Hayat Bazen Kabus
Gonderen Esma KAHRAMAN Tarih Perşembe Tem 23, 2009 Kategori Şiirimsi
hayat
bazen
kabus
bazen
rüya
ne
vardı
rüyalardan
uyanmak
olmasa
hayat
bazen
kabus
bazen
rüya
ne
vardı
rüyalardan
uyanmak
olmasa
İyi Pazarlar… Bu günün tatil olması nedeniyle sabah sahil insan kaynıyordu. Yürüyüş için gelenlerin dışında masa kuranlar, balık tutmaya çalışanlar, köpeğini gezdirenler vardı.
Adamın bir tanesi kadınını yanında getirmiş oltayla tanıştırıyordu. Kadın da dinliyor görünüyordu… İstisnalar hariç hiçbir kadının oltayla balıkla işi olmaz… Sağ olsunlar sabah sabah gülümsememe neden oldular.
Bir baba-oğul vardı şimdi geldi aklıma. Birkaç gündür görünmüyorlar. Umarım hasta değillerdir… O babaya da kızıyorum, çocuk daha 8-10 yaşında. Her sabah 6.30 da yürüyüş yapsa ne olacak yapmasa ne olacak… O yavrunun o saatte uykuda olması gerekirken hergün karga kahvaltısını yapmadan yollarda…
Sabah erken saatte görevliler bankları yıkıyorlar, oturulmuyor. İlk geldiğim zamandı, kontrol etmeden banka bir oturdum… sonrası malum. Tiksinç bir durumdu ama yapacak birşey yoktu. Islanmıştım… Hiçbir şey olmamış gibi caddeye çıktım ve taksiyle eve gelmiştim. Akıllandım tabi… artık kontrol etmeden banka oturmuyorum.
Yürürken birşey dikkatimi çekti. Genelde kimse dönüp de denizin güzelliğine bakmıyor. İşe gider gibi koştura koştura yürüyorlar… Kutsal bir görevi ifa edercesine…
Bunun nedeni; insanlar güzel şeylerin değerini elindeyken bilmiyor, ancak kaybedince anlıyor… Başlarını kaldırıp bakma, o güzelliği yaşama zahmetine katlanmıyorlar. Sanki o güzellik onlara tahsis edilmiş ve yok olması düşünülemez gibi.
Her sabah banklarda, kayalıklarda uyuyan insanlar görüyorum. Saç sakal karışmış bir haldeler. Onları öyle görünce tarifsiz duygulara kapılıyorum. Şimdi mevsim yaz ama havalar soğuyunca nerede kalacaklar!.. Onların aileleri sevdikleri nerede… Hiç mi özlemezler hiç mi merak etmezler…
Bu sabah bankta uyurken gördüğüm genç bir çocuktu… 25 yaşlarında. Üstü başı temizdi. Belki ailesiyle kavga etti evden çıkıp gitti belki de parası yok… Zavallı görünüyordu…
Şu yeryüzünde insan kadar güçlü ama insan kadar da güçsüz aciz zavallı yaratık yok. Güçlüler güçsüzlere sahip çıkmadığı için hatta onları yok etmeye programlandıkları için insan insanın kabusu haline gelmiş. Ortada ilgiye yardıma muhtaç çaresiz insanlar…
Onu bunu bilmem… İnsana değer vermediğimiz sürece hiçbir sorunun üstesinden gelemeyiz. Bunun için de önce insanı sevmemiz gerekir. Sevgi beraberinde merhamet getirir.
Yaradılanı sev Yaradan’dan ötürü…
İyi bayramlar…
hüzün
bahçesinde
renk renk
çiçek
açar mı
dallarına
bir bir
kuşlar
konar mı
güneşi
görünce
yüzünü
döner mi
Duvara toslamak ne demektir?
Çok can yakmadığı sürece aslında iyi bişeydir. Okul, elektrik, yol, su olarak geri dönmese de tecrübe olarak geri döner…
Tecrübe de yenen kazıkların bileşkesiymiş. Biyerde öyle okumuştum.
Ben yine de farklı düşünüyorum. Bazen hayatta güzel tecrübeler de olur. Güzel ve gerekli tecrübeler. İnsanı kendine getirir.
- Duvara kim toslar?
Herşeyi bildiğini zanneden
- Neden toslar?
Gururundan
- Gurur nedir?
Korkaklıkla karışık ahmaklık
- Sonra ne olur?
Sersem olur
- Bu onu kendine getirir mi?
Gelmezse kendi bilir ama genelde getirir
- Örnek vermek gerekir mi?
Gerekmez. Aynaya bakmak yeterlidir!
İyi bayramlar…
sevmek
tozlu
raflarda
kitabın
tozunu
almak
gibidir
sayfalarını
açıp
tek tek
okumak
gibidir
özet
çıkarmaya
kalktığında
sevgi
biter
gökyüzünde
kaç
yıldız
var
hiç
saydın mı
hepsine
birer birer
isim
taktın mı
kayarken
hiç
kaymasın
diye
dilek
tuttun mu
hepsi
sizin
olsun
gökkuşağı
benim
bilmezdim
eskiden
ayrıntıları
duymazdım
bazen
görmezdim
olanları
artık
gereği
düşünüldü
umutlar
kırılgan
daldan
ince
basıp
üstüne
düşersen
eyvah
hayaller
sevinçler
tükenmesin
mevsim
yaza
dönünce