabancı…

Sevmedim hiç hoşlanmadım bu durumdan. Üşüdüm… Buz tuttum…

Aynı duyguyu İzmir’den İstanbul’a geldikten sonra birkez daha yaşamıştım. Haber vermeden babamlara gitmiştim. Onlar da erkek kardeşime gitmişler. Anahtarım vardı ve içeri girdim.

Babam annem ve yeğenim Mehmet Reha evde olmayınca o çok sevdiğim ev hiçbir şey ifade etmeyen beton yığınına dönüşmüştü. O gün de içimin üşüdüğünü hissetmiştim. Ürpermiştim… O kadar yabancı gelmişti ki sanki o eve ilk kez girmiş gibiydim…

İçinde insan olmayan mekanlar isterse saray olsun gönülleri ısıtmıyor.

Okulların açılmasının üstünden çok zaman geçmemesine rağmen ne çok alışmışım çocukların sesine… ne çok sevmişim tanımadığım yüzlerce çocuğu…

Mekanlar değil güzel olan…

Mekanları güzel kılan şey içinde yaşayan insanlar…

:) İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , , , , | Yorum Ekle

Kadının Nesini Beğenmiyorsun

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Pazartesi Eki 26, 2009 Kategori Gündelik Yaşam

20022008121945_365_529152248Bugün niyeyse akşam olmak bilmedi. Hatta birara evlilik programı bile izledim.

Sunucu adam gribi işaret ederek, “Bir süre öpüşmeyelim, tokalaşmayalım” dedi. Gelin adaylarından bir kadın da, “Evlilikler de bir süreliğine ertelensin” deyince devreye sunucu kadın girip, “Kocayı buldun da hemen odaları ayırdın” tarzında birşey söyledi.

Yok valla, program kalitesinden dem vurmayacağım. Bakın, “Dem” falan diye de konuşmaya başladım zaten. İşiniz zor bilesiniz…

Programda, ikinci ve sonrası evlilik için gelenlere, “Önceki evliliğinde ne olmadı?” diye soruluyor.

Hiç kimse net bir cevap veremiyor. “Şiddetli geçimsizlik” diyorlar. Ne demekse…

“Evlilikten ne bekliyorsun, olmasını istediğin ve istemediğin şeyler neler?” diye sorulduğunda ilk bakıldığında çok doluymuş gibi görünen, aslında içi boşaltılmış boş cümleler kuruyorlar.

- Allah korkusu olsun, merhametli olsun, belli işi olsun, sorumluluk sahibi olsun, evi olsun vs.

Bunlar beklenti mi?

Bunlar zaten genelde her normal insan evladında olması gereken özellikler. (İnanç konusu hariç)

İzlerken önemli bir ayrıntı gözüme ilişti. Şu ana kadar yazdıklarım hep kadınlardan incilerdi…

Erkekler daha somut şeyler söylüyor. Kadınlar gibi lafı gevelemiyor. Ne istedikleri konusunda daha bilinçliler…

Erkek, “Kadın güzel olsun, yemek yapmayı bilsin” diyebiliyor. Hatta bazıları saç renginden göz rengine kadar isteklerini sıralıyor.

Yok, öyle kötü kötü bakmayın. Oraya çıkmaya cesaret eden insan, evlenmeyi aklına koyan insan elbette zevklerine beklentilerine cevap verecek insanı tercih eder. Bunda bir kötülük yok.

Ya da en azından, sadece evlenmiş olmak için evlenmeyecek olanın yapması gereken budur.

Bir başka anekdot da, (Tanrım beni baştan yarat ki, bir daha böyle kelimeler kullanmayayım.) karşılaştırma anında, “Başka adaylarla devam etmek istiyorum” denildiğinde sunucuların enteresan tepkileri…

- Adamın nesini beğenmiyorsun, aslan gibi adam…

- Kadının nesini beğenmiyorsun, artist gibi kadın…

E madem o kadar çok beğendin sen evlen. Nurtopu gibi çocukların olur diyemiyor bir Allah kulu da…

Ben galiba bu programlara bir süre takılacağım. Neden mi?

Ne bileyim, öyle işte…

:) İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , , , | Yorum Ekle

Deveye Sormuşlar

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Pazartesi Eki 26, 2009 Kategori Haber

saatHer sene bu saatlerle niye oynarlar bilmem. Saatleri de bizi de sersem ettiler. Şimdi bir sonraki saat değişimine kadar millet olarak hergün, “eski saat bilmem kaç” repliğini tekrarlayacağız.

Temsil; saat şu an 09.26

Eski saat 10.26

Mesai saatleri de değişmiş. Sabah saati aynı da, öğle yemeği 30 dk ve buna bağlı olarak akşam da 30 dk erken çıkılacakmış.

“Amacınız ne, neden yapıyosunuz? diye sorulduğunda, “akşam trafiğinden etkilenmemeye çalışıyoruz. Günü daha iyi kullanmaya çalışıyoruz” deniliyor.

Aman ne kadar önemli. Ne iyi ettiniz de halkı düşünüp görev aşkıyla yanıp tutuşup böyle kutsal bir karar aldınız.

Artık her daim yüzümüzde güller açar, sevinç çığlıkları atıp sokaklarda kendimizi kaybedene kadar deliler gibi dansederiz.

Zaten başka ne derdimiz sıkıntımız olacak. Bu işi de hallettiğimize göre artık bize karada ölüm yok…

Ben zaten yatıp kalkıp, “şu saatler bi değişse de olmayan işimden eve erken gelebilsem”in hesabını yapıyordum.

“Amaç ne?” diye sormuştuk ya hani. Hani siz de bişeyle bişeyler söylemiştiniz bize…

Bu doğru değildi…

Doğru cevap; Amaç; “Ülkede var olan bizim meydan verdiğimiz olumsuzlukları kalabalığa getirip gündem değiştirmeye çalışmak.” olmalıydı.

Deveye sormuşlar;

- Boynun niye eğri?

Deve dile gelmiş;

- Nerem doğru ki…

İyi bayramlar…

Etiketler : , , , | Yorum Ekle

Vay Bana

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Eki 22, 2009 Kategori Gündelik Yaşam

konchilissnabyeliaralv1Evde oturmuş uyuzlanırken niyedir bilmem hafızamın derinliklerindeki bir şarkıyı istemsizce mırıldanmaya başladım…

Öyle güzel melodisi var ki ve aklımda kalan bir dörtlük…

Vay Bana Vaylar Bana
Yıl Oldu Aylar Bana
Susadım Su İsterim
Su Vermez Çaylar Bana

Şarkı enfes ama malesef devamını getiremedim…

Zaman zaman bu oluyor. Derinliklerde bir yerlerde şarkı sözleri şiirler kalmış. Hiç sebepsiz birden gün ışığına çıkıyorlar.

İyi ki internet var da aradığımızı kolayca buluyoruz. Bulduğumdan da nasıl memnun kalıyorsam artık, çocuklar gibi şen oluyorum.

Birşeyi kaybedersiniz de sonra yeniden bulursunuz ya hani, bende ki sevinç durumu aynen öyle oluyor…

Şarkıyı bulduğumda ilk önce, “Söz yazarı” dikkatimi çekti. “Tabi ya…” dedim.

Aslında tahmin etmeliydim, bu harika sözlerin onun kaleminden çıktığını…

Reklam etmeyeyim diye ismini vermeyeceğim, tektaşını kendisi alan bir cici kızımız;

“Aa o da kim, tanımıyorum ama sayemde meşhur oldu” demişti…

Bizler kendisine ne dedik o da bizde kalsın!

VAY BANA VAYLAR BANA

Dağlar Dağladı Beni
Gören Ağladı Beni
Gitti Yarim Gelmedi
Derde Bağladı Beni

Vay Bana Vaylar Bana
Yıl Oldu Aylar Bana
Susadım Su İsterim
Su Vermez Çaylar Bana

Dağların Arkasından
Öldüm Yar Sevdasından
Bileydim Ayrılık Var
Giderdim Arkasından

Söz: Neşet ERTAŞ

:) İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , , , , , , , | Yorum Ekle

Bot Teyze

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Eki 22, 2009 Kategori Gündelik Yaşam

snapshotf3c393a153d7859yc2SAHİBİNDEN KİRALIK

“Kalorifere yakın, öğretmene uzak, kopyaya elverişli arka sıra bir haftalığına kiraya verilecektir. İhtiyaç sahiplerine duyurulur!”

Okullar yeni açılmasına rağmen öğrenciler maşallah zehir gibi. Şimdiden hayatı kolaylaştırmanın yollarını bulmuşlar.

Hep merak etmişimdir, öğretmenlerin de öğrenciler üzerinde etkili olabilmek için kendi geliştirdikleri sivri fikirleri var mıdır?

Öğrenci ders çalışmadığında nasıl ki öğretmenle gözgöze gelmemeye özen gösterirse, öğretmen de tam tersi her öğrencinin derse katılımını sağlamak için ne gibi cinlikler yapar?

Çocuklara laf da yetişmiyor. Öyle zeki öyle hazırcevaplar ki insan şaşırıp kalıyor.

“Sus cevap verme!” mantalitesinin eskilerde kaldığının en iyi ispatı. Kendine güveni olan kendini ifade eden kendini savunan bir nesil.

Bir başka gerçek de yeni nesil eskiye oranla daha sorumsuz daha doyumsuz ve daha mutsuz.

Bunun nedeni de çok açık. Kendilerini güvende hissetmiyorlar. Gelecek kaygıları var. Gördükleri ve yaşadıkları olumsuzluklar onları mutsuz ediyor. Bunun sonucunda da daha asi oluyorlar.

Büyükler için düşünceleri ve kullandıkları tabirler de çok ilginç…

“Bot” diyorlar.

- Bot teyze/amca… Köşeyi dönünce kaybolacak…

Şimdiden okulu kırmaya başladılar. İlkokul öğrencisinden tutun da lise öğrencisine kadar okulu kırma isteğiyle yanıp tutuşuyorlar.

Sabah yürüyüşte görüyorum. Gençler okulu kırmışlar, sahilde kayalıklarda elele gözgöze…

Okulu kırmalarından çok seçtikleri mekan canımı sıkıyor…

Eskiden okulu kırdığımızda 5-6 kişilik gruplar eşliğinde kırardık ve amaç okul dışında birlikte eğlenmekti. Bazen bir sinema bazen muhallebici.

:) )))))) Mert’in dediği gibi, benim gençliğim tekerleğin icadına ve muhallebicide muhallebi yenen dönemlere rastlar…

Neyse… Bot teyze olayım da köşeyi dönüp kaybolayım…

:) İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , , , | Yorum Ekle

Ders Almak Lazım

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Çarşamba Eki 21, 2009 Kategori Şiirimsi

melodiher

şiirden

bir

satır

her

şarkıdan

bir

melodi

her

hatadan

bir

ders

almak

lazım

hayatta.

Etiketler : , , , , , | Yorum Ekle

Günaydın Nasılsınız

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Cumartesi Eki 17, 2009 Kategori Gündelik Yaşam

tel sapığıSon günlerde ev telefonuna bir sapık dadandı. 14-15 yaşlarında bir kız çocuğu. Her sabah aradığında gayet kibarca, “günaydın nasılsınız?” diye soruyor.

Sabah sabah biri hatırımı soruyor diye ilk etapta hoşuma da gidiyor ama “kimsiniz?” dediğimde “pizzacıyı arıyorum” diyerek bütün keyfimi kaçırıyor.

İstisnasız bir haftadır her sabah aynı muhabbet…

Çocukken, komşu çocuklarıyla birlik olup fırını arayıp bakkala ekmek siparişi verirdik. Deliler gibi eğlenirdik. En son, polise şikayet edilmekle tehdit edilmiştik de tırsıp bu komik şakamızdan vazgeçmiştik.

Kendi aramızda kavga ettiğimizde de birbirimizi “annene sölerim fırına telefon ettiğimizi” diye korkuturduk. Bi söylesek hepimiz yanarız haberimiz yokmuş…

Çocukluk işte…

Bizim minik sapığımız ne kadar eğleniyorsa bu oyunu bir haftadır sürdürüyor. Ne zaman sıkılacağı da bilinmez. Umarım bir şekilde başını belaya sokmadan bu şakalarından vazgeçer…

:) İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , | Yorum Ekle

Akıl Edemedim

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Eki 15, 2009 Kategori Haber

siyah_kurdele1Nöbette uyuduğu iddia edilen Onbaşı Öztürk’ün eline pimi çekilmiş bombayı veren Teğmen Mehmet Tümer, “Kasıtlı, bilinçli birşey değil. 56 günlük meslek hayatımın tecrübesizliği. Amacım ceza değil, eğitim vermekti” dedi.

Elazığ’da pimi çekilmiş el bombasını nöbette uyuduğu iddia edilen Piyade Onbaşı İbrahim Öztürk’ün eline verip dört askerin şehit olmasına neden olan Piyade Teğmen Mehmet Tümer, hiçbir şekilde dört askerinin şehit olmasını istemediğini belirterek, “Kasıtlı, bilinçli bir şey değil. 56 günlük meslek hayatımın tecrübesizliği oldu. Başında beklemem gerektiğini öngöremedim, akıl edemedim” dedi. Tümer’in, Karakoçan’daki Koçyiğitler Piyade Taburu’nda iç güvenlik harekâtının sürdürüldüğü 17 Ağustos 2009’daki patlamada Öztürk ile birlikte Piyade Çavuş İbrahim Yaman, Piyade Onbaşı Ali Osman Altın ve Er Mesut Bulut, şehit olmuştu.

Yayın Yasağı talebine ret
Basında yer alan haberlerin ardından ayrıntıları daha sonra ortaya çıkan olayla ilgili olarak “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olmak” gerekçesiyle tutuklanan Tümer dün Elazığ 8. Kolordu Askeri Mahkemesi’nde yargılanmaya başlandı. Tümer’in avukatı Behiç Cantürk’ün duruşmalara ilişkin yayın yasağı talebi reddedildi.
Yaptığı savunmada olayı anlatan Tümer, kendisine Uzman Çavuş Şakir Akçan’ın askerler Öztürk ile Emrah Göz’ün uyuduğu ve personelin silah ve teçhizat konusunda eğitime ihtiyacı olduğunu söylediğini belirtti. Akçan’ın kendisine verdiği Öztürk’e ait el bombası ile alev gizleyeni alıp Öztürk’ün bulunduğu mevziye gittiğini anlatan Tümer, şöyle devam etti:

‘Lakayıt yanıt verdi’
“Öztürk’e el bombasını sorduğumda lakayıt bir şekilde ‘buradadır’ dedi. ‘Göster’ dediğimde bulamadı. Ben de ‘sen uyuduğun için uzman aldı’ dedim. ‘Pimini çekip mandalı bırakmadığın şekilde patlamaz’ dedim. Bir elimden diğer elime alarak gösterdim. Bombayı verdim. Hiçbir şekilde yerinden ayrılmamasını söyledim. 1-2 dakika sonra bombayı sallayarak ve gülerek roket mevzisine gittiğini gördüm. Kızdım, bağırdım. ‘Mevzine otur’ dolaşma dedim. Ben, Akçan, Piyade Kıdemli Astsubay Çavuş Soner Süvari ve habercim Piyade Çavuş Yiğit Acar ile mevzide otururken, Emrah Göz ile İsmail Turunç arasında daha önce tartışma yaşandığını öğrendim. Onlarla konuşurken Öztürk geldi. Bana, ‘Tek Biksi mühimmatı elimde patlamış adamım. Bunu da patlatırım. Pimini verin’ dedi. Ben de bu olayı çözdükten sonra gelip pimi takacağımı söyledim.”

Baba isyan etti
Bu sırada baba Hacı Öztük, söz alarak “Nöbette uyumasına karşılık devletin öngördüğü cezayı vermeniz ve ekserlik süresini uzatmanız gerekirdi” dedi. Öztürk, daha sonra “Tümer, bu dört askerin bir araya gelmesini bekledi. Ondan sonra dört askerin üzerine el bombası attı” iddiasında bulundu. Tümer de “Hiçbir askerimin askerliğinin uzamasını istemedim. Her görev dönüşünde eğitim şeklinde bazı disiplin tedbirleri uyguladım” karşılığını verdi.

‘Eğitim maksatlı’ dedi
Müdahil avukat Özgür Murat Büyük’ün “Daha önce pimi çekilmiş el bombası eline alarak eğitim yapmış mı? Başkasına böyle bir eğitim verildiğini görmüş mü?” sorusuna da Tümer, “Almadım. 56 günlük görev süremde İbrahim her görevde mutlaka uyurdu. El bombası atışlarında başarısızdı. Harp Okulu’nda pimi kendimiz çekip kendimiz atardık” karşılığını verdi. Tümer, “Yapılan hareketi eğitim mi yoksa cezalandırma amacıyla mı yaptın?” sorusuna, “Eğitim maksatlı” diye cevap verdi.

El bombası mahkemeye gelecek
Avukat Cantürk’ün “Tümer’in Öztürk’ün şeref ve haysiyeti ile oynaması veya dövmesi daha mı iyi olurdu?” sözleri üzerine baba Sinan Bulut da “Dört kişi mi ölseydi” diye tepki gösterdi. Cantürk, Öztürk’ün daha önce elinde Biksi mühimmatı patlattığını söylediğini anımsatarak Biksi mühimmatı ve el bombası istedi. Mahkeme, bilirkişi tarafından malzemelerin duruşmaya getirilmesini kararaştırdı.

‘Teğmeni uyardım’
Tanık Akçan da “Komutanım böyle bir eğitim, ceza olmaz mı dedim. O da ‘cezadan çok fırsat eğitimi’ diye cevap verdi” diye konuştu.
‘Eli terliydi’
Tanık Acar da, Öztürk’ün elinde bomba ile mevziye geldiğinde elinin terli olduğunu belirterek, “Komutanımıza ‘Az bir askerliğim kaldı. Takın artık pimi’ dedi. Teğmen sinirli bir şekilde, ‘Geç artık mevzine gelip takacağım’ karşılığını verdi” dedi. Mahkeme diğer tanıkların dinlenmesi için duruşmaya ara verdi.

Duruşma ertelendi
Teğmen Mehmet Tümer’in öğleden sonra devam eden duruşmasında olay anında bulunan askerlerin ifadeleri alındı. Duruşma bugüne ertelendi.

‘Ceza en alt sınırdan’
Şehit İbrahim Öztürk’ün avukatı Özgür Murat Büyük, iddianamede en az sınırdan ceza istendiğini öne sürerek,?“İddianame -de ölümlerin ihmal sonucu olduğuna dair talep var” dedi. (Kaynak:Milliyet)

* Pimi çekilmiş el bombasını nöbette uyuduğu iddia edilen Piyade Onbaşı İbrahim Öztürk’ün eline verip dört askerin şehit olmasına neden olan Piyade Teğmen Mehmet Tümer, hiçbir şekilde dört askerinin şehit olmasını istemediğini belirterek, “Kasıtlı, bilinçli birşey değil. 56 günlük meslek hayatımın tecrübesizliği oldu. Başında beklemem gerektiğini öngöremedim, akıl edemedim” demiş.

Rahmetli Piyade Onbaşı İbrahim Öztürk’de nefsine bir anlık yenik düşüp nöbette uyumaması gerektiğini, sonrasında işi bilmeyen sorumsuz üst’ü tarafından cezalandırılarak, asker arkadaşlarıyla birlikte bunu hayatıyla ödeyeceğini akıl edememişti…

Uyumak nasıl ki suç teşkil ediyorsa görev bilincinde olmamak TSK’yı böyle bir zan altında bırakmak da aynı şekilde suç!

Askerlerimiz hayatlarını kaybetmeseydi dahi Piyade Teğmen Mehmet Tümer yine büyük bir ciddiyetle yargılanmalıydı.

Bunları yazma amacım TSK’ni hedef göstermek değil. Burada hedef, kurum içinde maksadı aşan eylemlerde bulunanlar.

Biliyoruz ki kurumlar kalıcıdır kişiler gidici!

Etiketler : , , , , , , | Yorum Ekle

Kim Daha Baba

Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Pazar Eki 4, 2009 Kategori Haber

cocukAdamın 15 sene süren kendi aklınca da mutlu bir evliliği var. 2 tane de çocuk. Çocuklar büyüdüğünde Sevgili karısı, “Evi terk ediyorum, zaten bu çocuklar da senden değil” der.

Yapılan DNA testinde adam gerçekten çocukların babası olmadığını öğrenir ve çocukları evlatlıktan sildirir.

Berbat bir film senaryosu gibi ama maalesef gerçek…

Burada, kadının yaptıklarını yorumlamayacağım… Benim dikkatimi daha çok erkeğin yaptıkları çekti.

Dünyaya gelen iki tane bebeğe sevgi vermek yetiştirmek emek vermek bir insanın başına gelebilecek en güzel şey.

Bir bebeğin eline dokunduğunuzda parmağınızı sıkıca kavrar. O an bebekle aranızda garip bir bağ oluşur. Tarifi yok…

Bebekler öyle güzel kokar ki dünyanın en güzel kokan en pahalı parfümü bile onun yanında sönük kalır.

Bir erkeğe nasıl da yakışır babalık. Tıpkı bir kadına anneliğin çok yakıştığı gibi…

Çocukların babası olmadığını öğrenmek tabii ki erkeği tarifsiz hallere sokar. Her şeyden önce işin özünde kandırılmışlık var.

Peki ya çocuklar… Onlar ne hisseder?

Babası zannettikleri adam aslında bir yabancı…

Yabancı bir adam kandırılmak suretiyle 2 tane çocuğa yıllarca sevgi ve emek vermiş. Kadına kızıp bir anda nasıl olanların suçunu masum hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklara yükleyebiliyor?

Kim daha BABA?

Biyolojik olan mı yoksa ömrünü çocuklara adayan mı?

Adam kızgın kırgın ve çaresiz. Objektif düşünemiyor. Çocukları evlatlıktan sildirmekle sorunları halledemez. Çünkü sorunların kaynağı çocuklar değil…

Böyle davranarak sadece kendini ve çocukları cezalandırmış oldu. Ve bunu idrak ettiğinde muhtemelen acı çekecek :(

İyi bayramlar…

Etiketler : , , , , | Yorum Ekle